Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Lağv: Kasıtsız, dil sürçmesiyle ağızdan çıkan, kalbin onaylamadığı boş yeminler.
- Akdettiğiniz yeminler: Kalben azmedilerek, ciddi niyetle yapılan yeminler.
- Keffaret: Günahı örten, onu temizleyen ibadet veya malî yükümlülük.
- Evsat: Orta halli, ne çok pahalı ne çok ucuz olan; halkın genelinin yediği yemek türü.
- Kisve: Örfe göre bir kişiyi giydirecek miktarda elbise.
- Tahrîru rakabe: Köle veya cariyeyi hürriyetine kavuşturmak.
Tefsir:
Rahmeti sonsuz olan Allah, kullarına hiçbir zaman güçlerini aşan bir yük yüklemez. Bu âyet-i kerîmede de Yüce Rabbimiz, yeminler konusunda müminlere hem merhametini hem de hükümlerindeki kolaylığı göstermektedir. Öncelikle şunu bilmeliyiz ki Allah Teâlâ, sözlerimizde dilimizden dökülen ancak kalbimizde bir kasıt taşımayan "lağv" yeminlerden dolayı bizi sorumlu tutmayacağını bildiriyor. Mesela birinin "Vallahi şunu yapacağım" deyip de o anda aklında bir şey olmadan, sadece bir alışkanlık eseri olarak söylemesi gibi. Bu tür yeminler, günlük hayatta dilimize yerleşen "Vallahi de, billahi de" gibi sözlerdir ve bunlar için bir sorumluluk yoktur.
Ancak asıl önemli olan, kalbimizle azmederek, ciddi bir niyetle yaptığımız yeminlerdir. İşte Allah, bu tür yeminleri bozduğumuzda bizi sorumlu tutar. Fakat burada da Yüce Rabbimiz, kapıyı tamamen kapatmamış, günahı silip temizleyecek bir keffaret kapısı açmıştır. Bu keffaret, kulun durumuna göre kolaydan zora doğru sıralanmıştır:
- On yoksulu doyurmak: Kişi, kendi ailesine nasıl bir yemek yediriyorsa, o orta halli yemekten on yoksulu doyurur. Bu, kişinin kendi standardına göre ölçülür; yani ne çok lüks ne de çok düşük olmayan, kendi evinde yediği yemekten vermesi gerekir.
- On yoksulu giydirmek: Her birine örfe göre bir elbise almak veya giydirmek.
- Bir köle azat etmek: Bir insanı hürriyetine kavuşturmak, onun zincirlerini kırmak.
Bu üç seçenekten birini yapmakta serbesttir. Fakat bunlara gücü yetmeyen kimse için de Allah kolaylaştırmıştır: Üç gün oruç tutmak. İşte bu, Allah'ın kullarına olan merhametinin bir göstergesidir. Hiçbir kul, imkânsız bir yükümlülükle karşı karşıya bırakılmamıştır.
Âyetin sonunda ise çok önemli bir uyarı vardır: "Yeminlerinizi koruyun!" Yani yemin etmeyi alışkanlık haline getirmeyin. Eğer yemin edecekseniz, ya sözünüzde durun ya da bozarsanız keffaretini ödeyin. Yemin, Allah'ın adını yüceltmek için yapılır; onu sıradanlaştırmak, boş yere Allah'ın adını anmak, müminin şanına yakışmaz.
Bu âyet, bize İslam'ın ne kadar yaşanabilir ve insan fıtratına uygun bir din olduğunu gösterir. Allah, hiçbir konuda kulu sıkıştırmaz; her zorluğun yanında bir kolaylık yaratır. Bu, Rabbimizin bize olan sevgisinin ve merhametinin bir nişanesidir. O'nun bu kadar kolaylık gösteren hükümlerine uyduğumuzda, hem dünyada huzur buluruz hem de ahirette kurtuluşa ereriz. Allah'ın dinini öğrenip yaşadığımız için O'na şükretmek, bizim en büyük kazancımızdır. Çünkü O, bize doğru yolu göstermekle en büyük nimeti vermiştir.
📜 Ayet 87-91 — Mâide
Meal — Mâide 89
Sure Mâide Ayet 89 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Allah size rasgele yeminlerinizden dolayı değil, bile bile ettiğiniz yeminlerden…Sure Ayet 89/120 — Mâide المائدة (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Mâide Dinle, Mâide Meal, Mâide mp3, Mâide pdf. Ayet 87–91. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










