Hac · 45/78
Meal Okunuş — Hac
فَكَأَيِّن مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا وَهِيَ ظَالِمَةٌ فَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَبِئْرٍ مُّعَطَّلَةٍ وَقَصْرٍ مَّشِيدٍ ۝٤٥
Faka ayyim min qaryatin ahlaknaahaa wa hiya zaalimatun fahiya khaawiyatun `alaa `urooshihaa wa bi`rim mu`at talatinw wa qasrim masheed
📖 Türkçe Anlam
Nice kasabaların halkını haksızlık yaparken yok ettik. Artık çatıları çökmüş, kuyuları metruk, sarayları bomboş kalmıştır.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Karye (قرية): Şehir, belde, yerleşim yeri.
  • Zâlime (ظالمة): Kâfir, zalim, Allah'a ortak koşan.
  • Hâviye (خاوية): Yıkılmış, çökmüş, harap olmuş.
  • Urûş (عروش): Tavanlar, damlar, çatılar.
  • Bi'r (بئر): Kuyu.
  • Muattale (معطلة): Terk edilmiş, sahipsiz, işlemez hale gelmiş.
  • Kasr (قصر): Saray, köşk, yüksek bina.
  • Meşîd (مشيد): Yüksek, sağlam, sıvanmış, gösterişli bina.

Tefsir:

Bu âyet-i kerîmede Yüce Allah, kâfirlerin ve zalimlerin akıbetini gözler önüne sererek bizlere ibret levhaları sunmaktadır. Buyuruyor ki: "Nice ülkeler, nice şehirler vardı ki, biz onları helâk ettik. Onlar, kendilerine zulmediyorlardı; şirk koşarak, Allah'ın âyetlerini yalanlayarak haddi aşmışlardı. İşte o şehirlerin evleri, sarayları şimdi yıkılmış, çatıları başlarına devrilmiş, harabe halinde bomboş durmaktadır."

Allah Teâlâ burada üç büyük ibret tablosu çizer:

Birincisi: Zalim şehirlerin helâk edilmesi. Onlar zulümleriyle meşgulken, gaflet içinde yaşarken ansızın azap geldi ve kökleri kazındı. Evleri, barkları, bayındır halleri bir anda viraneye döndü. Tavanlar çöktü, duvarlar üzerlerine yıkıldı. O mamur beldeler, bugün ıssız birer harabe olarak duruyor.

İkincisi: Terk edilmiş kuyular. Suyu hâlâ yerinde olmasına rağmen, kendisinden faydalanacak kimseler kalmadığı için işlemez hale gelmiş kuyular. O kuyulardan su çeken insanlar yok oldu, gitti. Kuyular sahipsiz, metruk bir halde kaldı.

Üçüncüsü: Yüksek ve sağlam saraylar. İçinde yaşayanların gururlandığı, ihtişamıyla göz kamaştıran, sıvanmış, yüksek, sağlam duvarlı köşkler... Ama o saraylar, sahiplerini Allah'ın azabından koruyamadı. O gösterişli binalar, içindekilerle birlikte helâk edildi ve şimdi bomboş, sahipsiz bir halde.

Bu âyet, kâfirlerin ve zalimlerin dünyadaki güçlerine, mallarına, binalarına güvenmemeleri gerektiğini; asıl kuvvetin ve izzetin Allah'a ait olduğunu vurgulamaktadır. Nice güçlü kavimler geldi geçti; onların saltanatları, sarayları, medeniyetleri yok olup gitti. Geriye sadece ibret alanlar için birer ders levhası kaldı.

Ey insan! Bugün sen de bu dünyada bir sarayda yaşıyor, bir kuyudan su içiyor, bir şehirde dolaşıyor olabilirsin. Ama unutma ki, bu dünya hayatı geçicidir. Asıl olan, Allah'ın rızasını kazanmaktır. Zalimlerin sonu hüsrandır; müminlerin sonu ise cennettir. Bu âyet, bizlere hem bir uyarı hem de bir davettir: Zulümden kaçın, Allah'a yönel, O'nun emirlerine uy ki, dünyada da ahirette de kurtuluşa eresin. Çünkü Allah, kendisine sığınanları asla yalnız bırakmaz; onları izzet ve saadetle mükâfatlandırır.

🎧 Dinle

📜 Ayet 43-47 — Hac

43وَقَوْمُ إِبْرَاهِيمَ وَقَوْمُ لُوطٍ
Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Ad, Semud, İbrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymış ve Musa da yalanlanmıştı. Ama Ben, kafirlere önce mehil verdim, sonra da onları yakalayıverdim; Beni tanımamak nasılmış görsünler.
44وَأَصْحَابُ مَدْيَنَ ۖ وَكُذِّبَ مُوسَىٰ فَأَمْلَيْتُ لِلْكَافِرِينَ ثُمَّ أَخَذْتُهُمْ ۖ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ
Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Ad, Semud, İbrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymış ve Musa da yalanlanmıştı. Ama Ben, kafirlere önce mehil verdim, sonra da onları yakalayıverdim; Beni tanımamak nasılmış görsünler.
45فَكَأَيِّن مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا وَهِيَ ظَالِمَةٌ فَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَبِئْرٍ مُّعَطَّلَةٍ وَقَصْرٍ مَّشِيدٍ
Nice kasabaların halkını haksızlık yaparken yok ettik. Artık çatıları çökmüş, kuyuları metruk, sarayları bomboş kalmıştır.
46أَفَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَتَكُونَ لَهُمْ قُلُوبٌ يَعْقِلُونَ بِهَا أَوْ آذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَا ۖ فَإِنَّهَا لَا تَعْمَى الْأَبْصَارُ وَلَٰكِن تَعْمَى الْقُلُوبُ الَّتِي فِي الصُّدُورِ
Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, orada olanları akledecek kalbleri, işitecek kulakları olsun. Ama yalnız gözler kör olmaz, fakat göğüslerde olan kalbler de körleşir.
47وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِ وَلَن يُخْلِفَ اللَّهُ وَعْدَهُ ۚ وَإِنَّ يَوْمًا عِندَ رَبِّكَ كَأَلْفِ سَنَةٍ مِّمَّا تَعُدُّونَ
Senden, başlarına acele azap getirmeni istiyorlar. Allah sözünden asla caymayacaktır. Rabbinin katında bir gün, saydıklarınızdan bin yıl gibidir.
HacKuran Fihrist
78Ayet
MedeniRevelation
45Ayet

Meal — Hac 45

Sure Hac Ayet 45 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Nice kasabaların halkını haksızlık yaparken yok ettik. Artık çatıları çökmüş,…

Sure Ayet 45/78 — Hac الحج (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Hac Dinle, Hac Meal, Hac mp3, Hac pdf. Ayet 43–47. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler