A'râf · 34/206
Meal Okunuş — A'râf
وَلِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌۖ فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمۡ لَا يَسۡتَأۡخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسۡتَقۡدِمُونَ  ۝٣٤
Wa likulli ummatin ajalun fa izaa jaaa`a ajaluhum laa yastaakhiroona saa`atanw wa laa yastaqdimoon
📖 Türkçe Anlam
Her ümmet için belirli bir süre vardır; vakitleri dolunca ne bir saat gecikebilir ne de öne geçebilirler.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Ümmet: Aynı inanç etrafında toplanmış, ortak bir çağrıya muhatap olan topluluk, nesil veya kuşak.
  • Ecel: Belirlenmiş süre, vade, hayatın veya bir toplumun sona ereceği kesin zaman.
  • İsti'har: Geriye kalmak, gecikmek, ertelenmek.
  • İstikdam: Öne geçmek, öne alınmak, vaktinden önce gelmek.

Tefsir:

Bu mübarek ayet, Allah Teâlâ'nın kâinatta koyduğu ilahi kanunlardan birini bizlere haber vermektedir. Her toplumun, her neslin, tıpkı her insanın olduğu gibi, Allah tarafından takdir edilmiş bir ömrü, belirli bir süresi vardır. Bu süre, o toplumun imtihanı, yeryüzündeki görevi ve daveti için tanınmış bir fırsattır. Bu süre dolduğunda, yani o toplumun eceli geldiğinde, ne bir an geriye bırakılabilir ne de bir an öne alınabilir.

Bu ayet, özellikle Peygamber Efendimiz (s.a.v.) döneminde azabı alaycı bir şekilde acele isteyen Mekkeli müşriklere bir cevap ve aynı zamanda ciddi bir uyarıdır. Onlar, "Bu azap ne zaman gelecek?" diye alay ediyorlardı. Yüce Allah, onlara ve tüm insanlığa şunu öğretiyor: Azap, sizin istediğiniz gibi gelip geçici bir hevesle değil, Allah'ın koyduğu hikmetli bir zamanda ve şartlarda gerçekleşir. O süre geldiğinde ise hiçbir güç, hiçbir kuvvet onu engelleyemez veya geciktiremez.

Bu ilahi kanun, sadece geçmiş kavimler için değil, tüm zamanlar için geçerlidir. Her asırda yaşayan topluluklar, bu kanunun bir parçasıdır. Bu durum, müminler için büyük bir teselli ve güven kaynağıdır. Çünkü bilirler ki, zalimler ve hakkı inkâr edenler, ne kadar güçlü görünürlerse görünsünler, onlar için de belirlenmiş bir son vardır. Adalet mutlaka tecelli edecektir.

Değerli kardeşlerim, bu ayet bize iki önemli dersi öğretir: Birincisi, hayatın ve toplumların bir düzen ve hikmet üzere yaratıldığını, her şeyin bir vakti olduğunu idrak etmektir. Bu, aceleci ve sabırsız olmamızı engeller. İkincisi ise, bu sürenin sınırlı olduğunu bilerek, ömrümüzü ve toplumumuzun varlık sebebini iyi değerlendirmektir. Bizler, bu dünyada birer emanetçiyiz. Bu emanet süresi dolmadan önce, Rabbimizin rızasını kazanmak, iyiliği yaymak ve kötülükten sakındırmak için gayret etmeliyiz. Unutmayalım ki, her an, her saniye kıymetlidir. Çünkü ecel geldiğinde, ne bir an geriye dönüş ne de bir an erteleme söz konusudur. Rabbimiz, bizleri bu bilinçle yaşayanlardan eylesin.

🎧 Dinle

📜 Ayet 32-36 — A'râf

32قُلۡ مَنۡ حَرَّمَ زِينَةَ ٱللَّهِ ٱلَّتِيٓ أَخۡرَجَ لِعِبَادِهِۦ وَٱلطَّيِّبَٰتِ مِنَ ٱلرِّزۡقِۚ قُلۡ هِيَ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا خَالِصَةً يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۗ كَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمٍ يَعۡلَمُونَ 
"Allah'ın kulları için yarattığı ziynet ve temiz rızıkları haram kılan kimdir?" "Bunlar, dünya hayatında inananlarındır, kıyamet gününde de yalnız onlar içindir" de. Bilen kimseler için ayetlerimizi böylece uzun uzun açıklıyoruz.
33قُلۡ إِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّيَ ٱلۡفَوَٰحِشَ مَا ظَهَرَ مِنۡهَا وَمَا بَطَنَ وَٱلۡإِثۡمَ وَٱلۡبَغۡيَ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّ وَأَن تُشۡرِكُواْ بِٱللَّهِ مَا لَمۡ يُنَزِّلۡ بِهِۦ سُلۡطَٰنًا وَأَن تَقُولُواْ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ 
De ki: "Rabbim sadece, açık ve gizli fenalıkları, günahı, haksız yere tecavüzü, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi Allah'a ortak koşmanızı, Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."
34وَلِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌۖ فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمۡ لَا يَسۡتَأۡخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسۡتَقۡدِمُونَ 
Her ümmet için belirli bir süre vardır; vakitleri dolunca ne bir saat gecikebilir ne de öne geçebilirler.
35يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ إِمَّا يَأۡتِيَنَّكُمۡ رُسُلٌ مِّنكُمۡ يَقُصُّونَ عَلَيۡكُمۡ ءَايَٰتِي فَمَنِ ٱتَّقَىٰ وَأَصۡلَحَ فَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ 
Ey Adem oğulları! Size aranızdan ayetlerimizi okuyan peygamberler geldiğinde, onların bildirdiklerine karşı gelmekten sakınan ve gidişini düzeltenlere, işte onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
36وَٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا وَٱسۡتَكۡبَرُواْ عَنۡهَآ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ 
Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karşı büyüklük taslayanlara gelince, işte onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır.
A'râfKuran Fihrist
206Ayet
MekkiRevelation
34Ayet

Meal — A'râf 34

Sure Ayet 34/206 — A'râf الأعراف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: A'râf Dinle, A'râf Meal, A'râf mp3, A'râf pdf. Ayet 32–36. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler