Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Bâis (بأسنا): Azabımız, cezamız.
- Tahrîm (حَرَّمْنَا): Haram kılma, yasaklama.
- Zann (الظَّنَّ): Kesin bilgi olmayan tahmin, şüphe.
- Hars (تَخْرُصُونَ): Yalan söylemek, asılsız iddialarda bulunmak, tahmin yürütmek.
Tefsir:
Bu âyet-i kerîmede Yüce Allah, müşriklerin ileri sürecekleri bir bahaneyi ve bu bahanenin ne kadar çürük olduğunu haber vermektedir. Onlar, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kendilerini şirkten ve haram kıldıkları şeylerden vazgeçmeye davet ettiğinde şöyle diyeceklerdir: "Eğer Allah dileseydi, biz de babalarımız da O'na ortak koşmazdık ve hiçbir şeyi haram kılmazdık." Yani onlar, kendi yanlış tercihlerini ve bâtıl inançlarını Allah'ın iradesine havale ederek sorumluluktan kaçmaya çalışıyorlardı. Oysa bu, onların kaderi bahane ederek hakikatten kaçışlarından başka bir şey değildi.
Yüce Allah, bu bahanenin yeni olmadığını, kendilerinden önceki kâfirlerin de aynı mantıkla peygamberlerini yalanladıklarını haber veriyor. Onlar da "Allah dileseydi biz O'na ortak koşmazdık" diyerek hakikati inkâr etmişler, ta ki azabımızı tadana kadar bu inkârlarında direnmişlerdi. Bu, onların mazeretlerinin geçersiz olduğunu ve sonlarının hüsran olduğunu göstermektedir.
Ardından Yüce Allah, Peygamberimize (s.a.v.) bu müşriklere şöyle demesini emrediyor: "Sizin bu iddianızı destekleyen bir bilginiz, bir deliliniz var mı? Varsa çıkarın ortaya, görelim!" Çünkü onların iddiası, Allah'ın şirki ve haram kılmayı irade ettiği ve bundan razı olduğu yönündeydi. Hâlbuki bu iddiayı ispat edecek ne bir vahiy ne de akli bir delil vardı. Onlar sadece zanna uyuyorlardı; zan ise hakikatin yerini asla tutmaz. Onlar, bu konuda yalancılıktan başka bir şey yapmıyorlardı.
Bu âyet bize çok önemli bir ders vermektedir: İnsan, kendi hatalarını ve günahlarını Allah'ın iradesine havale ederek sorumluluktan kaçamaz. Allah'ın iradesi, insanın iradesini zorla elinden almaz. İnsana akıl ve irade verilmiştir; doğruyu yanlıştan ayırt edebilecek yeteneklerle donatılmıştır. Kaderi bahane ederek hakikatten yüz çevirmek, ancak nefsine zulmetmektir. Mümin, Allah'ın emirlerine uyar, yasaklarından kaçınır ve asla kaderi bir mazeret olarak kullanmaz. Bilir ki Allah, hiçbir kimseyi gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü tutmaz ve herkes yaptığından sorumludur. Bu âyet, aynı zamanda bizlere, iddialarımızda delil sahibi olmamız gerektiğini, zanna ve tahmine dayalı inançların bizi hakikate ulaştıramayacağını öğretmektedir.
📜 Ayet 146-150 — En'âm
Meal — En'âm 148
Sure En'âm Ayet 148 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Puta tapanlar, "Allah dileseydi babalarımız ve biz puta tapmaz ve…Sure Ayet 148/165 — En'âm الأنعام (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: En'âm Dinle, En'âm Meal, En'âm mp3, En'âm pdf. Ayet 146–150. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










