A'râf · 168/206
Meal Okunuş — A'râf
وَقَطَّعْنَاهُمْ فِي الْأَرْضِ أُمَمًا ۖ مِّنْهُمُ الصَّالِحُونَ وَمِنْهُمْ دُونَ ذَٰلِكَ ۖ وَبَلَوْنَاهُم بِالْحَسَنَاتِ وَالسَّيِّئَاتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ ۝١٦٨
Wa qatta`naahum fil ardi umamam minhumus aalihoona wa min hum doona zaalika wa balawnaahum bilhasanaati wassaiyi aati la`allahum yarji`oon
📖 Türkçe Anlam
Biz onları yeryüzünde iyiler ve aşağılıklar olarak bölük bölük ayırdık; iyiliğe dönerler diye onları güzellikler ve kötülüklerle sınadık.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Kattâ'nâhum: Onları parça parça ettik, gruplara ayırdık.
  • Ümemen: Topluluklar, gruplar, cemaatler.
  • Salihûn: İyi ve dürüst olanlar, hakları gözetenler.
  • Dûne zâlik: Bunun altında olanlar, derecesi daha düşük olanlar.
  • Belenâhum: Onları imtihan ettik, denedik.
  • Hasenât: İyilikler, bolluk, nimetler, güzel haller.
  • Seyyiât: Kötülükler, darlık, sıkıntılar, musibetler.
  • Yerci'ûn: Dönerler, vazgeçerler, tövbe ederler.

Tefsir:

Yüce Allah, İsrailoğulları'nı yeryüzünde çeşitli topluluklara bölüp dağıttı. Onlar bir zamanlar toplu bir haldeyken, Allah onları farklı bölgelere, farklı gruplar halinde yaydı. Bu gruplar arasında; Allah'ın haklarını ve kulların haklarını gözeten, O'na iman eden ve Peygamberlere tabi olan salih kimseler vardı. Bir kısmı da bu derecenin altındaydı; kendilerine zulmeden, aşırı giden, inkâr eden ve isyan eden kimselerdi.

Allah Teâlâ, bu toplulukları hem bolluk ve nimetlerle hem de darlık ve musibetlerle imtihan etti. Bazen onlara genişlik, sağlık ve refah verdi; bazen de sıkıntı, hastalık ve kıtlıkla denedi. Bütün bunların tek bir gayesi vardı: Belki dönerler, kendilerine gelirler, isyandan vazgeçip Allah'a yönelirler, tövbe ederler ve doğru yolu bulurlar.

Bu imtihanlar, Allah'ın kullarına olan merhametinin bir tecellisidir. Çünkü insan, bollukta şımarabilir, darlıkta ise Rabbini hatırlar. Allah, kullarını bazen nimetle bazen de zorlukla sınar ki kalpleri uyansın, gafletten kurtulsun ve O'na sığınsınlar. Bu, tıpkı bir babanın çocuğunu terbiye etmek için bazen ödüllendirmesi bazen de uyarması gibidir.

Sevgili kardeşim! Bu ayet bize gösteriyor ki, hayatın iniş çıkışları, zorlukları ve kolaylıkları boşuna değildir. Hepsi birer imtihan vesilesidir. Önemli olan, her iki durumda da Allah'a yönelmek, O'na şükretmek ve O'ndan af dilemektir. Unutma ki, Allah senin tövbene çok yakındır; ne zaman O'na dönersen, O seni bağışlar ve rahmetiyle kuşatır. Bu dünya hayatı, ahirete hazırlık yeridir. Her anımızı değerlendirelim, günahlardan uzaklaşıp salih kullardan olmaya gayret edelim. Çünkü gerçek kurtuluş, Allah'ın rızasını kazanmaktır.

🎧 Dinle

📜 Ayet 166-170 — A'râf

166فَلَمَّا عَتَوْا عَن مَّا نُهُوا عَنْهُ قُلْنَا لَهُمْ كُونُوا قِرَدَةً خَاسِئِينَ
Kendilerine edilen yasakları aşınca, onlara: "Aşağılık birer maymun olun" dedik.
167وَإِذْ تَأَذَّنَ رَبُّكَ لَيَبْعَثَنَّ عَلَيْهِمْ إِلَىٰ يَوْمِ الْقِيَامَةِ مَن يَسُومُهُمْ سُوءَ الْعَذَابِ ۗ إِنَّ رَبَّكَ لَسَرِيعُ الْعِقَابِ ۖ وَإِنَّهُ لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ
Rabbin, kıyamet gününe kadar, onları, kötü azaba uğratacak kimseleri üzerlerine göndereceğini bildirmişti. Doğrusu Rabbin, cezayı çabuk verir. Doğrusu O bağışlar ve merhamet eder.
168وَقَطَّعْنَاهُمْ فِي الْأَرْضِ أُمَمًا ۖ مِّنْهُمُ الصَّالِحُونَ وَمِنْهُمْ دُونَ ذَٰلِكَ ۖ وَبَلَوْنَاهُم بِالْحَسَنَاتِ وَالسَّيِّئَاتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
Biz onları yeryüzünde iyiler ve aşağılıklar olarak bölük bölük ayırdık; iyiliğe dönerler diye onları güzellikler ve kötülüklerle sınadık.
169فَخَلَفَ مِن بَعْدِهِمْ خَلْفٌ وَرِثُوا الْكِتَابَ يَأْخُذُونَ عَرَضَ هَٰذَا الْأَدْنَىٰ وَيَقُولُونَ سَيُغْفَرُ لَنَا وَإِن يَأْتِهِمْ عَرَضٌ مِّثْلُهُ يَأْخُذُوهُ ۚ أَلَمْ يُؤْخَذْ عَلَيْهِم مِّيثَاقُ الْكِتَابِ أَن لَّا يَقُولُوا عَلَى اللَّهِ إِلَّا الْحَقَّ وَدَرَسُوا مَا فِيهِ ۗ وَالدَّارُ الْآخِرَةُ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
Ardlarından yerlerine gelen bir takım kötüler, Kitap'a mirasçı oldular. "Biz nasıl olsa affedileceğiz" diyerek Kitap'ın hükümlerini değiştirme karşılığı bu değersiz dünyanın mallarını alırlar; yine ona benzer geçici bir şey kendilerine gelince onu da kabul ederlerdi. Onlardan, Allah'a karşı ancak gerçeği söyleyeceklerine dair Kitap üzerine söz alınmamış mıydı? Kitap'da olanları okumamışlar mıydı? Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için, ahiret yurdu vardır, düşünmüyor musunuz? Biz, iyiliğe çalışanların ecrini elbette zayi etmeyiz.
170وَالَّذِينَ يُمَسِّكُونَ بِالْكِتَابِ وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ الْمُصْلِحِينَ
Ardlarından yerlerine gelen bir takım kötüler, Kitap'a mirasçı oldular. "Biz nasıl olsa affedileceğiz" diyerek Kitap'ın hükümlerini değiştirme karşılığı bu değersiz dünyanın mallarını alırlar; yine ona benzer geçici bir şey kendilerine gelince onu da kabul ederlerdi. Onlardan, Allah'a karşı ancak gerçeği söyleyeceklerine dair Kitap üzerine söz alınmamış mıydı? Kitap'da olanları okumamışlar mıydı? Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için, ahiret yurdu vardır, düşünmüyor musunuz? Biz, iyiliğe çalışanların ecrini elbette zayi etmeyiz.
A'râfKuran Fihrist
206Ayet
MekkiRevelation
168Ayet

Meal — A'râf 168

Sure A'râf Ayet 168 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Biz onları yeryüzünde iyiler ve aşağılıklar olarak bölük bölük ayırdık;…

Sure Ayet 168/206 — A'râf الأعراف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: A'râf Dinle, A'râf Meal, A'râf mp3, A'râf pdf. Ayet 166–170. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler