Mâide · 13/120
Meal Okunuş — Mâide
فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَاقَهُمْ لَعَنَّاهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَاسِيَةً ۖ يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِ ۙ وَنَسُوا حَظًّا مِّمَّا ذُكِّرُوا بِهِ ۚ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَىٰ خَائِنَةٍ مِّنْهُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ ۖ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاصْفَحْ ۚ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ ۝١٣
Fabimaa naqdihim meesaa qahum la`annaahum wa ja`alnaa quloobahum qaasiyatany yuharrifoonal kalima `ammawaadi`ihee wa nasoo hazzam mimmaa zukkiroo bih; khaaa`inatim minhum illaa qaleelam minhum fa`fu `anhum wasfah; innal laaha yuhibbul muhsineen
📖 Türkçe Anlam
Sözlerini bozdukları için onlara lanet ettik, kalblerini katılaştırdık. Onlar sözleri yerlerinden değiştirirler. Kendilerine belletilenin bir kısmını unuttular. İçlerinden pek azından başkasının daima hainliklerini görürsün, onları affet ve geç. Allah iyilik yapanları şüphesiz sever.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Nakd (نَقْض): Sözleşmeyi bozmak, ahdi çiğnemek.
  • Mîsâk (مِيثَاق): Sağlam, pekiştirilmiş sözleşme, antlaşma.
  • Lâne (لَعْن): Rahmetten kovmak, Allah'ın rahmetinden uzaklaştırmak.
  • Kâsiye (قَاسِيَة): Katı, sert, yumuşamayan, kabul etmeyen kalp.
  • Tahrîf (تَحْرِيف): Kelimeleri yerinden kaydırmak, anlamını veya lafzını değiştirmek.
  • Hazz (حَظّ): Pay, nasip.
  • Tettaliu (تَطَّلِعُ): Fark etmek, görmek, ortaya çıkarmak.
  • Hâine (خَائِنَة): Hainlik, ihanet, güveni sarsan davranış.
  • Afv (عَفْو): Bağışlamak, cezalandırmaktan vazgeçmek.
  • Safh (صَفْح): Yüz çevirmek, hoşgörüyle karşılamak, kusuru yüze vurmamak.

Tefsir:

Bu âyet-i kerîmede Yüce Allah, İsrâiloğulları'nın içler acısı durumunu ve onların Allah'ın nimetlerine karşı nankörlüklerini bizlere haber vermektedir. Onlar, kendilerinden alınan sağlam sözleşmeyi bozdular; peygamberlere iman edeceklerine, Tevrat'ın hükümlerini uygulayacaklarına dair verdikleri ağır sözü çiğnediler. İşte bu ahdi bozmaları sebebiyle Allah onları rahmetinden kovdu ve uzaklaştırdı. Bu, onların kalplerinin katılaşmasına, imana ve öğüde kapalı hâle gelmesine sebep oldu. Artık o kalpler öyle bir hâle geldi ki; ne bir öğüt fayda verir, ne de bir ibret ders alır.

Onların bu katı kalpliliği, kendilerini daha büyük bir günaha sürükledi: Allah'ın kelamını tahrif etmeye başladılar. Tevrat'taki kelimeleri yerlerinden kaydırdılar, anlamlarını değiştirdiler, kendi hevâ ve heveslerine uydurmak için çarpıttılar. Üstelik kendilerine hatırlatılan, emredilen şeylerin önemli bir kısmını da tamamen terk ettiler; onları unuttular, yani amel etmeyi bıraktılar.

Ey Resûlüm! Sen onlardan sürekli bir hainlik görürsün. Verdikleri sözde durmazlar, sana karşı tuzak kurarlar, düşmanlarına yardım ederler. Bu, onların değişmez bir karakteri hâline gelmiştir. Ancak içlerinden iman eden küçük bir grup müstesnadır; onlar sözlerinde duran, emanete riayet eden kimselerdir.

Ey Peygamber! Sen onların bu kötü davranışlarına karşı af ve hoşgörüyle muamele et. Onları bağışla, yaptıklarına karşılık verme, yüzlerine vurma. Çünkü Allah, iyilik edenleri, affetmeyi ve güzel davranmayı sevenleri sever. Senin bu güzel ahlâkın, onların hidayetine vesile olabilir; en azından senin yanında Allah'ın rızasını kazanmış olursun.

Bu âyet, biz ümmet-i Muhammed'e de önemli dersler vermektedir: Ahde vefa göstermek, sözünde durmak müminin şiarıdır. Kalp katılığı, günahların ve ahdi bozmanın bir sonucudur. Allah'ın kelamını tahrif etmek, onu kendi hevâsına göre yorumlamak büyük bir felakettir. Ve en önemlisi: Affetmek, hoşgörülü olmak ve güzel davranmak, Allah'ın sevgisini kazandıran en yüce ahlâktır. Mümin, kendisine kötülük edene bile iyilikle karşılık vererek Allah'ın rızasını hedeflemelidir.

🎧 Dinle

📜 Ayet 11-15 — Mâide

11يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَتَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ هَمَّ قَوْمٌ أَن يَبْسُطُوا إِلَيْكُمْ أَيْدِيَهُمْ فَكَفَّ أَيْدِيَهُمْ عَنكُمْ ۖ وَاتَّقُوا اللَّهَ ۚ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ
Ey İnananlar! Allah'ın üzerinize olan nimetini anın: Hani bir topluluk size tecavüze kalkışmıştı da Allah onlara mani olmuştu. Allah'tan sakının, inananlar Allah'a güvensinler.
12۞ وَلَقَدْ أَخَذَ اللَّهُ مِيثَاقَ بَنِي إِسْرَائِيلَ وَبَعَثْنَا مِنْهُمُ اثْنَيْ عَشَرَ نَقِيبًا ۖ وَقَالَ اللَّهُ إِنِّي مَعَكُمْ ۖ لَئِنْ أَقَمْتُمُ الصَّلَاةَ وَآتَيْتُمُ الزَّكَاةَ وَآمَنتُم بِرُسُلِي وَعَزَّرْتُمُوهُمْ وَأَقْرَضْتُمُ اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا لَّأُكَفِّرَنَّ عَنكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَلَأُدْخِلَنَّكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ ۚ فَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَٰلِكَ مِنكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَاءَ السَّبِيلِ
And olsun ki, Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. Onlardan oniki reis seçtik. Allah: "Ben şüphesiz sizinleyim, namaz kılarsanız, zekat verirseniz, peygamberlerime inanır ve onlara yardım ederseniz, Allah uğrunda güzel bir takdimede bulunursanız, and olsun ki kötülüklerinizi örterim. And olsun ki, sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse şüphesiz doğru yoldan sapmış olur" dedi.
13فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَاقَهُمْ لَعَنَّاهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَاسِيَةً ۖ يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِ ۙ وَنَسُوا حَظًّا مِّمَّا ذُكِّرُوا بِهِ ۚ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَىٰ خَائِنَةٍ مِّنْهُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ ۖ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاصْفَحْ ۚ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ
Sözlerini bozdukları için onlara lanet ettik, kalblerini katılaştırdık. Onlar sözleri yerlerinden değiştirirler. Kendilerine belletilenin bir kısmını unuttular. İçlerinden pek azından başkasının daima hainliklerini görürsün, onları affet ve geç. Allah iyilik yapanları şüphesiz sever.
14وَمِنَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّا نَصَارَىٰ أَخَذْنَا مِيثَاقَهُمْ فَنَسُوا حَظًّا مِّمَّا ذُكِّرُوا بِهِ فَأَغْرَيْنَا بَيْنَهُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَاءَ إِلَىٰ يَوْمِ الْقِيَامَةِ ۚ وَسَوْفَ يُنَبِّئُهُمُ اللَّهُ بِمَا كَانُوا يَصْنَعُونَ
"Biz hıristiyanız" diyenlerden de söz almıştık; onlar, kendilerine belletilenin bir kısmını unuttular, bu yüzden aralarına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Allah, yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.
15يَا أَهْلَ الْكِتَابِ قَدْ جَاءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ كَثِيرًا مِّمَّا كُنتُمْ تُخْفُونَ مِنَ الْكِتَابِ وَيَعْفُو عَن كَثِيرٍ ۚ قَدْ جَاءَكُم مِّنَ اللَّهِ نُورٌ وَكِتَابٌ مُّبِينٌ
Ey Kitap ehli! Kitap'dan gizleyip durduğunuzun çoğunu size açıkça anlatan ve çoğundan da geçiveren peygamberimiz gelmiştir. Doğrusu size Allah'tan bir nur ve apaçık bir Kitap gelmiştir.
MâideKuran Fihrist
120Ayet
MedeniRevelation
13Ayet

Meal — Mâide 13

Sure Mâide Ayet 13 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Sözlerini bozdukları için onlara lanet ettik, kalblerini katılaştırdık. Onlar sözleri…

Sure Ayet 13/120 — Mâide المائدة (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Mâide Dinle, Mâide Meal, Mâide mp3, Mâide pdf. Ayet 11–15. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler