Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Âharûn (وَآخَرُونَ): Diğerleri, başkaları.
- A'terefû (اعْتَرَفُوا): İtiraf ettiler, kabul ettiler.
- Haletû (خَلَطُوا): Karıştırdılar, bir araya getirdiler.
- Sâlih (صَالِحًا): İyi, doğru, hayırlı olan iş.
- Seyyi’en (سَيِّئًا): Kötü, çirkin, günah olan iş.
- Asâ (عَسَى): Umulur ki, olabilir ki (Allah'tan gelen bir vaad ve rahmet ifadesi).
- Yetûbe (يَتُوبَ): Tevbesini kabul eder, affa yöneltir.
Tefsir:
Bu âyet-i kerîme, Tebük Seferi'ne katılmayıp geride kalan, fakat kalpleri tamamen katılaşmamış, vicdanları sızlayan bir grup Müslümandan bahseder. Bunlar, savaşa gitmeyerek büyük bir hata işlediklerinin farkındaydılar. Özür dilemek yerine, kendi kendilerine bahaneler uydurmadılar; aksine, açık bir şekilde günahlarını itiraf ettiler. Pişmanlık duydular ve bu pişmanlıklarını dile getirdiler.
Onların durumu, birbirine karışmış iki farklı amelin durumudur: Bir tarafta, geçmişte yaptıkları güzel işler, Allah'a imanları, ibadetleri ve hayır hasenatları vardır. Diğer tarafta ise, bu sefere katılmayarak işledikleri büyük günah ve bu itaatsizlikleri yer alır. Yani onlar, iyi ile kötüyü, sevap ile günahı bir arada bulunduran kimselerdir. İşte bu samimi itirafları ve pişmanlıkları sebebiyle Allah Teâlâ, onlar hakkında “umulur ki” ifadesini kullanarak rahmet kapısının açık olduğunu müjdelemiştir. Buradaki “umulur ki” ifadesi, Allah'tan gelen kesin bir vaaddir; çünkü O'nun rahmeti ve mağfireti sonsuzdur.
Allah Teâlâ, bu âyetin sonunda kendisini “Ğafûr” (çok bağışlayan) ve “Rahîm” (çok merhamet eden) sıfatlarıyla tanıtmaktadır. Bu, tövbe eden kullarına olan engin merhametinin bir göstergesidir. Kul, günahını itiraf edip Rabbine yöneldiği anda, Allah'ın bağışlama kapısı sonuna kadar açıktır. O, samimi bir kalple tövbe eden hiçbir kulunu boş çevirmez.
Bu âyetten alacağımız büyük dersler vardır: İnsan, günah işleyebilir; ancak önemli olan, günahında ısrar etmemek, hemen tövbe edip Allah'a sığınmaktır. Günahını itiraf etmek, kibri bırakıp acziyetini kabul etmek, Allah katında çok kıymetlidir. Hiçbir günah, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyi gerektirecek kadar büyük değildir. Yeter ki kul, içten bir pişmanlıkla O'na yönelsin. Unutmayalım ki, Allah'ın mağfireti, günahların büyüklüğünden değil, kulun samimiyetinden etkilenir. Bu müjde, ümitsizliğe kapılan her mümin için bir kurtuluş vesilesidir. Rabbimiz, bizleri de bu samimi tövbe eden kullarından eylesin ve bizleri affına nail buyursun. Amin.
📜 Ayet 100-104 — Tevbe
Meal — Tevbe 102
Sure Tevbe Ayet 102 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Savaştan geri kalanların bir kısmı da, suçlarını itiraf ettiler. Onlar…Sure Ayet 102/129 — Tevbe التوبة (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Tevbe Dinle, Tevbe Meal, Tevbe mp3, Tevbe pdf. Ayet 100–104. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler









