Mâide · 114/120
Meal Okunuş — Mâide
قَالَ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَ ٱللَّهُمَّ رَبَّنَآ أَنزِلۡ عَلَيۡنَا مَآئِدَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِ تَكُونُ لَنَا عِيدًا لِّأَوَّلِنَا وَءَاخِرِنَا وَءَايَةً مِّنكَۖ وَٱرۡزُقۡنَا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ  ۝١١٤
Qaala `Eesab nu Maryamal laahumma Rabbanaaa anzil `alainaa maaa`idatam minas samaaa`i takoonu lanaa `eedal li awwalinaa wa aakirinaa wa Aayatam minka warzuqnaa wa Anta khairur raaziqeen
📖 Türkçe Anlam
Meryem oğlu İsa, "Allahım! Rabbimiz! Bize ve bizden sonra geleceklere bayram ve Sen'den bir delil olarak gökten bir sofra indir, bizi rızıklandır, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın" dedi.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Mâide: Üzerinde yemek bulunan sofra.
  • Îd: Bayram, sevinç ve kutlama günü.
  • Âyet: Delil, mucize, işaret.
  • Er-Râzikîn: Rızık verenlerin en hayırlısı.

Tefsir:

Hz. İsa (a.s.), Havarilerin Allah'tan bir sofra indirilmesi talebini geri çevirmedi. Onların bu isteğini bir vesile bilerek ellerini semaya kaldırdı ve şöyle dua etti: "Allah'ım! Ey bizim Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir. Bu sofra, bizim için ve bizden sonra gelecek olanlar için bir bayram, bir sevinç ve kutlama günü olsun. Bizimle birlikte yaşayanlar da, bizden sonra gelecek nesiller de bu günü tazim etsin, senin bu büyük nimetini hatırlasın. Bu sofra, senin kudretine ve birliğine, benim de gerçekten senin elçin olduğuma dair apaçık bir delil ve mucize olsun. Bize rızık ver, çünkü sen rızık verenlerin en hayırlısısın."

Bu dua, Hz. İsa'nın (a.s.) Allah'a olan derin bağlılığını, kulluk bilincini ve ümmetine olan şefkatini göstermektedir. O, kavminin isteğini nefislerine hoş gelen bir arzu olarak değil, Allah'ın kudretini müşahede etmek ve imanlarını güçlendirmek için bir fırsat olarak değerlendirdi. Burada Müslümanlara da önemli bir ders vardır: Hayırlı işlerde Allah'a yönelmek, dua etmek ve O'ndan yardım istemek, müminin en güzel sıfatıdır. Allah, kendisine yönelen kullarının duasını işitir ve onlara en güzel şekilde karşılık verir.

Bu kıssa, Allah'ın (c.c.) peygamberlerine ve salih kullarına olan yardımının bir nişanesidir. Aynı zamanda, bir mucize talebinin ardından gelen sorumluluğu da hatırlatır: Nimetler, imtihan vesilesidir. Allah'ın verdiği her nimet, şükür ve ibadetle karşılanmalıdır. Bu sofra, Hz. İsa'nın (a.s.) ümmeti için hem bir rahmet hem de bir imtihan olmuştur. Bizler için de bu kıssada büyük bir ibret vardır: Allah'a gönülden yönelen, O'ndan isteyen ve O'na güvenen kullarını Allah asla yalnız bırakmaz. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır; kapısı herkese açıktır, dilediğine dilediği kadar verir ve verdiği her şeyde bir hikmet vardır.

🎧 Dinle

📜 Ayet 112-116 — Mâide

112إِذۡ قَالَ ٱلۡحَوَارِيُّونَ يَٰعِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ هَلۡ يَسۡتَطِيعُ رَبُّكَ أَن يُنَزِّلَ عَلَيۡنَا مَآئِدَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِۖ قَالَ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ 
Havariler, "Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi de, "İnanıyorsanız Allah'tan sakının" demişti.
113قَالُواْ نُرِيدُ أَن نَّأۡكُلَ مِنۡهَا وَتَطۡمَئِنَّ قُلُوبُنَا وَنَعۡلَمَ أَن قَدۡ صَدَقۡتَنَا وَنَكُونَ عَلَيۡهَا مِنَ ٱلشَّٰهِدِينَ 
"Ondan yemeyi, kalblerimizin kanmasını ve senin bize doğru söylediğini bilmeyi, ona şahid olmayı istiyoruz" dediler.
114قَالَ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَ ٱللَّهُمَّ رَبَّنَآ أَنزِلۡ عَلَيۡنَا مَآئِدَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِ تَكُونُ لَنَا عِيدًا لِّأَوَّلِنَا وَءَاخِرِنَا وَءَايَةً مِّنكَۖ وَٱرۡزُقۡنَا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ 
Meryem oğlu İsa, "Allahım! Rabbimiz! Bize ve bizden sonra geleceklere bayram ve Sen'den bir delil olarak gökten bir sofra indir, bizi rızıklandır, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın" dedi.
115قَالَ ٱللَّهُ إِنِّي مُنَزِّلُهَا عَلَيۡكُمۡۖ فَمَن يَكۡفُرۡ بَعۡدُ مِنكُمۡ فَإِنِّيٓ أُعَذِّبُهُۥ عَذَابًا لَّآ أُعَذِّبُهُۥٓ أَحَدًا مِّنَ ٱلۡعَٰلَمِينَ 
Allah, "Ben onu size indireceğim; bundan sonra içinizden kim inkar ederse, dünyalarda kimseye azabetmiyeceğim şekilde ona azabedeceğim" dedi.
116وَإِذۡ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ ءَأَنتَ قُلۡتَ لِلنَّاسِ ٱتَّخِذُونِي وَأُمِّيَ إِلَٰهَيۡنِ مِن دُونِ ٱللَّهِۖ قَالَ سُبۡحَٰنَكَ مَا يَكُونُ لِيٓ أَنۡ أَقُولَ مَا لَيۡسَ لِي بِحَقٍّۚ إِن كُنتُ قُلۡتُهُۥ فَقَدۡ عَلِمۡتَهُۥۚ تَعۡلَمُ مَا فِي نَفۡسِي وَلَآ أَعۡلَمُ مَا فِي نَفۡسِكَۚ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّٰمُ ٱلۡغُيُوبِ 
Allah, "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah'tan başka iki tanrı olarak benimseyin dedin?" demişti de, "Haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim içimde olanı bilirsin; ben Senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin" demişti, "Ben onlara sadece 'Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin' diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahidsin."
MâideKuran Fihrist
120Ayet
MedeniRevelation
114Ayet

Meal — Mâide 114

Sure Ayet 114/120 — Mâide المائدة (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Mâide Dinle, Mâide Meal, Mâide mp3, Mâide pdf. Ayet 112–116. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler