Âl-i İmrân · 165/200
Meal Okunuş — Âl-i İmrân
أَوَلَمَّا أَصَابَتْكُم مُّصِيبَةٌ قَدْ أَصَبْتُم مِّثْلَيْهَا قُلْتُمْ أَنَّىٰ هَٰذَا ۖ قُلْ هُوَ مِنْ عِندِ أَنفُسِكُمْ ۗ إِنَّ اللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ۝١٦٥
Awa lammaaa asaabatkum museebatun qad asabtum mislaihaa qultum annaa haazaa qul huwa min `indi anfusikum; innal laaha `alaa kulli shai`in Qadeer
📖 Türkçe Anlam
Başkalarını iki misline uğrattığınız bir musibete kendiniz uğrayınca mı: "Bu nereden?" dersiniz? De ki: "O, kendi tarafınızdandır". Doğrusu Allah her şeye Kadir'dir.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Musîbet: Kişiye isabet eden üzücü olay, bela ve sıkıntı.
  • Misleyhâ: Onun iki katı, benzerinin iki misli.
  • Ennâ: Nereden, nasıl, hangi sebepten?
  • Min indi enfüsiküm: Kendi nefislerinizden, kendi ellerinizle yaptıklarınızdan, kendi hatalarınızdan dolayı.

Tefsir:

Ey müminler! Siz, Bedir gününde düşmanlarınıza karşı büyük bir zafer kazanmış, yetmiş düşmanı öldürmüş ve yetmişini de esir almıştınız. Ancak Uhud gününde benzer bir musibetle karşılaştınız; yetmiş şehit verdiniz. İşte o gün, bu acı kayıp karşısında şaşkınlık içinde: "Bu nasıl olabilir? Biz müminleriz, aramızda Allah'ın Resulü varken bize bu nasıl gelir?" diye sormaya başladınız.

Allah Teâlâ, Peygamber Efendimiz'e (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle cevap vermesini emrediyor: "Bu musibet, kendi ellerinizle kazandığınız hatalarınız yüzündendir. Siz, Uhud'da Resulullah'ın emrine muhalefet ettiniz, okçular tepesindeki görevinizi terk ettiniz ve ganimet toplamaya yöneldiniz. İşte bu isyanınız ve ihtilafınız, bu yenilginizin asıl sebebidir."

Bu ayet, müminlere çok önemli bir ders vermektedir: Zafer de yenilgi de Allah'ın elindedir. Allah, dilediğine yardım eder, dilediğini de imtihan eder. O'nun kudreti her şeye yetişir; ne yardımı ne de engellemesi kimseye bağlı değildir. Ancak Allah'ın yardımı, kulların O'na itaatine ve Peygamber'inin emirlerine bağlı kalmasına bağlıdır.

Ey müminler! Bu ayet, sizlere şunu öğretiyor: Başınıza gelen her musibette önce kendinize bakın. Acaba Allah'ın emirlerini mi ihmal ettiniz? Peygamber'in sünnetinden mi saptınız? Aranıza ihtilaf mı girdi? Unutmayın ki Allah'ın kudreti sınırsızdır; O, dilediği anda düşmanlarınızı helak eder, dilediği anda da sizi zafere ulaştırır. Ancak O'nun yardımı, ancak O'na samimiyetle yönelen, emirlerine itaat eden kullarına nasip olur.

Bu ayet, aynı zamanda müminlere bir teselli kaynağıdır: Sizden önce de peygamberler ve müminler imtihan edildi, yaralar aldılar. Ama asla ümitsizliğe kapılmadılar. Siz de bu musibetten ders alın, hatalarınızdan dönün ve Allah'a yönelin. Çünkü Allah, tövbe eden kullarını sever, onları affeder ve onlara yardımını tekrar gönderir. Unutmayın ki bu dünya bir imtihan yeridir; zafer de yenilgi de bu imtihanın bir parçasıdır. Önemli olan, her iki durumda da Allah'a olan bağlılığınızı korumanızdır.

🎧 Dinle

📜 Ayet 163-167 — Âl-i İmrân

163هُمْ دَرَجَاتٌ عِندَ اللَّهِ ۗ وَاللَّهُ بَصِيرٌ بِمَا يَعْمَلُونَ
Onlar Allah katında derece derecedir. Allah, işlediklerini görmektedir.
164لَقَدْ مَنَّ اللَّهُ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ إِذْ بَعَثَ فِيهِمْ رَسُولًا مِّنْ أَنفُسِهِمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِهِ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَإِن كَانُوا مِن قَبْلُ لَفِي ضَلَالٍ مُّبِينٍ
And olsun ki Allah, inananlara, ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara Kitap ve hikmeti öğreten, kendilerinden bir peygamber göndermekle iyilikte bulunmuştur. Halbuki onlar, önceleri apaçık sapıklıkta idiler.
165أَوَلَمَّا أَصَابَتْكُم مُّصِيبَةٌ قَدْ أَصَبْتُم مِّثْلَيْهَا قُلْتُمْ أَنَّىٰ هَٰذَا ۖ قُلْ هُوَ مِنْ عِندِ أَنفُسِكُمْ ۗ إِنَّ اللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Başkalarını iki misline uğrattığınız bir musibete kendiniz uğrayınca mı: "Bu nereden?" dersiniz? De ki: "O, kendi tarafınızdandır". Doğrusu Allah her şeye Kadir'dir.
166وَمَا أَصَابَكُمْ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ فَبِإِذْنِ اللَّهِ وَلِيَعْلَمَ الْمُؤْمِنِينَ
İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen, Allah'ın izniyledir. Bu, inananları da, münafıklık edenleri de belirtmesi içindir. Münafıklık edenlere: "gelin, Allah yolunda savaşın, veya hiç olmazsa savunmada bulunun" dendiği zaman: "Eğer savaşmayı bilseydik, ardınızdan gelirdik" dediler. O gün, onlar imandan çok inkara yakındılar. Kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar. Allah gizlediklerini onlardan iyi bilir.
167وَلِيَعْلَمَ الَّذِينَ نَافَقُوا ۚ وَقِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا قَاتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوِ ادْفَعُوا ۖ قَالُوا لَوْ نَعْلَمُ قِتَالًا لَّاتَّبَعْنَاكُمْ ۗ هُمْ لِلْكُفْرِ يَوْمَئِذٍ أَقْرَبُ مِنْهُمْ لِلْإِيمَانِ ۚ يَقُولُونَ بِأَفْوَاهِهِم مَّا لَيْسَ فِي قُلُوبِهِمْ ۗ وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يَكْتُمُونَ
İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen, Allah'ın izniyledir. Bu, inananları da, münafıklık edenleri de belirtmesi içindir. Münafıklık edenlere: "gelin, Allah yolunda savaşın, veya hiç olmazsa savunmada bulunun" dendiği zaman: "Eğer savaşmayı bilseydik, ardınızdan gelirdik" dediler. O gün, onlar imandan çok inkara yakındılar. Kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar. Allah gizlediklerini onlardan iyi bilir.
Âl-i İmrânKuran Fihrist
200Ayet
MedeniRevelation
165Ayet

Meal — Âl-i İmrân 165

Sure Âl-i İmrân Ayet 165 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Başkalarını iki misline uğrattığınız bir musibete kendiniz uğrayınca mı: "Bu…

Sure Ayet 165/200 — Âl-i İmrân آل عمران (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Âl-i İmrân Dinle, Âl-i İmrân Meal, Âl-i İmrân mp3, Âl-i İmrân pdf. Ayet 163–167. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler