Nisâ · 143/176
Meal Okunuş — Nisâ
مُّذَبْذَبِينَ بَيْنَ ذَٰلِكَ لَا إِلَىٰ هَٰؤُلَاءِ وَلَا إِلَىٰ هَٰؤُلَاءِ ۚ وَمَن يُضْلِلِ اللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُ سَبِيلًا ۝١٤٣
Muzabzabeena baina zaalika laaa ilaa haaa` ulaaa`i wa laaa ilaa haaa`ulaaa`; wa mai yudlilil laahu falan tajida lahoo sabeela
📖 Türkçe Anlam
Doğrusu münafıklar Allah'ı aldatmağa çalışırlar, oysa O, onlara aldatmanın ne olduğunu gösterecektir. Onlar namaza tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, ne onlarla, ne de bunlarla olur, ikisi arasında bocalayarak Allah'ı pek az anarlar. Allah'ın saptırdığı kimseye yol bulamayacaksın.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Müzebzebîn: İki taraf arasında bocalayan, kararsız, şaşkın ve perişan bir halde oraya buraya sürüklenen kimseler.
  • Beyne zâlike: Bu iki grup arasında (iman ile küfür arasında).
  • Lâ ilâ hâulâi ve lâ ilâ hâulâi: Ne şunlara (müminlere) ne de bunlara (kâfirlere) mensup olmayanlar.
  • Men yudlili’llâh: Allah’ın hidayetten mahrum bıraktığı, sapıklıkta bıraktığı kimse.
  • Sebîl: Yol, doğru yola ulaştıracak bir çıkar yol.

Tefsir:

Bu âyet-i kerîmede Yüce Allah, münafıkların içinde bulunduğu hazin durumu gözler önüne seriyor. Onlar, iman ile küfür arasında bocalayıp duran, bir türlü karar veremeyen, kalpleri sürekli bir tereddüt ve şaşkınlık içinde çırpınan kimselerdir. Ne tam anlamıyla müminlerle beraberdirler ne de kâfirlerle. Dışları mümin görünür, içleri ise küfürle doludur. Bu yüzden ne bir gruba tam bağlanabilirler ne de diğerine. İki ateş arasında kalmış, huzur bulamayan, sürekli bir endişe ve korku içinde yaşayan zavallı kimselerdir onlar.

Bu durum, kalbi imanın tadını almamış, hakikati kabul etmemiş insanların ne kadar acı bir hâl olduğunu gösterir. Mümin, kalbiyle Allah’a bağlanmış, O’na teslim olmuş, huzuru ve güveni bulmuş kimsedir. Kâfir de en azından kendi inancında bir kararlılık içindedir. Ama münafık, ne bu ne de o... İşte bu yüzden onlar, dünyada da ahirette de en sıkıntılı durumda olanlardır.

Âyetin sonunda ise büyük bir hakikat vurgulanıyor: “Allah kimi saptırırsa, sen ona asla bir çıkar yol bulamazsın.” Bu, Allah’ın hidayetinin her şeyin üzerinde olduğunu, O’nun doğru yoldan ayırdığı bir kimseyi hiçbir gücün, hiçbir vesilenin doğru yola iletemeyeceğini ifade eder. Çünkü hidayet, yalnızca Allah’ın elindedir. O, dilediğini hidayete erdirir, dilediğini de sapıklıkta bırakır. Bu, O’nun adaletinin ve hikmetinin bir gereğidir.

Ey değerli kardeşim! Bu âyet bize ne kadar büyük bir ders veriyor: İman, kararlılık ve samimiyet ister. İki yüzlülük, tereddüt ve kararsızlık, insanı hem dünyada huzursuz eder hem de ahirette hüsrana sürükler. Allah’a gönülden bağlanan, O’nun kitabına ve Resûlü’nün sünnetine sımsıkı sarılan kimse, işte o gerçek huzura ve kurtuluşa ermiştir. Rabbimiz, bizleri kalbi imanla mutmain olan, dosdoğru yolda sebat eden kullarından eylesin. Bizi iki yüzlülükten, tereddütten ve sapıklıktan uzak tutsun. Âmin.

🎧 Dinle

📜 Ayet 141-145 — Nisâ

141الَّذِينَ يَتَرَبَّصُونَ بِكُمْ فَإِن كَانَ لَكُمْ فَتْحٌ مِّنَ اللَّهِ قَالُوا أَلَمْ نَكُن مَّعَكُمْ وَإِن كَانَ لِلْكَافِرِينَ نَصِيبٌ قَالُوا أَلَمْ نَسْتَحْوِذْ عَلَيْكُمْ وَنَمْنَعْكُم مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ ۚ فَاللَّهُ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ۗ وَلَن يَجْعَلَ اللَّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلًا
Sizi gözleyenler, Allah'tan size bir zafer gelirse, "Sizinle beraber değil miydik?" derler; eğer kafirlere bir pay çıkarsa, onlara: "Size üstünlük sağlayarak sizi müminlerden korumadık mı?" derler. Allah kıyamet günü aranızda hüküm verir. Allah inkarcılara, inananlar aleyhinde asla fırsat vermeyecektir.
142إِنَّ الْمُنَافِقِينَ يُخَادِعُونَ اللَّهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْ وَإِذَا قَامُوا إِلَى الصَّلَاةِ قَامُوا كُسَالَىٰ يُرَاءُونَ النَّاسَ وَلَا يَذْكُرُونَ اللَّهَ إِلَّا قَلِيلًا
Doğrusu münafıklar Allah'ı aldatmağa çalışırlar, oysa O, onlara aldatmanın ne olduğunu gösterecektir. Onlar namaza tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, ne onlarla, ne de bunlarla olur, ikisi arasında bocalayarak Allah'ı pek az anarlar. Allah'ın saptırdığı kimseye yol bulamayacaksın.
143مُّذَبْذَبِينَ بَيْنَ ذَٰلِكَ لَا إِلَىٰ هَٰؤُلَاءِ وَلَا إِلَىٰ هَٰؤُلَاءِ ۚ وَمَن يُضْلِلِ اللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُ سَبِيلًا
Doğrusu münafıklar Allah'ı aldatmağa çalışırlar, oysa O, onlara aldatmanın ne olduğunu gösterecektir. Onlar namaza tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, ne onlarla, ne de bunlarla olur, ikisi arasında bocalayarak Allah'ı pek az anarlar. Allah'ın saptırdığı kimseye yol bulamayacaksın.
144يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاءَ مِن دُونِ الْمُؤْمِنِينَ ۚ أَتُرِيدُونَ أَن تَجْعَلُوا لِلَّهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَانًا مُّبِينًا
Ey İnananlar! Müminleri bırakıp kafirleri dost edinmeyin. Allah'ın aleyhinize apaçık bir ferman vermesini mi istersiniz?
145إِنَّ الْمُنَافِقِينَ فِي الدَّرْكِ الْأَسْفَلِ مِنَ النَّارِ وَلَن تَجِدَ لَهُمْ نَصِيرًا
Doğrusu münafıklar cehennemin en alt tabakasındadırlar. Onlara yardımcı bulamayacaksın.
NisâKuran Fihrist
176Ayet
MedeniRevelation
143Ayet

Meal — Nisâ 143

Sure Nisâ Ayet 143 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Doğrusu münafıklar Allah'ı aldatmağa çalışırlar, oysa O, onlara aldatmanın ne…

Sure Ayet 143/176 — Nisâ النساء (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Nisâ Dinle, Nisâ Meal, Nisâ mp3, Nisâ pdf. Ayet 141–145. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler