Nahl · 112/128
Meal Okunuş — Nahl
وَضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا قَرْيَةً كَانَتْ آمِنَةً مُّطْمَئِنَّةً يَأْتِيهَا رِزْقُهَا رَغَدًا مِّن كُلِّ مَكَانٍ فَكَفَرَتْ بِأَنْعُمِ اللَّهِ فَأَذَاقَهَا اللَّهُ لِبَاسَ الْجُوعِ وَالْخَوْفِ بِمَا كَانُوا يَصْنَعُونَ ۝١١٢
Wa darabal laahu masalan qaryatan kaanat aaminatam mutma`innatany yaaateehaa rizquhaa rghadam min kulli makaanin fakafarat bi an`umil laahi fa azaaqahal laahu libaasal joo`i walkhawfi bimaa kaanoo yasna`oon
📖 Türkçe Anlam
Allah size güven ve huzur içinde olan bir kasabayı misal verir: Her taraftan oraya bolca rızık geliyordu. Ama Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden Allah onlara yaptıklarına karşılık açlık ve korku belasını tattırdı.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Karye: Şehir, belde, yerleşim yeri.
  • Âmine: Korkudan emin olan, güven içinde bulunan.
  • Mutmainne: İstikrarlı, huzurlu, yerinden ayrılmayan, göç etmeyen.
  • Rağd: Bol, bolluk içinde, rahat ve geniş bir şekilde.
  • En'um: Nimetler (Allah'ın verdiği sayısız nimetler).
  • Ezâkahâ: Tatdırdı, tattırdı (cezasını gösterdi).
  • Libâs: Elbise, giysi (burada mecazî olarak kuşatıcı ve kaplayıcı bir azap anlamında).
  • Cû': Açlık.
  • Havf: Korku.

Tefsir:

Allah Teâlâ, bu âyet-i kerîmede bizlere ibret verici, düşündürücü ve uyarıcı bir misal sunmaktadır. Bu misal, Mekke-i Mükerreme'dir. Bir zamanlar bu belde, Allah'ın lütfuyla öyle bir güven ve huzur içindeydi ki, etrafındaki kabileler birbirlerini yağmalarken, kan dökerken, Mekkeliler hiçbir korku duymadan, rahat ve huzur içinde yaşıyorlardı. Kimse onlara saldırmaya cesaret edemiyor, mallarına, canlarına ve namuslarına göz dikemiyordu. Üstelik bu güven ve huzurun yanında, rızıkları da her yerden, her yönden bol bol, kolayca ve bereketli bir şekilde geliyordu. Ticaret kervanları, tarım ürünleri, her türlü ihtiyaçları onlara akıyordu. Kısacası, dünyevî anlamda her şey yolundaydı; adeta bir cennet köşesi gibiydi.

Ancak bu büyük nimetlere karşılık, bu beldenin halkı nankörlük etti. Allah'ın kendilerine verdiği bunca nimeti inkâr ettiler, şükretmediler, O'na ortak koştular. Peygamberlerini yalanladılar ve azgınlıkta ısrar ettiler. İşte tam bu noktada, Allah'ın azabı ve cezası onları yakaladı. Cenâb-ı Hak, onlara öyle bir açlık ve öyle bir korku elbisesi giydirdi ki, bu onları her taraftan kuşattı. Tıpkı bir elbisenin insanı sarması gibi, açlık ve korku da onları baştan aşağı sardı. Öyle ki, bu açlık yüzünden ölü hayvanları ve köpek leşlerini bile yemek zorunda kaldılar. Korku ise, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in seriyyeleri ve orduları tarafından kuşatılmaları, sürekli bir tehdit ve endişe içinde yaşamaları şeklinde tezahür etti.

Bu azabın sebebi neydi? Elbette kendi elleriyle yaptıklarıydı. Küfürleri, isyanları, nankörlükleri ve işledikleri kötülüklerdi. Allah onlara zulmetmedi; onlar kendi nefislerine zulmettiler.

Bu misal, bizler için ne kadar büyük bir derstir! Nimetin şükrü, azabın sebebidir. Allah'ın verdiği her nimet, bir imtihandır. Eğer bizler bu nimetlere şükreder, O'na itaat eder ve emirlerine uyarsak, Allah bize daha fazlasını verir ve bizi her türlü korku ve açlıktan muhafaza eder. Ancak nankörlük eder, isyan eder ve O'nu unutursak, işte o zaman Allah'ın cezası kaçınılmaz olur. Bu sebeple, üzerimizdeki sayısız nimetleri düşünmeli, her an O'na şükretmeli ve O'nun rızasına uygun bir hayat yaşamaya gayret etmeliyiz. Unutmayalım ki, güven ve bolluk, ancak Allah'a iman ve şükürle kalıcı olur.

🎧 Dinle

📜 Ayet 110-114 — Nahl

110ثُمَّ إِنَّ رَبَّكَ لِلَّذِينَ هَاجَرُوا مِن بَعْدِ مَا فُتِنُوا ثُمَّ جَاهَدُوا وَصَبَرُوا إِنَّ رَبَّكَ مِن بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ
Rabbin, türlü eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, sonra Allah uğrunda savaşan ve sabreden kimselerden yanadır. Rabbin şüphesiz bundan sonra da bağışlar ve merhamet eder.
111۞ يَوْمَ تَأْتِي كُلُّ نَفْسٍ تُجَادِلُ عَن نَّفْسِهَا وَتُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍ مَّا عَمِلَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
O gün, herkesin kendi derdine düşüp çabalayacağı ve herkesin işlediğinin haksızlığa uğratılmadan kendisine ödeneceği bir gündür.
112وَضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا قَرْيَةً كَانَتْ آمِنَةً مُّطْمَئِنَّةً يَأْتِيهَا رِزْقُهَا رَغَدًا مِّن كُلِّ مَكَانٍ فَكَفَرَتْ بِأَنْعُمِ اللَّهِ فَأَذَاقَهَا اللَّهُ لِبَاسَ الْجُوعِ وَالْخَوْفِ بِمَا كَانُوا يَصْنَعُونَ
Allah size güven ve huzur içinde olan bir kasabayı misal verir: Her taraftan oraya bolca rızık geliyordu. Ama Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden Allah onlara yaptıklarına karşılık açlık ve korku belasını tattırdı.
113وَلَقَدْ جَاءَهُمْ رَسُولٌ مِّنْهُمْ فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمُ الْعَذَابُ وَهُمْ ظَالِمُونَ
And olsun ki, aralarından kendilerine bir peygamber gelmişti, onu yalancı saydılar. Haksızlık ederlerken azaba uğradılar.
114فَكُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللَّهُ حَلَالًا طَيِّبًا وَاشْكُرُوا نِعْمَتَ اللَّهِ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ
Yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız, Allah'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin, O'nun nimetine şükredin.
NahlKuran Fihrist
128Ayet
MekkiRevelation
112Ayet

Meal — Nahl 112

Sure Nahl Ayet 112 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Allah size güven ve huzur içinde olan bir kasabayı misal…

Sure Ayet 112/128 — Nahl النحل (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Nahl Dinle, Nahl Meal, Nahl mp3, Nahl pdf. Ayet 110–114. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler