Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Âmentüm lehû: Ona iman mı ettiniz, onu tasdik mi ettiniz?
- Kebîrüküm: Büyüğünüz, başınız, reisiniz.
- Min hilâf: Karşıt taraftan, bir elden ve bir ayaktan (çapraz olarak).
- Fî cüzûi’n-nahl: Hurma ağaçlarının gövdeleri üzerinde.
- Eşeddü azâben: Azabı daha şiddetli olan.
- Ebkâ: Daha kalıcı, daha sürekli olan.
Tefsir:
Firavun, sihirbazların secdeye kapanıp iman ettiklerini görünce öfkeden deliye döndü ve onlara şöyle seslendi: "Ben size izin vermeden önce mi O'na iman ettiniz?!" Bu sözler, Firavun'un kibrini ve zorbalığını gözler önüne seriyordu. O, insanların kendisinden izin almadan iman etmelerini bile kendine hak görüyor, ilahlık taslıyordu.
Ardından, sihirbazların bu imanını küçümsemek ve halkın gözündeki itibarlarını düşürmek için şöyle dedi: "Şüphesiz o, size sihri öğreten büyüğünüzdür!" Yani Firavun, bu işin önceden aralarında planlandığını, Musa'nın (a.s.) onların hocası olduğunu ve bu gösterinin bir komplo olduğunu iddia ediyordu. Hâlbuki sihirbazlar, daha önce Musa'yı (a.s.) hiç görmemişlerdi ve onun getirdiği mucizenin sihir olmadığını, gerçek bir ilahî delil olduğunu anlamışlardı. Onlar, hakikati gördükleri anda dünyanın bütün geçici menfaatlerini bir kenara bırakıp iman etmişlerdi.
Firavun, tehditlerine devam ederek dedi ki: "Andolsun ki ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim!" Yani bir elden ve bir ayaktan, sağ el ile sol ayak kesilecek şekilde işkence yapacaktı. "Ve sizi hurma ağaçlarının gövdelerine asacağım!" Bu, onları en acımasız şekilde cezalandıracağını ve herkese ibret olacak şekilde sergileyeceğini ifade ediyordu.
Firavun'un bu tehdidi, onun ne kadar zalim ve merhametsiz olduğunu gösterirken, sihirbazların imanının ne kadar sağlam ve samimi olduğunu da ortaya koymaktadır. Onlar, daha birkaç saat önce Firavun'un en yakın adamları, sarayın gözdesi ve maaşlı sihirbazlarıydılar. Ama hakikat ortaya çıkınca, dünyevî makam ve mevkiyi, hatta canlarını bile hiçe saydılar.
Firavun'un son sözü ise şu oldu: "O zaman göreceksiniz ki hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış!" O, kendi azabını, Allah'ın azabıyla kıyaslamaya cüret ediyordu. Bu, onun ne kadar cahil ve kibirli olduğunu gösteriyor. Çünkü Allah'ın azabı hiçbir şeyle kıyaslanamaz; O'nun azabı hem dünyada hem ahirette en şiddetli ve en süreklidir.
Bu kıssada bizler için çok büyük dersler vardır. Sihirbazlar, ömürlerini sihirle geçirmiş, bu sanatta ustalaşmış insanlardı. Ama hakikati gördüklerinde bir an bile tereddüt etmeden iman ettiler. Onlar, Firavun'un dünyevî tehditlerine aldırış etmeden, ebedî kurtuluşu tercih ettiler. Bu, imanın insanı nasıl yücelttiğini ve dünyanın bütün korkularından nasıl arındırdığını göstermektedir.
Sevgili kardeşim, bu ayet bize şunu öğretiyor: Hakikat ne zaman ortaya çıkarsa çıksın, onu kabul etmekten asla çekinmeyelim. Dünyanın makamı, malı, mevkiî ne kadar cazip görünse de, bunların hepsi geçicidir. Allah'ın rızası ve imanın verdiği huzur ise kalıcıdır. Sihirbazların bu fedakârlığı, kıyamete kadar iman edenlere örnek olacaktır. Onlar, dünyada Firavun'un azabına uğradılar ama ahirette Allah'ın rahmetine ve cennetine kavuştular. İşte gerçek kazanç budur!
📜 Ayet 69-73 — Tâhâ
Meal — Tâhâ 71
Sure Ayet 71/135 — Tâhâ طه (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Tâhâ Dinle, Tâhâ Meal, Tâhâ mp3, Tâhâ pdf. Ayet 69–73. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










