A'râf · 152/206
Meal Okunuş — A'râf
إِنَّ الَّذِينَ اتَّخَذُوا الْعِجْلَ سَيَنَالُهُمْ غَضَبٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَذِلَّةٌ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا ۚ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُفْتَرِينَ ۝١٥٢
Innal lazeenat takhazul `ijla-sa yanaaluhum ghadabum mir Rabbihim wa zillatun fil hayaatid dunyaa; wa kazaalika najzil muftareen
📖 Türkçe Anlam
Buzağıyı tanrı olarak benimseyenler Rablerinin öfkesine ve dünya hayatında alçaklığa uğrayacaklardır; iftira edenleri böylece cezalandırırız.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • İttahazü’l-icle: Buzağıyı (ilah) edindiler, ona taptılar.
  • Seyenâlühüm: Onlara mutlaka ulaşacak, isabet edecek.
  • Ğadab: Şiddetli öfke, gazap.
  • Zillet: Aşağılanma, horluk, küçük düşme.
  • Müfterîn: Allah’a iftira edenler, yalan uyduranlar, dine bidat sokanlar.

Tefsir:

Bu ayet, İsrailoğulları’nın Hz. Musa (a.s.) Tur Dağı’na gittiğinde buzağı heykeline taparak işledikleri büyük günahın sonucunu haber vermektedir. Yüce Allah, buzağıyı ilah edinenler hakkında kesin bir hüküm bildiriyor: Onları mutlaka Rablerinden bir gazap ve dünya hayatında bir zillet yakalayacaktır.

Buradaki “gazap”, onların tövbe etmeleri için kendi kendilerini öldürmeleri emriyle tecelli etmiştir. “Zillet” ise, bu günahları sebebiyle yurtlarından çıkarılmaları, sürgün edilmeleri ve horlanmalarıdır. Çünkü onlar, Allah’a karşı gelerek O’nu hafife almışlar, O’nun emrini terk edip şeytanın vesvesesine uymuşlardı.

Ayetin sonunda ise evrensel bir ilke vurgulanır: “İşte biz, Allah’a iftira edenleri böyle cezalandırırız.” Bu, yalnızca İsrailoğulları’na özel bir durum değildir. Kim Allah hakkında yalan uydurur, O’na ortak koşar veya din adına O’nun izni olmayan şeyleri din diye sunarsa, sonuçta zillete ve Allah’ın gazabına uğrar. Bu, kıyamete kadar geçerli olan ilahi bir yasadır.

Bu ayetten alacağımız büyük ders şudur: Allah’a samimiyetle teslim olan, O’nun emirlerine uyan kullar, dünyada da ahirette de izzet ve şeref bulurlar. Allah’a isyan edenler, O’na iftira atanlar ve dinlerini tahrif edenler ise, dünyada zillete uğramaktan kurtulamazlar. Rabbimiz, kullarına karşı çok merhametlidir; tövbe kapısını her zaman açık tutmuştur. Ancak ısrarla günahta direnenler, Allah’ın azabını hak ederler.

Mümin olarak bizler, bu kıssadan hisse almalıyız. Allah’a karşı gelmekten, O’nun dinini değiştirmekten, O’na iftira etmekten şiddetle kaçınmalıyız. Çünkü Allah’ın vaadi haktır ve O, sözünden asla dönmez. Bununla birlikte, tövbe edenlere Allah’ın affı da çok büyüktür. İsrailoğulları tövbe ettiklerinde Allah onları affetmiştir. Öyleyse bizler de hatalarımızdan dönelim, Rabbimize yönelim ve O’nun rızasını kazanmak için gayret edelim. Unutmayalım ki, Allah’a yaklaşanlar asla zillete düşmez, aksine izzet ve şeref bulurlar.

🎧 Dinle

📜 Ayet 150-154 — A'râf

150وَلَمَّا رَجَعَ مُوسَىٰ إِلَىٰ قَوْمِهِ غَضْبَانَ أَسِفًا قَالَ بِئْسَمَا خَلَفْتُمُونِي مِن بَعْدِي ۖ أَعَجِلْتُمْ أَمْرَ رَبِّكُمْ ۖ وَأَلْقَى الْأَلْوَاحَ وَأَخَذَ بِرَأْسِ أَخِيهِ يَجُرُّهُ إِلَيْهِ ۚ قَالَ ابْنَ أُمَّ إِنَّ الْقَوْمَ اسْتَضْعَفُونِي وَكَادُوا يَقْتُلُونَنِي فَلَا تُشْمِتْ بِيَ الْأَعْدَاءَ وَلَا تَجْعَلْنِي مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
Musa, milletine, kızgın ve üzgün olarak dönünce "Benim arkamdan ne kötü olmuşsunuz! Rabbinizin emrinin çabucak gelmesini mi istiyorsunuz?" dedi, levhaları attı ve kardeşinin başından tutup kendine doğru çekti. Harun: "Ey annem oğlu! Bu millet beni küçümsedi; az kalsın öldürüyorlardı. Bana, düşmanları sevindirecek şekilde davranma, beni bu zalim milletle bir sayma" dedi.
151قَالَ رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلِأَخِي وَأَدْخِلْنَا فِي رَحْمَتِكَ ۖ وَأَنتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ
Musa "Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla, bize acı, Sen merhametlilerin merhametlisisin" dedi.
152إِنَّ الَّذِينَ اتَّخَذُوا الْعِجْلَ سَيَنَالُهُمْ غَضَبٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَذِلَّةٌ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا ۚ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُفْتَرِينَ
Buzağıyı tanrı olarak benimseyenler Rablerinin öfkesine ve dünya hayatında alçaklığa uğrayacaklardır; iftira edenleri böylece cezalandırırız.
153وَالَّذِينَ عَمِلُوا السَّيِّئَاتِ ثُمَّ تَابُوا مِن بَعْدِهَا وَآمَنُوا إِنَّ رَبَّكَ مِن بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ
Kötülük işleyip ardından tevbe edenler ve inananlar bilsinler ki Rabbin, bu hareketlerinin ardından onları şüphesiz bağışlar ve merhamet eder.
154وَلَمَّا سَكَتَ عَن مُّوسَى الْغَضَبُ أَخَذَ الْأَلْوَاحَ ۖ وَفِي نُسْخَتِهَا هُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلَّذِينَ هُمْ لِرَبِّهِمْ يَرْهَبُونَ
Musa, öfkesi yatışınca, bir nüshasında Rablerinden korkanlar için doğru yol ve rahmet yazılı olan levhaları aldı.
A'râfKuran Fihrist
206Ayet
MekkiRevelation
152Ayet

Meal — A'râf 152

Sure A'râf Ayet 152 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Buzağıyı tanrı olarak benimseyenler Rablerinin öfkesine ve dünya hayatında alçaklığa…

Sure Ayet 152/206 — A'râf الأعراف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: A'râf Dinle, A'râf Meal, A'râf mp3, A'râf pdf. Ayet 150–154. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler