Kehf · 24/110
Meal Okunuş — Kehf
إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُۚ وَٱذۡكُر رَّبَّكَ إِذَا نَسِيتَ وَقُلۡ عَسَىٰٓ أَن يَهۡدِيَنِ رَبِّي لِأَقۡرَبَ مِنۡ هَٰذَا رَشَدًا  ۝٢٤
Illaaa any yashaaa`al laah; wazkur Rabbaka izaa naseeta wa qul `asaaa any yahdiyani Rabbee li aqraba min haazaa rashadaa
📖 Türkçe Anlam
Herhangi bir şey için, Allah'ın dilemesi dışında: "Ben yarın onu yapacağım" deme. Unuttuğun zaman Rabbini an ve şöyle de: "Umulur ki, Rabbim beni doğruya daha yakın olana eriştirir."
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • İllâ en yeşâallah: “Allah dilerse” demek olan istisna kaydı. Yani sözü Allah’ın iradesine bağlamak.
  • Vezkür rabbeke: Rabbini an, O’nu zikret.
  • İzâ nesît: Unuttuğun zaman.
  • Asâ: Umulur ki, belki.
  • Yehedîni: Beni hidayete erdirsin, doğru yola ulaştırsın.
  • Li-akrabe min hâzâ reşedâ: Bu (söylediğim) şeyden daha yakın/doğru olan bir olgunluğa, doğruya.

Tefsir:

Sevgili kardeşlerim, Allah Teâlâ bu âyet-i kerîmede bizlere çok önemli bir edep ve ahlâk dersi veriyor. Bir işi yapmaya karar verdiğimizde, yarın yapacağım diye kesin bir dille söz verdiğimizde, mutlaka “inşâallah” dememiz emrediliyor. Çünkü insanın elinde olmayan nice engeller çıkabilir; yarın ne olacağını ancak Allah bilir. Bu yüzden mümin, her işini Allah’ın iradesine havale eder ve “Allah dilerse yaparım” der.

Âyetin devamında ise çok güzel bir müjde var: Eğer “inşâallah” demeyi unutursan, hemen Rabbini zikret, O’nu an. Çünkü Allah’ı anmak, kalbi aydınlatır, zihni açar ve unutkanlığı giderir. “İnşâallah” demeyi unuttuğun anda, “Allah’ım, sen beni affet, bana merhamet et” diyerek Rabbini an ve sözünü düzelt. Bu, kulun aczini itiraf edip Rabbine sığınmasıdır ki, Allah böyle kullarını asla yalnız bırakmaz.

Son olarak Allah Teâlâ, Resulüne ve onun şahsında tüm müminlere şöyle buyuruyor: “De ki: Umulur ki Rabbim, beni bu söylediğimden daha yakın ve daha doğru olan bir olgunluğa ulaştırır.” Bu, kulun her zaman Allah’tan hayırlısını istemesi, kendi aklının ve tedbirinin ötesinde Rabbinden daha güzelini, daha doğrusunu dilemesidir. İşte bu teslimiyet, müminin en güzel vasfıdır.

Davet ve Mesaj:

Ey Allah’ın kulları! Bu âyet bize gösteriyor ki, hayatımızın her anında Allah’a muhtacız. Konuşurken, söz verirken, plan yaparken hep O’nun iradesini hatırlamalıyız. “İnşâallah” demek, sadece bir söz değil; kalbin Allah’a bağlanması, kulun aczini itiraf etmesi ve her işte O’na güvenmesidir. Unuttuğumuzda ise Rabbimiz bize kapıyı kapatmıyor; “Beni an, unutma” diyor. Ne büyük rahmet! Rabbimiz, unutan kulunu bile affedeceğini ve doğruya ileteceğini müjdeliyor. Öyleyse gelin, her işimizde “inşâallah” diyelim, unuttuğumuzda hemen Rabbimizi zikredelim ve her zaman O’ndan hayırlısını dileyelim. Çünkü hidayet, ancak Allah’ın elindedir ve O, kendisine yönelen kulu asla boş çevirmez.

🎧 Dinle

📜 Ayet 22-26 — Kehf

22سَيَقُولُونَ ثَلَٰثَةٌ رَّابِعُهُمۡ كَلۡبُهُمۡ وَيَقُولُونَ خَمۡسَةٌ سَادِسُهُمۡ كَلۡبُهُمۡ رَجۡمَۢا بِٱلۡغَيۡبِۖ وَيَقُولُونَ سَبۡعَةٌ وَثَامِنُهُمۡ كَلۡبُهُمۡۚ قُل رَّبِّيٓ أَعۡلَمُ بِعِدَّتِهِم مَّا يَعۡلَمُهُمۡ إِلَّا قَلِيلٌۗ فَلَا تُمَارِ فِيهِمۡ إِلَّا مِرَآءً ظَٰهِرًا وَلَا تَسۡتَفۡتِ فِيهِم مِّنۡهُمۡ أَحَدًا 
Karanlığa taş atar gibi, "Mağara ehli üçtür, dördüncüleri köpekleridir" derler, yahut, "Beştir, altıncıları köpekleridir" derler, yahut "Yedidir, sekizincileri köpekleridir" derler. De ki: "Onların sayısını en iyi bilen Rabbim'dir. Onları pek az kimseden başkası bilmez." Bunun için, onlar hakkında, bu kısaca anlatılanın dışında, kimseyle tartışma ve onlar hakkında kimseden bir şey sorma.
23وَلَا تَقُولَنَّ لِشَاْيۡءٍ إِنِّي فَاعِلٌ ذَٰلِكَ غَدًا 
Herhangi bir şey için, Allah'ın dilemesi dışında: "Ben yarın onu yapacağım" deme. Unuttuğun zaman Rabbini an ve şöyle de: "Umulur ki, Rabbim beni doğruya daha yakın olana eriştirir."
24إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُۚ وَٱذۡكُر رَّبَّكَ إِذَا نَسِيتَ وَقُلۡ عَسَىٰٓ أَن يَهۡدِيَنِ رَبِّي لِأَقۡرَبَ مِنۡ هَٰذَا رَشَدًا 
Herhangi bir şey için, Allah'ın dilemesi dışında: "Ben yarın onu yapacağım" deme. Unuttuğun zaman Rabbini an ve şöyle de: "Umulur ki, Rabbim beni doğruya daha yakın olana eriştirir."
25وَلَبِثُواْ فِي كَهۡفِهِمۡ ثَلَٰثَ مِاْئَةٍ سِنِينَ وَٱزۡدَادُواْ تِسۡعًا 
Onlar mağaralarında üçyüz dokuz yıl kaldılar.
26قُلِ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا لَبِثُواْۖ لَهُۥ غَيۡبُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ أَبۡصِرۡ بِهِۦ وَأَسۡمِعۡۚ مَا لَهُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَلِيٍّ وَلَا يُشۡرِكُ فِي حُكۡمِهِۦٓ أَحَدًا 
De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O, ne mükemmel görendir! O ne mükemmel işitendir! İnsanların O'ndan başka dostu yoktur. O, hiç kimseyi hükümranlığa ortak kılmaz."
KehfKuran Fihrist
110Ayet
MekkiRevelation
24Ayet

Meal — Kehf 24

Sure Ayet 24/110 — Kehf الكهف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Kehf Dinle, Kehf Meal, Kehf mp3, Kehf pdf. Ayet 22–26. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler