Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Yehdi: Hidâyete erdirir, doğru yolu gösterir.
- Yudlil: Saptırır, dalâlete düşürür.
- Evliyâ: Dostlar, yardımcılar, koruyucular.
- Nahşuruhum: Onları toplarız, haşrederiz.
- Alâ vücûhihim: Yüzleri üstü (sürünerek).
- Umyen: Kör olarak.
- Bükmen: Dilsiz olarak.
- Summen: Sağır olarak.
- Me’vâhüm: Onların barınağı, sığınacağı yer.
- Cehennem: Cehennem ateşi.
- Habet: Söndü, yatıştı, alevi duruldu.
- Saîr: Çılgınca yanan ateş, alev.
Tefsir:
Allah Teâlâ bu âyet-i kerîmede hidâyet ve dalâletin tamamen kendi elinde olduğunu haber veriyor. Kimi Allah doğru yola iletirse, işte gerçek anlamda hidâyete eren odur. Onu hiçbir güç saptıramaz, hiçbir vesvese yolundan alıkoyamaz. Kimi de Allah dalâlette bırakırsa, onu saptırırsa, ey Resûlüm! Sen onlar için Allah’tan başka hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamazsın. Ne bir rehber onları doğru yola iletebilir, ne bir şefaatçi onları kurtarabilir, ne de bir dost onlara fayda sağlayabilir. Çünkü hidâyet ve dalâlet, yalnızca Allah’ın kudretindedir.
Sonra Allah Teâlâ, bu dalâlete düşenlerin âkıbetini haber veriyor: Kıyâmet günü onları yüzleri üstü sürünerek haşredeceğiz. O gün onlar kör olarak diriltilecekler; gözleri vardır ama hakikati görmezler. Dilsiz olarak diriltilecekler; dilleri vardır ama bir mazeret beyan edemezler, savunma yapamazlar. Sağır olarak diriltilecekler; kulakları vardır ama hiçbir şey işitemezler. Bu, dünyada iken hakka karşı kör, sağır ve dilsiz kesilmelerinin bir karşılığıdır. Onlar dünyada Kur’an’a kulak vermediler, hakikati görmediler, hakkı söylemediler; âhirette de bu uzuvlarıyla faydasız bir hâlde haşredileceklerdir.
Onların varacağı yer Cehennem’dir. Orada barınacaklar, sığınacakları tek mekân o korkunç ateştir. Ne zaman ki ateşin alevi söner, yatışır gibi olur, biz onlara ateşi daha da alevlendirir, çılgınca yanan bir kor hâline getiririz. Yani azap hiç kesilmez, hiç hafiflemez; tam tersine her an daha da şiddetlenir. Cehennem ateşi asla sönmez, onların azabı asla dinmez.
Bu âyet, müminler için büyük bir müjde, gafiller için ise ciddi bir uyarıdır. Ey kardeşim! Allah’ın hidâyetine talip ol; O’ndan doğru yolu iste. Çünkü O’nun hidâyet ettiğini hiç kimse saptıramaz. Sakın Allah’ın emirlerinden yüz çevirme; yoksa o korkunç âkıbet seni de bekleyebilir. Bugün bu dünyada gözünle görüyor, kulağınla işitiyor, dilinle konuşuyorsun. Bu nimetleri Allah’ın rızâsı yolunda kullan ki yarın o nimetler sana şâhit değil, düşman olmasın. Unutma ki Cehennem ateşi hiç sönmez; ama Allah’ın rahmeti de hiç tükenmez. Tövbe kapısı açıkken dön, O’na sığın, hidâyet iste. Çünkü O, kendisine yönelen kullarını asla boş çevirmez.
📜 Ayet 95-99 — İsrâ
Meal — İsrâ 97
Sure Ayet 97/111 — İsrâ الإسراء (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: İsrâ Dinle, İsrâ Meal, İsrâ mp3, İsrâ pdf. Ayet 95–99. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










