Neml · 14/93
Meal Okunuş — Neml
وَجَحَدُوا بِهَا وَاسْتَيْقَنَتْهَا أَنفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّا ۚ فَانظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدِينَ ۝١٤
Wa jahadoo bihaa wastaiqanat haaa anfusuhum zulmanw-wa `uluwwaa; fanzur kaifa kaana `aaqibatul mufsideen
📖 Türkçe Anlam
Gönülleri kesin olarak kabul ettiği halde, haksızlık ve büyüklenmelerinden ötürü onları bile bile inkar ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

🎧 Dinle
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Vecehadû bihâ: Onları (ayetleri/mucizeleri) bile bile inkâr ettiler, kabul etmediler.
  • Vesteykanethâ enfusühüm: İçleri (kalpleri) onların (Allah'tan geldiğine) iyice emin oldu, kesin olarak bildi.
  • Zulmen: Zulüm yaparak, hakkı çiğneyerek.
  • Ulüvven: Büyüklük taslayarak, kibirlenerek.
  • Fenzur: Bak, gör, ibret al.
  • Âkibetü'l-müfsidîn: Bozguncuların, fesat çıkaranların sonu.

Tefsir:

Bu ayet-i kerimede, Hz. Musa'nın (a.s.) Firavun ve kavmine gösterdiği dokuz açık mucizeden bahsedilmektedir. Bu mucizeler o kadar açık ve kesindi ki, asa'nın yılana dönüşmesi, elin nur saçması, tufan, çekirge, haşerat, kurbağa, kan ve kuraklık gibi apaçık deliller, Allah'ın kudretini ve Musa'nın (a.s.) hak peygamber olduğunu gözler önüne seriyordu.

Ancak Firavun ve kavmi, bu mucizelerin Allah'tan geldiğini içten içe kesin olarak bildikleri halde, yine de onları inkâr ettiler. Kalpleri bunların hak olduğuna tam bir iman ile mutmain olduğu hâlde, dilleriyle inkâr ettiler. Peki, neden? İşte burada insanın en büyük düşmanı olan iki kötü haslet devreye girdi: Zulüm ve büyüklük taslama (ulüv) . Yani hakkı tanımamak, eğri yolda ısrar etmek ve kibirlenip hakka boyun eğmemek. Onlar, "Biz, Musa'dan üstünüz, ona tabi olmayız" diyerek büyüklendiler ve böylece kendi sonlarını hazırladılar.

Allah Teâlâ, Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) hitaben "Bak!" buyuruyor. Bu bakış, sadece gözle bakmak değil, kalp gözüyle, ibret nazarıyla bakmaktır. Çünkü o bozguncuların sonu ne oldu? Allah onları denizde boğdu. O koca Firavun, ordusuyla birlikte suda boğulup gitti. Ne malı, ne mülkü, ne ordusu, ne de büyüklük tasladığı tahtı onları kurtarabildi.

Bu ayet, aslında sadece geçmiş bir kavmin hikâyesini anlatmıyor; aynı zamanda her dönemdeki inkârcılara, zalimlere ve kibirlenenlere bir uyarıdır. İnsan, hakkı gördüğü hâlde kibri yüzünden onu kabul etmezse, sonu hüsrandır. Oysa tevazu ile hakka teslim olanlar, dünyada da ahirette de kurtuluşa ererler.

Sevgili kardeşlerim, bu ayetten alacağımız çok büyük dersler var. Birincisi, iman kalp işidir; ama kalbindeki imanı diliyle inkâr edenler, Allah katında büyük bir vebal altındadır. İkincisi, kibir ve zulüm, insanı hakikatten uzaklaştıran en büyük engellerdir. Kibir, şeytanın da düşüş sebebiydi. Üçüncüsü ise, Allah'ın sünneti değişmez: Bozgunculuk yapanlar, er ya da geç yaptıklarının cezasını bulurlar. Rabbimiz, bizleri hakka teslim olanlardan, kibirden ve zulümden uzak duranlardan eylesin. Âmin.



📜 Ayet 12-16 — Neml

12وَأَدْخِلْ يَدَكَ فِي جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَاءَ مِنْ غَيْرِ سُوءٍ ۖ فِي تِسْعِ آيَاتٍ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَقَوْمِهِ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقِينَ
"Değneğini at!" Musa, değneğinin yılan gibi hareketler yaptığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. "Ey Musa! Korkma; Benim katımda peygamberler korkmaz; yalnız haksızlık eden bunun dışındadır. Kötü hali iyiliğe çeviren kimse bilsin ki Ben şüphesiz bağışlarım, merhamet ederim. Elini koynuna sok, Firavun ve milletine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz çıksın. Gerçekten onlar yoldan çıkmış bir millettir."
13فَلَمَّا جَاءَتْهُمْ آيَاتُنَا مُبْصِرَةً قَالُوا هَٰذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ
Ayetlerimiz gözlerinin önüne serilince: "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
14وَجَحَدُوا بِهَا وَاسْتَيْقَنَتْهَا أَنفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّا ۚ فَانظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدِينَ
Gönülleri kesin olarak kabul ettiği halde, haksızlık ve büyüklenmelerinden ötürü onları bile bile inkar ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!
15وَلَقَدْ آتَيْنَا دَاوُودَ وَسُلَيْمَانَ عِلْمًا ۖ وَقَالَا الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي فَضَّلَنَا عَلَىٰ كَثِيرٍ مِّنْ عِبَادِهِ الْمُؤْمِنِينَ
And olsun ki, Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. İkisi "Bizi mümin kullarının çoğundan üstün kılan Allah'a hamdolsun" dediler.
16وَوَرِثَ سُلَيْمَانُ دَاوُودَ ۖ وَقَالَ يَا أَيُّهَا النَّاسُ عُلِّمْنَا مَنطِقَ الطَّيْرِ وَأُوتِينَا مِن كُلِّ شَيْءٍ ۖ إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ الْفَضْلُ الْمُبِينُ
Süleyman Davud'a varis oldu: "Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize herşeyden bolca verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur" dedi.
NemlKuran Fihrist
93Ayet
MekkiRevelation
14Ayet

Meal — Neml 14

Sure Neml Ayet 14 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Gönülleri kesin olarak kabul ettiği halde, haksızlık ve büyüklenmelerinden ötürü…

Sure Ayet 14/93 — Neml النمل (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Neml Dinle, Neml Meal, Neml mp3, Neml pdf. Ayet 12–16. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler