Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Hâdû (هادوا): Yahudi olanlar, Yahudilik dinine mensup olanlar.
- Nasârâ (النصارى): Hristiyanlar, İsa aleyhisselam'ın ümmeti.
- Sâbiîn (الصابئين): Sâbiîler. Bu kelime "bir dinden başka bir dine çıkmak" anlamındaki "sebe'e" kökünden gelir. Kendilerine özgü belirli bir kitapları ve peygamberleri olmayan, daha çok yıldızlara ve meleklere ibadet eden, ancak içlerinde Hanif (tevhid inancına bağlı) olanları da bulunan bir topluluktur.
- Ecr (أجر): Karşılık, mükâfat, sevap.
- Havf (خوف): Korku, gelecekte başa gelecek kötü bir şeyden endişe etmek.
- Hüzün (حزن): Üzüntü, geçmişte kaybedilen bir şeyden dolayı duyulan keder.
Tefsir:
Yüce Allah bu âyet-i kerimede, kendi katında makbul olan dinin ve kurtuluşun esasını beyan buyurmaktadır. Bu, aslında tüm peygamberlerin getirdiği ortak mesajdır: Allah'a iman, ahiret gününe iman ve salih amel. Bu üç esas, kim tarafından ve hangi dönemde yaşarsa yaşasın, Allah katında kabul gören amelin temelidir.
Bu âyet, hem bu ümmetten iman edenleri hem de Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in gönderilişinden önceki ümmetlerden, yani Yahudilerden, Hristiyanlardan ve Sâbiîlerden, gerçek anlamda Allah'a ve ahiret gününe iman edip salih ameller işleyenleri müjdelemektedir. Onlar için Rableri katında ecirleri, mükâfatları hazırdır. Onlar için ahirette hiçbir korku yoktur; geçmişte dünyada elde edemedikleri şeyler için de üzüntü duymayacaklardır. Çünkü onların kazancı, dünyanın geçici menfaatlerinden çok daha büyük ve kalıcıdır.
Ancak bu müjde, Hz. Muhammed (s.a.v.)'in peygamber olarak gönderilmesinden önceki döneme aittir. Çünkü o dönemde henüz son ve kapsamlı şeriat gelmemişti ve insanlar kendi peygamberlerinin getirdiği hükümlere uymakla mükellefti. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) gönderildikten sonra ise durum tamamen değişmiştir. O, bütün insanlığa gönderilen son peygamberdir ve getirdiği din, önceki dinlerin hükmünü kaldırmıştır. Artık Allah katında makbul olan tek din, onun getirdiği İslam'dır. Bu sebeple, Peygamberimizden sonra kim Yahudi, Hristiyan veya başka bir din üzere kalırsa, onun bu hali Allah katında kabul görmeyecektir.
Sevgili kardeşlerim! Bu âyet bize, Allah'ın rahmetinin genişliğini ve adaletinin tecellisini gösterir. Allah Teâlâ, geçmiş ümmetlerden samimi iman edenleri asla unutmamış ve onların ecirlerini vereceğini vaat etmiştir. Bu, Allah'ın asla zulmetmeyeceğinin ve hiçbir iyiliği karşılıksız bırakmayacağının delilidir. Bizler için ise buradan çıkarılacak en büyük ders, İslam'ın son ve mükemmel din olduğuna iman etmek, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e gönülden bağlanmak ve hayatımızı onun sünnetine uygun olarak salih amellerle süslemektir. Çünkü kurtuluşun tek yolu, bu son çağrıya icabet etmektir. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyelim; O'nun kapısı her zaman tövbe edenlere açıktır. Ancak İslam'ın dışında bir kurtuluş aramak, boş bir çabadan ibarettir. Rabbimiz bizleri, hakkıyla iman edenlerden ve salih amel işleyenlerden eylesin.
📜 Ayet 60-64 — Bakara
Meal — Bakara 62
Sure Bakara Ayet 62 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah'a ve ahiret…Sure Ayet 62/286 — Bakara البقرة (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Bakara Dinle, Bakara Meal, Bakara mp3, Bakara pdf. Ayet 60–64. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










