Vâkıa Suresi Arapça ve Türkçe
Vâkıa Suresi'ni Türkçe meali, Arapça okunuşu ve sesli Kuran tilaveti ile okuyun. Ayet ayet Türkçe anlam ve transliterasyonu ile tam sure. (96 Ayet — مكية). Vâkıa Dinle, Vâkıa Meal, Vâkıa mp3, Vâkıa pdf.Vâkıa Suresi'ni Oku ve Dinle
🎧 Ayet
M
Mishary Rashid Alafasy
✓
Mishary Rashid Alafasy
✓
M
Mahmoud Khalil Al-Husary
✓
Mahmoud Khalil Al-Husary
✓
A
Abdurrahman As-Sudais
✓
Abdurrahman As-Sudais
✓
M
Mohamed Siddiq Al-Minshawi
✓
Mohamed Siddiq Al-Minshawi
✓
A
Abdul Basit Abdul Samad
✓
Abdul Basit Abdul Samad
✓
A
Ali Al-Hudhaify
✓
Ali Al-Hudhaify
✓
A
Ahmed ibn Ali al-Ajamy
✓
Ahmed ibn Ali al-Ajamy
✓
A
Abu Bakr Ash-Shaatree
✓
Abu Bakr Ash-Shaatree
✓
M
Muhammad Ayyoub
✓
Muhammad Ayyoub
✓
A
Abdullah Basfar
✓
Abdullah Basfar
✓
A
Abdullah Al-Juhani
✓
Abdullah Al-Juhani
✓
M
Maher Al Muaiqly
✓
Maher Al Muaiqly
✓
—
x1
إِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ ١
📖 Meal
Ayet 1
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ ٢
📖 Meal
Ayet 2
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ ٣
📖 Meal
Ayet 3
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
إِذَا رُجَّتِ الْأَرْضُ رَجًّا ٤
📖 Meal
Ayet 4
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَسًّا ٥
📖 Meal
Ayet 5
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
فَكَانَتْ هَبَاءً مُّنبَثًّا ٦
📖 Meal
Ayet 6
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
وَكُنتُمْ أَزْوَاجًا ثَلَاثَةً ٧
📖 Meal
Ayet 7
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
فَأَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَا أَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ ٨
📖 Meal
Ayet 8
İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!
وَأَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ مَا أَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ ٩
📖 Meal
Ayet 9
Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!
وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَ ١٠
📖 Meal
Ayet 10
İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.
أُولَٰئِكَ الْمُقَرَّبُونَ ١١
📖 Meal
Ayet 11
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.
فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ ١٢
📖 Meal
Ayet 12
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.
ثُلَّةٌ مِّنَ الْأَوَّلِينَ ١٣
📖 Meal
Ayet 13
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
وَقَلِيلٌ مِّنَ الْآخِرِينَ ١٤
📖 Meal
Ayet 14
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
عَلَىٰ سُرُرٍ مَّوْضُونَةٍ ١٥
📖 Meal
Ayet 15
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
مُّتَّكِئِينَ عَلَيْهَا مُتَقَابِلِينَ ١٦
📖 Meal
Ayet 16
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُّخَلَّدُونَ ١٧
📖 Meal
Ayet 17
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ ١٨
📖 Meal
Ayet 18
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ ١٩
📖 Meal
Ayet 19
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
وَفَاكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ ٢٠
📖 Meal
Ayet 20
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ ٢١
📖 Meal
Ayet 21
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
وَحُورٌ عِينٌ ٢٢
📖 Meal
Ayet 22
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
كَأَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ الْمَكْنُونِ ٢٣
📖 Meal
Ayet 23
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ٢٤
📖 Meal
Ayet 24
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا ٢٥
📖 Meal
Ayet 25
Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.
إِلَّا قِيلًا سَلَامًا سَلَامًا ٢٦
📖 Meal
Ayet 26
Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!
وَأَصْحَابُ الْيَمِينِ مَا أَصْحَابُ الْيَمِينِ ٢٧
📖 Meal
Ayet 27
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
فِي سِدْرٍ مَّخْضُودٍ ٢٨
📖 Meal
Ayet 28
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ ٢٩
📖 Meal
Ayet 29
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ ٣٠
📖 Meal
Ayet 30
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
وَمَاءٍ مَّسْكُوبٍ ٣١
📖 Meal
Ayet 31
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
وَفَاكِهَةٍ كَثِيرَةٍ ٣٢
📖 Meal
Ayet 32
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ ٣٣
📖 Meal
Ayet 33
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ ٣٤
📖 Meal
Ayet 34
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
إِنَّا أَنشَأْنَاهُنَّ إِنشَاءً ٣٥
📖 Meal
Ayet 35
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
فَجَعَلْنَاهُنَّ أَبْكَارًا ٣٦
📖 Meal
Ayet 36
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
عُرُبًا أَتْرَابًا ٣٧
📖 Meal
Ayet 37
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
لِّأَصْحَابِ الْيَمِينِ ٣٨
📖 Meal
Ayet 38
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
ثُلَّةٌ مِّنَ الْأَوَّلِينَ ٣٩
📖 Meal
Ayet 39
Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
وَثُلَّةٌ مِّنَ الْآخِرِينَ ٤٠
📖 Meal
Ayet 40
Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
وَأَصْحَابُ الشِّمَالِ مَا أَصْحَابُ الشِّمَالِ ٤١
📖 Meal
Ayet 41
Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!
فِي سَمُومٍ وَحَمِيمٍ ٤٢
📖 Meal
Ayet 42
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ ٤٣
📖 Meal
Ayet 43
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
لَّا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ ٤٤
📖 Meal
Ayet 44
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ ٤٥
📖 Meal
Ayet 45
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.
وَكَانُوا يُصِرُّونَ عَلَى الْحِنثِ الْعَظِيمِ ٤٦
📖 Meal
Ayet 46
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.
وَكَانُوا يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا أَإِنَّا لَمَبْعُوثُونَ ٤٧
📖 Meal
Ayet 47
Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?"
قُلْ إِنَّ الْأَوَّلِينَ وَالْآخِرِينَ ٤٩
📖 Meal
Ayet 49
De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."
لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَاتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ ٥٠
📖 Meal
Ayet 50
De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."
ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا الضَّالُّونَ الْمُكَذِّبُونَ ٥١
📖 Meal
Ayet 51
Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar!
فَشَارِبُونَ شُرْبَ الْهِيمِ ٥٥
📖 Meal
Ayet 55
Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz;
هَٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ الدِّينِ ٥٦
📖 Meal
Ayet 56
İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur.
نَحْنُ خَلَقْنَاكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ ٥٧
📖 Meal
Ayet 57
Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz?
أَفَرَأَيْتُم مَّا تُمْنُونَ ٥٨
📖 Meal
Ayet 58
Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?
أَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُ أَمْ نَحْنُ الْخَالِقُونَ ٥٩
📖 Meal
Ayet 59
Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?
نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ الْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ ٦٠
📖 Meal
Ayet 60
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.
عَلَىٰ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَالَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِي مَا لَا تَعْلَمُونَ ٦١
📖 Meal
Ayet 61
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.
وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْأَةَ الْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ ٦٢
📖 Meal
Ayet 62
And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz?
أَفَرَأَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ ٦٣
📖 Meal
Ayet 63
Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?
أَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُ أَمْ نَحْنُ الزَّارِعُونَ ٦٤
📖 Meal
Ayet 64
Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?
لَوْ نَشَاءُ لَجَعَلْنَاهُ حُطَامًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ ٦٥
📖 Meal
Ayet 65
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".
إِنَّا لَمُغْرَمُونَ ٦٦
📖 Meal
Ayet 66
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ ٦٧
📖 Meal
Ayet 67
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".
أَفَرَأَيْتُمُ الْمَاءَ الَّذِي تَشْرَبُونَ ٦٨
📖 Meal
Ayet 68
Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?
أَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ الْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ الْمُنزِلُونَ ٦٩
📖 Meal
Ayet 69
Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?
لَوْ نَشَاءُ جَعَلْنَاهُ أُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ ٧٠
📖 Meal
Ayet 70
Dileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz?
أَفَرَأَيْتُمُ النَّارَ الَّتِي تُورُونَ ٧١
📖 Meal
Ayet 71
Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?
أَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَا أَمْ نَحْنُ الْمُنشِئُونَ ٧٢
📖 Meal
Ayet 72
Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?
نَحْنُ جَعَلْنَاهَا تَذْكِرَةً وَمَتَاعًا لِّلْمُقْوِينَ ٧٣
📖 Meal
Ayet 73
Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık.
۞ فَلَا أُقْسِمُ بِمَوَاقِعِ النُّجُومِ ٧٥
📖 Meal
Ayet 75
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!
وَإِنَّهُ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ ٧٦
📖 Meal
Ayet 76
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!
إِنَّهُ لَقُرْآنٌ كَرِيمٌ ٧٧
📖 Meal
Ayet 77
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
فِي كِتَابٍ مَّكْنُونٍ ٧٨
📖 Meal
Ayet 78
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
لَّا يَمَسُّهُ إِلَّا الْمُطَهَّرُونَ ٧٩
📖 Meal
Ayet 79
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ الْعَالَمِينَ ٨٠
📖 Meal
Ayet 80
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ ٨٢
📖 Meal
Ayet 82
Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz?
فَلَوْلَا إِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَ ٨٣
📖 Meal
Ayet 83
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ ٨٤
📖 Meal
Ayet 84
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ ٨٥
📖 Meal
Ayet 85
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
فَلَوْلَا إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ ٨٦
📖 Meal
Ayet 86
Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!
تَرْجِعُونَهَا إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ ٨٧
📖 Meal
Ayet 87
Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!
فَأَمَّا إِن كَانَ مِنَ الْمُقَرَّبِينَ ٨٨
📖 Meal
Ayet 88
Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.
فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ ٨٩
📖 Meal
Ayet 89
Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.
وَأَمَّا إِن كَانَ مِنْ أَصْحَابِ الْيَمِينِ ٩٠
📖 Meal
Ayet 90
Eğer defteri sağdan verilenlerden ise,
فَسَلَامٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَابِ الْيَمِينِ ٩١
📖 Meal
Ayet 91
"Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir.
وَأَمَّا إِن كَانَ مِنَ الْمُكَذِّبِينَ الضَّالِّينَ ٩٢
📖 Meal
Ayet 92
Eğer, sapık yalancılardan ise,
Oku Vâkıa Suresi Türkçe Meali – Okunuş ve Dinle
Bizim için dua et, teşekkürler







