A'râf · 94/206
Meal Okunuş — A'râf
وَمَا أَرْسَلْنَا فِي قَرْيَةٍ مِّن نَّبِيٍّ إِلَّا أَخَذْنَا أَهْلَهَا بِالْبَأْسَاءِ وَالضَّرَّاءِ لَعَلَّهُمْ يَضَّرَّعُونَ ۝٩٤
Wa maaa arsalnaa fee qaryatim min Nabiyyin illaaa akhaznaaa ahlahaa bil baasaaa`i waddarraaa`i la`allahum yaddarra`oon
📖 Türkçe Anlam
Biz hangi kente (ülkeye) bir peygamber gönderdikse, ora halkını, yalvarıp yakarsınlar diye, darlık ve sıkıntıya uğratmışızdır.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Belsâ (البأساء): Fakirlik, darlık, kıtlık ve maddi sıkıntı.
  • Darrâ (الضراء): Hastalık, bedensel acı ve sıkıntı.
  • Yaddarraûn (يضرعون): Yalvarıp yakarmak, boyun eğmek, Allah’a karşı tevazu ve niyazda bulunmak.

Tefsir:

Allah Teâlâ, hiçbir beldeye bir peygamber göndermemiştir ki, o peygamberi yalanlayıp hakka karşı büyüklük taslamasınlar; ancak onları mutlaka fakirlik, kıtlık, hastalık ve çeşitli musibetlerle sınamıştır. Bu sıkıntılar, onların gururlarını kırsın, kalplerini yumuşatsın ve Allah’a yönelip O’na yalvarsınlar diyedir. Çünkü insan, bolluk ve rahatlık içinde şımarır, kibre kapılır; fakat darlık ve hastalık anında aczini anlar, Rabbine sığınır.

Bu ilahi sünnet, yalnızca geçmiş ümmetlere özgü değildir. Kureyş müşrikleri ve kıyamete kadar gelecek tüm inkârcı toplumlar için de geçerli bir uyarıdır. Allah, kullarını cezalandırmak için acele etmez; önce onlara öğüt ve rahmet kapılarını açar. Musibetler, aslında birer rahmet vesilesidir; kulun gaflet uykusundan uyanması, hatasını fark edip tövbe etmesi için birer davettir.

Sevgili kardeşim! Bu ayet bize şunu öğretiyor: Hayatımızda karşılaştığımız zorluklar, hastalıklar ve maddi sıkıntılar asla tesadüf değildir. Bunlar, Yüce Rabbimizin bize olan merhametinin birer tecellisidir. Rabbimiz, bizim O’na dönmemizi, dua ve niyazla O’na sığınmamızı istiyor. Öyleyse darlıkta da bollukta da Allah’ı unutmayalım. Sıkıntı anında O’na yalvaralım, günahlarımızdan tövbe edelim. Unutmayalım ki, kulun Rabbiyle arasındaki en güzel bağ, dua ve yakarıştır. Allah, kendisine yönelen kullarını asla boş çevirmez; onların kalplerine huzur, hayatlarına bereket verir.

🎧 Dinle

📜 Ayet 92-96 — A'râf

92الَّذِينَ كَذَّبُوا شُعَيْبًا كَأَن لَّمْ يَغْنَوْا فِيهَا ۚ الَّذِينَ كَذَّبُوا شُعَيْبًا كَانُوا هُمُ الْخَاسِرِينَ
Şuayb'ı yalanlayanlar, yurtlarında sanki hiç yaşamamışlar gibi oldular, izleri bile kalmadı. Mahvolanlar, Şuayb'ı yalanlayanlar oldu.
93فَتَوَلَّىٰ عَنْهُمْ وَقَالَ يَا قَوْمِ لَقَدْ أَبْلَغْتُكُمْ رِسَالَاتِ رَبِّي وَنَصَحْتُ لَكُمْ ۖ فَكَيْفَ آسَىٰ عَلَىٰ قَوْمٍ كَافِرِينَ
Şuayb onlardan döndü de, "Ey milletim! And olsun ki, Rabbimin sözlerini size bildirdim, öğüt verdim; inkarcı millet için niçin üzüleyim?" dedi.
94وَمَا أَرْسَلْنَا فِي قَرْيَةٍ مِّن نَّبِيٍّ إِلَّا أَخَذْنَا أَهْلَهَا بِالْبَأْسَاءِ وَالضَّرَّاءِ لَعَلَّهُمْ يَضَّرَّعُونَ
Biz hangi kente (ülkeye) bir peygamber gönderdikse, ora halkını, yalvarıp yakarsınlar diye, darlık ve sıkıntıya uğratmışızdır.
95ثُمَّ بَدَّلْنَا مَكَانَ السَّيِّئَةِ الْحَسَنَةَ حَتَّىٰ عَفَوا وَّقَالُوا قَدْ مَسَّ آبَاءَنَا الضَّرَّاءُ وَالسَّرَّاءُ فَأَخَذْنَاهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
Sonra kötülüğün yerine iyiliği koyduk, öyle ki, çoğalıp, "babalarımız da darlığa uğramış, bolluğa kavuşmuşlardı" dediler. Bu yüzden onları haberleri olmadan, ansızın yakalayıverdik.
96وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ الْقُرَىٰ آمَنُوا وَاتَّقَوْا لَفَتَحْنَا عَلَيْهِم بَرَكَاتٍ مِّنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ وَلَٰكِن كَذَّبُوا فَأَخَذْنَاهُم بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Eğer kentlerin halkı inanmış ve Bize karşı gelmekten sakınmış olsalardı, onlara göğün ve yerin bolluklarını verirdik. Ama yalanladılar; bu yüzden onları, yaptıklarına karşılık yakalayıverdik.
A'râfKuran Fihrist
206Ayet
MekkiRevelation
94Ayet

Meal — A'râf 94

Sure A'râf Ayet 94 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Biz hangi kente (ülkeye) bir peygamber gönderdikse, ora halkını, yalvarıp…

Sure Ayet 94/206 — A'râf الأعراف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: A'râf Dinle, A'râf Meal, A'râf mp3, A'râf pdf. Ayet 92–96. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler