Âl-i İmrân · 190/200
Meal Okunuş — Âl-i İmrân
إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاخْتِلَافِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ لَآيَاتٍ لِّأُولِي الْأَلْبَابِ ۝١٩٠
Inna fee khalqis samaawati wal ardi wakhtilaafil laili wannahaari la Aayaatil liulil albaab
📖 Türkçe Anlam
Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde akıl sahiblerine şüphesiz deliller vardır.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Halḳ: Yaratma, yoktan var etme, bir örneği olmaksızın meydana getirme.
  • Semâvât: Gökler, yedi kat gök.
  • İhtilâf: Birbirini takip etme, ardı ardına gelme, farklılaşma.
  • Âyât: Deliller, işaretler, ibretler, kanıtlar.
  • Ulü’l-elbâb: Saf ve sağlam akıl sahipleri, gerçeği kavrayabilen temiz zihinler.

Tefsir:

Yüce Allah bu âyet-i kerîmede, kâinat kitabının en büyük sayfalarına dikkatimizi çekiyor. Ey insanlar! Şu göklerin ve yerin yaratılışına bir bakın. Bu koca kâinat, hiçbir örnek ve modele dayanmaksızın, kusursuz bir düzen içinde yoktan var edilmiştir. Göklerin enginliği, yıldızların dizilişi, yerin üzerinde yaşanabilir bir gezegen olarak hazırlanışı... Bunların her biri, kudreti sonsuz bir Yaratıcı’nın varlığına apaçık şahitlik eder.

Sonra gece ile gündüzün birbirini kovalayışına, uzayıp kısalmalarına, birinin karanlığıyla diğerinin aydınlığına dönüşmesine bakın. Bu düzen, tesadüfe asla bırakılamayacak kadar hassas ve hikmetlidir. İşte tüm bu deliller, aklını kullanabilen, önyargılardan arınmış, kalbi hakikate açık olan kimseler için yeterli ve apaçık işaretlerdir.

Bu âyet, bize düşünmeyi ve tefekkür etmeyi emrediyor. Çünkü imanın en güçlü yollarından biri, kâinattaki bu muhteşem düzeni seyredip onun sahibini tanımaktır. Gözlerini açıp da bu delilleri gören bir insan, Rabbini inkâr edemez. Bu deliller, insanı yalnızca Allah’a kulluk etmeye, O’na yönelmeye ve O’nun büyüklüğü karşısında tevazu ile eğilmeye çağırır. Ne mutlu o akıl sahiplerine ki, her bakışlarında bir ibret, her düşüncelerinde bir iman tazelenmesi bulurlar. Bu âyet, müminin ufkunu genişletir; ona, içinde yaşadığı evrenin bir tesadüf eseri olmadığını, bilakis Rahman olan Allah’ın sanatı olduğunu hatırlatır. Bu bilinçle yaşayan kişi, hayatına anlam katar ve her anında Rabbine şükreder.

🎧 Dinle

📜 Ayet 188-192 — Âl-i İmrân

188لَا تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ يَفْرَحُونَ بِمَا أَتَوا وَّيُحِبُّونَ أَن يُحْمَدُوا بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا فَلَا تَحْسَبَنَّهُم بِمَفَازَةٍ مِّنَ الْعَذَابِ ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Ettiklerine sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananların, sakın onların azabdan kurtulacaklarını sanma; elem verici azab onlaradır.
189وَلِلَّهِ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۗ وَاللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah her şeye Kadir'dir.
190إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاخْتِلَافِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ لَآيَاتٍ لِّأُولِي الْأَلْبَابِ
Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde akıl sahiblerine şüphesiz deliller vardır.
191الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللَّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىٰ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَٰذَا بَاطِلًا سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
Onlar ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: "Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın, Sen münezzehsin. Bizi ateşin azabından koru"
192رَبَّنَا إِنَّكَ مَن تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُ ۖ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ
"Rabbimiz! Sen ateşe kimi sokarsan, onu şüphesiz rezil etmiş olursun, zulmedenlerin hiç yardımcıları yoktur".
Âl-i İmrânKuran Fihrist
200Ayet
MedeniRevelation
190Ayet

Meal — Âl-i İmrân 190

Sure Âl-i İmrân Ayet 190 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde…

Sure Ayet 190/200 — Âl-i İmrân آل عمران (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Âl-i İmrân Dinle, Âl-i İmrân Meal, Âl-i İmrân mp3, Âl-i İmrân pdf. Ayet 188–192. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler