Ahkâf · 8/35
Meal Okunuş — Ahkâf
أَمۡ يَقُولُونَ ٱفۡتَرَىٰهُۖ قُلۡ إِنِ ٱفۡتَرَيۡتُهُۥ فَلَا تَمۡلِكُونَ لِي مِنَ ٱللَّهِ شَيۡـًٔاۖ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَا تُفِيضُونَ فِيهِۚ كَفَىٰ بِهِۦ شَهِيدَۢا بَيۡنِي وَبَيۡنَكُمۡۖ وَهُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ  ۝٨
Am yaqooloonaf taraahu qul inif taraituhoo falaa tamlikoona lee minal laahi shai`an Huwa a`lamu bimaa tufeedoona feehi kafaa bihee shaheedam bainee wa bainakum wa Huwal Ghafoorur Raheem
📖 Türkçe Anlam
Veya, "onu uydurdu" derler. De ki: "Eğer onu uydurdumsa, beni Allah'a karşı hiçbir şekilde savunamazsınız; O, Kuran için yaptığınız taşkınlıkları daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter. O, bağışlayandır, merhamet edendir."
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • İftira etti: Uydurdu, yalan yere kendisine isnat etti.
  • Temlik edemezsiniz: Gücünüz yetmez, engel olamazsınız.
  • Tufîdûne: Daldığınız, içine girdiğiniz (sözler, iddialar).
  • Kefâ: Yeter.

Tefsir:

Bu âyet, müşriklerin Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hakkında ileri sürdükleri asılsız bir iddiayı cevaplamaktadır. Onlar, "Bu Kur'an'ı Muhammed kendisi uydurdu" diyorlardı. Allah Teâlâ, Peygamberine şöyle buyuruyor: De ki: "Eğer ben onu Allah'a iftira ederek uydurmuş olsaydım, siz beni Allah'ın azabından kurtaracak hiçbir güce sahip olamazdınız. Allah beni cezalandırmak isterse, hiçbiriniz bana yardım edemezsiniz. Ben, kendimi bile bile azaba atacak kadar akılsız değilim."

Sonra Allah, Peygamberine hitaben: "O, sizin bu Kur'an hakkında içine daldığınız batıl sözleri, onu yalanlama ve ona dil uzatma çabalarınızı en iyi bilendir" buyurmaktadır. Allah, hem Peygamberinin doğruluğuna hem de onları yalanlayanların iftiralarına şahittir. O, kullarının gizli-açık bütün hallerini bilir.

Âyetin sonunda ise Allah'ın iki güzel ismi zikredilir: el-Gafûr (çok bağışlayan) ve er-Rahîm (çok merhametli). Bu, tehdit ve uyarının ardından bir rahmet kapısının aralanmasıdır. Allah, kullarını azaba çağırmaz; bilakis onları tövbeye ve O'na yönelmeye davet eder. Kim iftirasından, yalanından ve inkârından vazgeçip tövbe ederse, Allah onu bağışlar ve merhametiyle kuşatır.

Bu âyet, Peygamberimizin (s.a.v.) davasındaki samimiyetinin en açık delillerinden biridir. O, eğer bu Kur'an'ı kendisi uydurmuş olsaydı, böyle bir tehlikeyi göze alır mıydı? Üstelik o, bunu yaparken dünyevi hiçbir menfaat de gözetmiyordu; aksine kavminin düşmanlığını ve işkencelerini göze alıyordu. Bu, onun doğruluğunun ve davasının hak olduğunun apaçık bir göstergesidir.

Sevgili kardeşim! Bu âyetten alacağımız büyük dersler vardır: Doğruluk, Allah katında en değerli meziyettir. Peygamberimiz, hayatı boyunca "el-Emîn" (güvenilir) olarak anılmıştır. Onun getirdiği Kur'an, insanlığa rehberlik eden bir nurdur. Bizler de bu Kur'an'a sarıldığımızda, onun doğruluğuna iman ettiğimizde, Allah'ın rahmetine ve mağfiretine nail oluruz. Allah'ın kapısı her zaman açıktır; tövbe edenleri bağışlar, merhamet eder. Önemli olan, O'na samimiyetle yönelmek ve O'nun kitabına sımsıkı sarılmaktır.

🎧 Dinle

📜 Ayet 6-10 — Ahkâf

6وَإِذَا حُشِرَ ٱلنَّاسُ كَانُواْ لَهُمۡ أَعۡدَآءً وَكَانُواْ بِعِبَادَتِهِمۡ كَٰفِرِينَ 
Ama, insanlar kıyamet günü toplatılınca, putları onlara düşman olurlar ve tapınmalarını inkar ederler.
7وَإِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتٍ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لِلۡحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمۡ هَٰذَا سِحۡرٌ مُّبِينٌ 
Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman inkar edenler, kendilerine gelen gerçek için: "Bu, apaçık bir büyüdür" derler.
8أَمۡ يَقُولُونَ ٱفۡتَرَىٰهُۖ قُلۡ إِنِ ٱفۡتَرَيۡتُهُۥ فَلَا تَمۡلِكُونَ لِي مِنَ ٱللَّهِ شَيۡـًٔاۖ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَا تُفِيضُونَ فِيهِۚ كَفَىٰ بِهِۦ شَهِيدَۢا بَيۡنِي وَبَيۡنَكُمۡۖ وَهُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ 
Veya, "onu uydurdu" derler. De ki: "Eğer onu uydurdumsa, beni Allah'a karşı hiçbir şekilde savunamazsınız; O, Kuran için yaptığınız taşkınlıkları daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter. O, bağışlayandır, merhamet edendir."
9قُلۡ مَا كُنتُ بِدۡعًا مِّنَ ٱلرُّسُلِ وَمَآ أَدۡرِي مَا يُفۡعَلُ بِي وَلَا بِكُمۡۖ إِنۡ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَيَّ وَمَآ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ 
De ki: "Ben peygamberlerin ilki değilim; benim ve sizin başınıza gelecekleri bilmem; ben ancak bana vahyolunana uymaktayım; ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."
10قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِن كَانَ مِنۡ عِندِ ٱللَّهِ وَكَفَرۡتُم بِهِۦ وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِّنۢ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ عَلَىٰ مِثۡلِهِۦ فَـَٔامَنَ وَٱسۡتَكۡبَرۡتُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ 
De ki: "Eğer bu Kitap Allah katından ise ve siz de onu inkar etmişseniz; İsrailoğullarından bir şahit de bunun böyle olduğuna şehadet edip de inanmışken, siz yine de büyüklük taslarsınız, bana söyleyin kendinize yazık etmiş olmaz mısınız?" Doğrusu Allah zalim milleti doğru yola eriştirmez.
AhkâfKuran Fihrist
35Ayet
MekkiRevelation
8Ayet

Meal — Ahkâf 8

Sure Ayet 8/35 — Ahkâf الأحقاف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Ahkâf Dinle, Ahkâf Meal, Ahkâf mp3, Ahkâf pdf. Ayet 6–10. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler