Ahkâf · 13/35
Meal Okunuş — Ahkâf
إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ۝١٣
Innal lazeena qaaloo Rabbunal laahu summas taqaamoo falaa khawfun `alaihim wa laahum yahzanoon
📖 Türkçe Anlam
Doğrusu, "Rabbimiz Allah'tır" deyip, sonra da dosdoğru gidenlere korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • İstekâmû (اسْتَقَامُوا): Dosdoğru olmak, sapmadan ve eğrilmeden Allah'ın emirlerine uygun bir hayat sürmek, iman üzere sebat etmek.
  • Havf (خَوْف): Gelecekte olabilecek kötü bir durumdan dolayı duyulan korku, endişe.
  • Hüzün (حَزَن): Geçmişte kaybedilen veya elden çıkan bir şey için duyulan üzüntü, tasalanma.

Tefsir:

Bu mübarek ayet, Allah'a iman edip bu imanın gereğini yaşayan kulların ulaşacağı büyük müjdeyi haber vermektedir. Yüce Allah, "Rabbimiz Allah'tır" diyerek O'ndan başka hiçbir ilah, hiçbir yaratıcı ve hiçbir egemen güç tanımayan, sonra da bu sözlerinde samimi kalarak dosdoğru bir hayat süren, imanlarını sadece dillerinde değil, kalplerinde ve amellerinde de gösteren kullarından bahseder. Onlar, bu imanlarını koruyarak nefislerinin arzularına, dünyanın aldatıcı süslerine ve şeytanın vesveselerine kapılmadan istikamet üzere yaşarlar.

İşte böyle kullar için Allah Teâlâ iki büyük güvence verir: Korku yoktur ve üzüntü yoktur. Onlar, kıyamet gününün dehşetinden, hesabın zorluğundan ve ahiretin o korkunç sahnelerinden korkmazlar. Çünkü onlar, dünyada iken Allah'ın rızasını kazanmış, O'nun koruması altına girmişlerdir. Ayrıca geride bıraktıkları dünya nimetlerine, elde edemedikleri makamlara veya kaybettikleri şeylere de üzülmezler. Zira onlar, asıl yurdun ahiret olduğunu bilmişler ve Allah'ın katındaki mükâfatın, dünyanın tüm geçici zevklerinden çok daha hayırlı olduğuna kesin olarak inanmışlardır.

Bu ayet, bizlere ne büyük bir müjde vermektedir! İman etmek ve bu iman üzere istikametli bir hayat sürmek, insanı hem dünyada hem ahirette her türlü korku ve üzüntüden azade kılar. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bu ayeti işittiğinde şöyle buyurmuştur: "İnsanlar bu sözü söylediler, fakat sonra çoğu inkâr etti. Kim bu söz üzere ölürse, işte o istikamet üzeredir." (Ahmed, Müsned). Demek ki mesele sadece "Rabbimiz Allah'tır" demek değil, bu sözün gereğini yerine getirmek, yani Allah'ın emirlerine uymak, yasaklarından kaçınmak ve bu yolda sebat etmektir.

Ey iman eden kardeşim! Bu ayet, sana hem bir müjde hem de bir davettir. Sen de "Rabbimiz Allah'tır" de, bunu kalbinle tasdik et, dilinle ikrar et ve amellerinle ispat et. Namazını kıl, zekâtını ver, orucunu tut, dilini ve gözünü haramdan koru. İşte o zaman sen de bu ayetin müjdesine nail olacak, kıyametin dehşetinden emin olacak ve ebedi cennette hiçbir hüzne kapılmayacaksın. Allah'ın vaadi haktır ve O, asla sözünden dönmez. Öyleyse bu büyük müjdeye talip ol ve istikamet üzere yaşamaya gayret et!

🎧 Dinle

📜 Ayet 11-15 — Ahkâf

11وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِلَّذِينَ آمَنُوا لَوْ كَانَ خَيْرًا مَّا سَبَقُونَا إِلَيْهِ ۚ وَإِذْ لَمْ يَهْتَدُوا بِهِ فَسَيَقُولُونَ هَٰذَا إِفْكٌ قَدِيمٌ
İnkar edenler, inananlar için: "Eğer İslamiyet'te bir hayır olsaydı, bu hususta bizden öne geçemezlerdi" derler. Bununla doğru yola girmedikleri için de, "Bu, eski bir uydurmadır" derler.
12وَمِن قَبْلِهِ كِتَابُ مُوسَىٰ إِمَامًا وَرَحْمَةً ۚ وَهَٰذَا كِتَابٌ مُّصَدِّقٌ لِّسَانًا عَرَبِيًّا لِّيُنذِرَ الَّذِينَ ظَلَمُوا وَبُشْرَىٰ لِلْمُحْسِنِينَ
Kuran'dan önce, Musa'nın kitabı (Tevrat), bir rahmet ve rehberdi. Bu Kuran da, zulmedenleri uyarmak ve iyi davrananlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş, kendinden öncekileri doğrulayan bir Kitap'dır.
13إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
Doğrusu, "Rabbimiz Allah'tır" deyip, sonra da dosdoğru gidenlere korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
14أُولَٰئِكَ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ خَالِدِينَ فِيهَا جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
İşte onlar, cennetliklerdir; işlediklerine karşılık olarak, içinde temelli kalacaklardır.
15وَوَصَّيْنَا الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ إِحْسَانًا ۖ حَمَلَتْهُ أُمُّهُ كُرْهًا وَوَضَعَتْهُ كُرْهًا ۖ وَحَمْلُهُ وَفِصَالُهُ ثَلَاثُونَ شَهْرًا ۚ حَتَّىٰ إِذَا بَلَغَ أَشُدَّهُ وَبَلَغَ أَرْبَعِينَ سَنَةً قَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَىٰ وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ وَأَصْلِحْ لِي فِي ذُرِّيَّتِي ۖ إِنِّي تُبْتُ إِلَيْكَ وَإِنِّي مِنَ الْمُسْلِمِينَ
Biz insana, anne ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir; zira annesi, onu, karnında, zorluğa uğrayarak taşımış; onu güçlükle doğurmuştur. Taşınması ve sütten kesilmesi otuz ay sürer. Sonunda erginlik çağına erince ve kırk yaşına varınca: "Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmemi ve benim hoşnut olacağın yararlı bir işi yapmamı sağla; bana verdiğin gibi soyuma da salah ver; doğrusu Sana yöneldim, ben, kendini Sana verenlerdenim" demesi gerekir.
AhkâfKuran Fihrist
35Ayet
MekkiRevelation
13Ayet

Meal — Ahkâf 13

Sure Ahkâf Ayet 13 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Doğrusu, "Rabbimiz Allah'tır" deyip, sonra da dosdoğru gidenlere korku yoktur,…

Sure Ayet 13/35 — Ahkâf الأحقاف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Ahkâf Dinle, Ahkâf Meal, Ahkâf mp3, Ahkâf pdf. Ayet 11–15. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler