Qul araiaitum in kaana min `indil laahi summa kafar tum bihee man adallu mimman huwa fee shiqaqim ba`eed
📖 Meal (Türkçe Anlam)
📖 Türkçe Anlam
De ki: "Kuran Allah katından gelmiş olup da siz de onu inkar etmişseniz, söyleyin bana, derin bir çıkmazda bulunan kimseden daha sapık kim vardır?"
🌐 Additional reference in Azərbaycan
🌐 Azərbaycan
De: “Bir deyin görək, əgər Quran Allah tərəfindəndirsə, sonra da siz onu inkar edirsinizsə, bunu necə başa düşmək olar?! Elə isə haqdan uzaq bir ayrılıq içində olan kəsdən daha çox azmış kim ola bilər?
De ki: "Kuran Allah katından gelmiş olup da siz de onu inkar etmişseniz, söyleyin bana, derin bir çıkmazda bulunan kimseden daha sapık kim vardır?"
📜
Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
Eraeytüm (أَرَأَيْتُمْ): Bana haber verin, söyleyin bakalım.
Kâne (كَانَ): Olduysa, ise.
Kefartüm (كَفَرْتُمْ): İnkâr ettiniz, örttünüz.
Şikâk (شِقَاقٍ): Karşı gelme, düşmanlık, ayrılık, inatlaşma.
Baîd (بَعِيدٍ): Uzak, derin.
Tefsir:
Ey Resul! Bu inkârcı müşriklere de ki: "Söyleyin bakalım, eğer bu Kur'an Allah katından gelmiş bir gerçek ise ve siz buna rağmen onu inkâr edip küfrünüzde direndiyseniz, haktan bu kadar uzak bir ayrılık ve düşmanlık içinde olan sizden daha sapkın kim olabilir?"
Bu ayet, Kur'an'ın Allah'tan geldiği gerçeğini tartışma konusu yapmayı bırakıp, onu inkâr edenlerin içinde bulunduğu vahim durumu gözler önüne sermektedir. Zira Kur'an'ın Allah kelamı olduğu o kadar açık ve nettir ki, bunu inkâr etmek ancak inat ve azgınlıkla mümkündür. Ayet, onları muhakemeye davet ederek şu soruyu sormaktadır: "Eğer bu kitap gerçekten Allah'tan gelmişse ve siz onu inkâr ettiyseniz, o zaman sizden daha şaşkın ve sapkın kim olabilir?" Bu soru, onların akıllarını başlarına almaları ve içinde bulundukları tehlikeli durumu fark etmeleri içindir. Çünkü onlar, apaçık bir gerçeğe karşı gelmekte, hak ile batıl arasında derin bir ayrılık ve düşmanlık içinde bulunmaktadırlar. Bu tutumlarıyla kendilerini en büyük zarara sokmuşlar, hem dünyada hem ahirette hüsrana uğramışlardır.
Faydalar ve Dersler:
İnsan, karşısına çıkan apaçık hakikati inkâr ettiğinde, kendisinden daha sapkın bir kimse olamaz. Çünkü bu, bile bile yanlışa sarılmak ve doğruyu görmemekte ısrar etmektir.
Kur'an'ın Allah'tan geldiği o kadar açıktır ki, onu inkâr etmek ancak inat ve düşmanlıkla mümkündür. Bu da insanı hem dünyada hem ahirette en büyük kayba uğratır.
Bu ayet, insanı düşünmeye ve kendi durumunu sorgulamaya davet eder. İnsan, hakikati kabul etmekte acele etmeli ve inatlaşmaktan kaçınmalıdır.
İslam'ın davet metodu, muhatabı ikna etmek ve onu düşünmeye sevk etmek üzerine kuruludur. Bu ayet, bu metodun en güzel örneklerinden biridir.
İnsanın en büyük düşmanı, kendi nefsinin inatçılığı ve kibridir. Bu ikisi, insanı hakikatten uzaklaştıran en büyük engellerdir.
Başına gelen sıkıntıdan sonra, kendisine katımızdan bir rahmet tattırsak: "Bu benim hakkımdır; kıyametin kopacağını sanmıyorum. Rabbime döndürülürsem, O'nun katında and olsun ki, benim için daha güzel şeyler vardır" der. İnkar edenlere, işlediklerini, and olsun ki bildireceğiz. Onlara and olsun ki çetin bir azap tattıracağız.
Onun hak olduğu meydana çıkıncaya kadar varlığımızın belgelerini onlara hem dış dünyada ve hem de kendi içlerinde göstereceğiz. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?
Kuran Suresi sitesi, sevgili kitabı ve arındırılmış Sünnet'i hizmet etmek, Kuran ve Sünnet müfredatında şeriat bilimlerini kolaylaştırmak, bilginin öğrencilerine önem vermek ve şeriat bilimlerini kolaylaştırmak amacıyla mütevazı bir girişim olarak kurulmuştur ve bize desteğinizden memnunuz ve Yüce Allah'tan bizi şerefli bir şekilde kabul etmesini ve amellerimizi kabul etmesini diliyoruz. .