Wa law anna lillazeena zalamoo maa fil ardi jamee`anw wa mislahoo ma`ahoo laftadaw bihee min sooo`il azaabi Yawmal Qiyaamah; wa badaa lahum minal laahi maa lam yakkoonoo yahtasiboon
📖 Meal (Türkçe Anlam)
📖 Türkçe Anlam
Yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha zalimlerin olmuş olsa, kıyamet günündeki kötü azap için fidye verseler kabul edilmez. Allah katından onlara, hiç hesaplamadıkları şeyler beliriverir.
🌐 Additional reference in Azərbaycan
🌐 Azərbaycan
Yer üzündə olanların hamısı və, üstəlik bir o qədər də əlavə, zalımlara məxsus olsaydı, onlar mütləq hamısını Qiyamət gününün dəhşətli əzabından qurtarmaq üçün fidyə verərdilər. Lakin Allahdan onlara güman etmədikləri bir əzab düçar olacaqdır.
Yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha zalimlerin olmuş olsa, kıyamet günündeki kötü azap için fidye verseler kabul edilmez. Allah katından onlara, hiç hesaplamadıkları şeyler beliriverir.
📜
Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
Zaleme (ظلموا): Kendilerine zulmedenler, yani şirk ve günahlarla nefislerine haksızlık edenler.
İftedev (افتدوا): Fidye vermek, bir bedel ödeyerek kendini kurtarmak.
Sûü’l-azâb (سوء العذاب): Azabın en kötüsü, şiddetli ve dayanılmaz azap.
Kıyamet günü zalimlerin, yani Allah’a ortak koşan ve günah işleyerek kendilerine zulmedenlerin içinde bulunacakları dehşet verici durumu Allah Teâlâ haber vermektedir. O gün bu kimseler, yeryüzünde ne varsa hepsine ve hatta onun bir misli daha kendilerine verilmiş olsa, bunu tamamını azabın şiddetinden kurtulmak için fidye olarak vermeye razı olacaklardır. Fakat bu fidye onlardan asla kabul edilmeyecek ve kendilerini Allah’ın azabından kurtaramayacaktır. Çünkü azap, artık kesinleşmiş ve haklarında hüküm verilmiştir.
Üstelik o gün onlar için Allah tarafından öyle şeyler ortaya çıkacak ki, dünyada iken bunları hiç hesaba katmamışlar, böyle bir azabın başlarına geleceğini hiç ummamışlardı. Amellerinin karşılığı olarak hazırlanmış olan azap çeşitleri, onların tahminlerinin çok ötesinde olacaktır. Dünyada iken Allah’ın rahmetini ve affını istihza ile dile getiriyorlar, azabının geleceğini inkâr ediyorlardı. O gün ise gerçeği tüm acımasızlığıyla görecekler ve hiç beklemedikleri bir cezayla karşılaşacaklardır.
Ayetten Çıkarılan Faydalar:
Kıyamet gününde pişmanlık ve fidye verme isteği hiçbir işe yaramayacaktır. Önemli olan, dünyada iken tövbe edip Allah’a yönelmektir.
İnsan, Allah’ın azabını hafife almamalı ve O’nun cezasının ne kadar büyük olabileceğini asla akıldan çıkarmamalıdır. Zira Allah’ın azabı, kulların tahminlerinin çok ötesindedir.
Allah’ın rahmeti geniştir, ancak bu rahmet, O’na isyan edip şirk koşanları kapsamaz. Mümin, Allah’ın hem rahmetini ummalı hem de azabından korkmalıdır.
Dünya malı ve serveti, ahiret azabından kurtuluş için asla bir bedel olamaz. Kurtuluş ancak iman, salih amel ve Allah’ın rahmetiyledir.
Bu ayet, insanı dünyada iken Allah’a itaat etmeye, günahlardan sakınmaya ve O’nun rızasını kazanmaya teşvik eder. Çünkü ahirette hiçbir şeyin fayda vermeyeceği o gün gelmeden önce hazırlık yapmak gerekir.
De ki: "Ey göklerin, yerin yaratanı, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah'ım! Kullarının ayrılığa düştükleri şeyler hakkında aralarında Sen hükmedeceksin."
Yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha zalimlerin olmuş olsa, kıyamet günündeki kötü azap için fidye verseler kabul edilmez. Allah katından onlara, hiç hesaplamadıkları şeyler beliriverir.
İnsanın başına bir sıkıntı gelince Bize yalvarır. Sonra katımızdan ona bir nimet verdiğimiz zaman: "Bu bana bilgimden dolayı verilmiştir" der. Hayır; o bir imtihandır, fakat çokları bilmezler.
Kuran Suresi sitesi, sevgili kitabı ve arındırılmış Sünnet'i hizmet etmek, Kuran ve Sünnet müfredatında şeriat bilimlerini kolaylaştırmak, bilginin öğrencilerine önem vermek ve şeriat bilimlerini kolaylaştırmak amacıyla mütevazı bir girişim olarak kurulmuştur ve bize desteğinizden memnunuz ve Yüce Allah'tan bizi şerefli bir şekilde kabul etmesini ve amellerimizi kabul etmesini diliyoruz. .