Tevbe · 4/129
Meal Okunuş — Tevbe
إِلَّا الَّذِينَ عَاهَدتُّم مِّنَ الْمُشْرِكِينَ ثُمَّ لَمْ يَنقُصُوكُمْ شَيْئًا وَلَمْ يُظَاهِرُوا عَلَيْكُمْ أَحَدًا فَأَتِمُّوا إِلَيْهِمْ عَهْدَهُمْ إِلَىٰ مُدَّتِهِمْ ۚ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُتَّقِينَ ۝٤
Illal lazeena `aahattum minal mushrikeena summa lam yanqusookum shai`anw-wa lam yuzaahiroo `alaikum ahadan fa atimmooo ilaihim `ahdahum ilaa muddatihim; innal laaha yuhibbul muttaqeen
📖 Türkçe Anlam
Yalnız, andlaşma hükümlerinde size karşı bir eksiklik yapmayan ve aleyhinizde kimseye yardım etmeyen müşriklerle yaptığınız andlaşmaya sonuna kadar riayet edin. Allah sakınanları sever.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • İllâ (إِلَّا): Ancak, yalnızca (istisna bildirir).
  • Âhedtüm (عَاهَدتُّم): Antlaşma yaptınız, sözleşme imzaladınız.
  • Müşrikîn (الْمُشْرِكِينَ): Allah'a ortak koşanlar.
  • Yenkusûküm (يَنقُصُوكُمْ): Sizi eksiltmezler, size zarar vermezler, antlaşmada size karşı bir eksiklik yapmazlar.
  • Yuzâhirû (يُظَاهِرُوا): Yardım ederler, destek olurlar, arka çıkarlar.
  • Ehad (أَحَدًا): Hiç kimse, herhangi bir kimse.
  • Etimmu (أَتِمُّوا): Tamamlayın, eksiksiz yerine getirin.
  • Muddetihim (مُدَّتِهِمْ): Kendi sürelerinin sonuna kadar, belirlenmiş olan vadenin bitimine dek.
  • Müttakîn (الْمُتَّقِينَ): Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, takva sahipleri.

Tefsir:

Bu âyet-i kerîme, müminlere çok önemli bir ahlâkî ve hukukî prensibi öğretmektedir. Önceki âyetlerde, antlaşmalarını bozan ve düşmanla iş birliği yapan müşriklerle olan antlaşmaların feshedileceği bildirilmişti. İşte bu âyet, o hükmün dışında tutulan istisnayı açıklamaktadır.

Yüce Allah buyuruyor ki: "Ancak kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklerden, antlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmayan ve size karşı hiç kimseye yardım etmeyenler müstesnadır." Yani onlar, antlaşmalarına sadık kalmışlar, sözlerinde durmuşlar, size ihanet etmemişler ve düşmanlarınıza destek olmamışlardır. İşte bu şartları taşıyan kimselerle yapılan antlaşma geçerliliğini korur.

Allah Teâlâ, bu durumda olanlara karşı da müminlere şu emri veriyor: "Öyleyse onların antlaşmalarını, sürelerinin sonuna kadar tamamlayın." Yani onlara verdiğiniz sözü, belirlenen vadenin bitimine kadar eksiksiz bir şekilde yerine getirin. Onları, antlaşmayı bozanlarla bir tutmayın. Onlara karşı da vefalı olun.

Bu emir, İslam'ın antlaşmalara ve ahde vefaya verdiği büyük önemi göstermektedir. Bir Müslüman, karşısındaki kim olursa olsun, verdiği sözde durmalı, yaptığı antlaşmaya sadık kalmalıdır. Antlaşma yapılan taraf, antlaşmaya sadık kaldığı sürece, Müslüman da sadık kalmakla yükümlüdür. Bu, hem bir ahlâk kuralı hem de bir hukuk prensibidir.

Âyetin sonunda ise bu davranışın takva ile olan bağlantısı vurgulanıyor: "Şüphesiz Allah, takva sahiplerini sever." Yani antlaşmalarına sadık kalmak, sözünde durmak, emanete riayet etmek ve hainlikten sakınmak, takvanın ta kendisidir. Allah'ın sevgisini kazanmak isteyen mümin, işte bu şekilde davranmalıdır.

Sevgili Müslümanlar! Bu âyet bize gösteriyor ki, İslam dini; güveni, sadakati ve ahde vefayı esas alır. Bir Müslüman'ın sözü senettir, antlaşması kutsaldır. Karşımızdaki kim olursa olsun, verdiğimiz sözde durmak, bizim imanımızın ve takvamızın gereğidir. Bu güzel ahlâkı hayatımıza hâkim kıldığımızda, hem Allah'ın sevgisini kazanırız hem de toplumda güven ve huzur ortamı oluşur. Unutmayalım ki, ahde vefa göstermek, Allah'ın sevdiği kulların en belirgin özelliklerindendir. Rabbimiz, bizleri de bu güzel ahlâkı yaşayan ve yaşatan kullarından eylesin.

🎧 Dinle

📜 Ayet 2-6 — Tevbe

2فَسِيحُوا فِي الْأَرْضِ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَاعْلَمُوا أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللَّهِ ۙ وَأَنَّ اللَّهَ مُخْزِي الْكَافِرِينَ
Allah'tan ve Peygamberinden, kendileriyle andlaşma yaptığınız müşriklere ihtardır: Yeryüzünde dört ay daha dolaşabilirsiniz. Allah'ı aciz bırakamayacağınızı, Allah'ın inkarcıları rezil edeceğini bilin.
3وَأَذَانٌ مِّنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ إِلَى النَّاسِ يَوْمَ الْحَجِّ الْأَكْبَرِ أَنَّ اللَّهَ بَرِيءٌ مِّنَ الْمُشْرِكِينَ ۙ وَرَسُولُهُ ۚ فَإِن تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ ۖ وَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُوا أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللَّهِ ۗ وَبَشِّرِ الَّذِينَ كَفَرُوا بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Allah'ın ve Peygamberinin, ortak koşanlardan uzak olduğunu, büyük hac günü, Allah ve peygamberi insanlara ilan eder. Eğer tevbe ederseniz, bu sizin için daha hayırlı olur, yüz çevirirseniz, bilin ki siz Allah'ı aciz bırakamazsınız. İnkar edenlere can yakıcı azabı müjdele.
4إِلَّا الَّذِينَ عَاهَدتُّم مِّنَ الْمُشْرِكِينَ ثُمَّ لَمْ يَنقُصُوكُمْ شَيْئًا وَلَمْ يُظَاهِرُوا عَلَيْكُمْ أَحَدًا فَأَتِمُّوا إِلَيْهِمْ عَهْدَهُمْ إِلَىٰ مُدَّتِهِمْ ۚ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُتَّقِينَ
Yalnız, andlaşma hükümlerinde size karşı bir eksiklik yapmayan ve aleyhinizde kimseye yardım etmeyen müşriklerle yaptığınız andlaşmaya sonuna kadar riayet edin. Allah sakınanları sever.
5فَإِذَا انسَلَخَ الْأَشْهُرُ الْحُرُمُ فَاقْتُلُوا الْمُشْرِكِينَ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ وَخُذُوهُمْ وَاحْصُرُوهُمْ وَاقْعُدُوا لَهُمْ كُلَّ مَرْصَدٍ ۚ فَإِن تَابُوا وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ وَآتَوُا الزَّكَاةَ فَخَلُّوا سَبِيلَهُمْ ۚ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Hürmetli aylar çıkınca, puta tapanları bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayıp hapsedin; her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse yollarını serbest bırakın. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder.
6وَإِنْ أَحَدٌ مِّنَ الْمُشْرِكِينَ اسْتَجَارَكَ فَأَجِرْهُ حَتَّىٰ يَسْمَعَ كَلَامَ اللَّهِ ثُمَّ أَبْلِغْهُ مَأْمَنَهُ ۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَعْلَمُونَ
Puta tapanlardan biri sana sığınırsa, onu güvene al; ta ki Allah'ın sözünü dinlesin. Sonra onu güven içinde olacağı yere ulaştır. Çünkü onlar bilgisiz bir topluluktur.
TevbeKuran Fihrist
129Ayet
MedeniRevelation
4Ayet

Meal — Tevbe 4

Sure Tevbe Ayet 4 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Yalnız, andlaşma hükümlerinde size karşı bir eksiklik yapmayan ve aleyhinizde…

Sure Ayet 4/129 — Tevbe التوبة (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Tevbe Dinle, Tevbe Meal, Tevbe mp3, Tevbe pdf. Ayet 2–6. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler