Yûsuf · 80/111
Meal Okunuş — Yûsuf
فَلَمَّا اسْتَيْأَسُوا مِنْهُ خَلَصُوا نَجِيًّا ۖ قَالَ كَبِيرُهُمْ أَلَمْ تَعْلَمُوا أَنَّ أَبَاكُمْ قَدْ أَخَذَ عَلَيْكُم مَّوْثِقًا مِّنَ اللَّهِ وَمِن قَبْلُ مَا فَرَّطتُمْ فِي يُوسُفَ ۖ فَلَنْ أَبْرَحَ الْأَرْضَ حَتَّىٰ يَأْذَنَ لِي أَبِي أَوْ يَحْكُمَ اللَّهُ لِي ۖ وَهُوَ خَيْرُ الْحَاكِمِينَ ۝٨٠
Falammas tay`asoo minhu khalasoo najiyyan qaala kabeeruhum alam ta`lamoon anna abaakum qad akhaza `alaikum mawsiqam minal laahi wa min qablu maa farrattum fee Yoosufa falan abrahal arda hattaa yaazana leee abeee aw yahkumal laahu lee wa huwa khairul lhaakimeen
📖 Türkçe Anlam
Ümidsizliğe düşünce, konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri şöyle dedi: "Babanızın Allah'a karşı sizden bir söz aldığını, daha önce Yusuf meselesinde de ileri gittiğinizi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verene veya Allah hakkımda hüküm verene kadar ki O, hükmedenlerin en iyisidir bu yerden ayrılmayacağım. Siz dönün, babanıza gidin ve deyin ki: Ey Babamız! Senin oğlun hırsızlık yaptı, bu bildiğimizden başka bir şey görmedik; görülmeyeni de bilmeyiz; bulunduğumuz kasabanın halkına ve beraberinde olduğumuz kervana da sorabilirsin; biz şüphesiz doğru söylüyoruz."
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • İstey'esû: Ümitlerini kestiler, yıldılar.
  • Halesû neciyyen: İnsanlardan ayrılıp baş başa gizlice fısıldaşarak istişare ettiler.
  • Kebîruhum: Büyükleri (yaşça en büyük olan kardeşleri).
  • Mevsikan: Sağlam, bağlayıcı bir söz, ağır bir ahit.
  • Ferrattüm: Kusur ettiniz, ihmalde bulundunuz, gerekeni yapmadınız.
  • Ebrah: Ayrılmam, terk etmem.
  • Yahkumellahu lî: Allah benim için hükmeder (ya zafer verir ya da bir çıkış yolu gösterir).

Tefsir:

Hz. Yusuf'un kardeşleri, Bünyamin'i geri almak için her yolu denediler; ancak Hz. Yusuf'un kararlı tutumu karşısında bütün ümitleri tükendi. Artık ondan bir sonuç alamayacaklarını anlayınca, orada bulunan diğer insanlardan ayrılıp bir kenara çekildiler ve kendi aralarında gizlice fısıldaşarak bu zor durumdan nasıl çıkacaklarını istişare etmeye başladılar. Bu, onların ne kadar çaresiz ve sıkıntı içinde olduklarını gösteren dokunaklı bir sahnedir.

Tam bu sırada, yaşça en büyükleri olan kardeşleri onlara şöyle seslendi: "Siz hiç düşünmüyor musunuz? Babamız, sizden Allah adına ağır bir söz ve sağlam bir ahit almıştı. Ona, Bünyamin'i geri getireceğinize dair söz vermiştiniz. Daha önce de Yusuf konusunda aynı şekilde ahdinizi bozmuş, babamıza karşı büyük bir kusur işlemiştiniz. Şimdi yine aynı hatayı mı yapacağız? Hayır! Ben, babam bana izin verinceye veya Allah benim için bir hüküm verinceye kadar bu Mısır topraklarından asla ayrılmayacağım. Ya kardeşimi geri alacağım ya da burada bekleyeceğim. Çünkü Allah, hükmedenlerin en hayırlısıdır; O'nun vereceği hüküm her zaman adalet ve hikmet doludur."

Bu sözler, kardeşlerin iç dünyasındaki derin pişmanlığı ve sorumluluk bilincini yansıtır. Büyük kardeş, geçmişteki hatalarından ders çıkarmış, artık babasına karşı verdiği sözü tutmanın ve emanete sahip çıkmanın vaktinin geldiğini anlamıştır. Burada bizlere çok önemli bir ders vardır: İnsan, geçmişte hata yapmış olabilir; fakat asıl mesele, bu hatalardan dönüp doğru olanı yapmaya azmetmektir. Verilen sözler, özellikle de Allah adına verilen sözler, büyük bir ciddiyet taşır ve bu sözlere sadık kalmak müminin şiarıdır.

Ayrıca bu ayet, zorluklar karşısında tevekkülün ve sabrın önemini de öğretir. Büyük kardeş, çaresizlik içinde kıvranmak yerine, Allah'a güvenerek beklemeyi ve O'nun hükmüne razı olmayı seçmiştir. "O, hükmedenlerin en hayırlısıdır" ifadesi, her işimizde Allah'a yönelmemiz ve O'nun adaletinden asla şüphe etmememiz gerektiğini hatırlatır. Ne kadar zor görünürse görünsün, Allah'ın takdiri her zaman kulun hayrınadır. Bu bilinçle hareket eden bir mümin, asla ümitsizliğe kapılmaz; çünkü bilir ki her zorluktan sonra bir kolaylık vardır ve Allah, sabredenlerle beraberdir.

🎧 Dinle

📜 Ayet 78-82 — Yûsuf

78قَالُوا يَا أَيُّهَا الْعَزِيزُ إِنَّ لَهُ أَبًا شَيْخًا كَبِيرًا فَخُذْ أَحَدَنَا مَكَانَهُ ۖ إِنَّا نَرَاكَ مِنَ الْمُحْسِنِينَ
Kardeşleri: "Ey Vezir! Onun yaşlanmış, kocamış bir babası vardır. Bizden birini onun yerine al. Doğrusu biz senin iyi davrananlardan olduğunu görüyoruz" dediler.
79قَالَ مَعَاذَ اللَّهِ أَن نَّأْخُذَ إِلَّا مَن وَجَدْنَا مَتَاعَنَا عِندَهُ إِنَّا إِذًا لَّظَالِمُونَ
"Maazallah! Biz, malımızı kimde bulmuşsak ancak onu alıkoruz, yoksa haksızlık etmiş oluruz" dedi.
80فَلَمَّا اسْتَيْأَسُوا مِنْهُ خَلَصُوا نَجِيًّا ۖ قَالَ كَبِيرُهُمْ أَلَمْ تَعْلَمُوا أَنَّ أَبَاكُمْ قَدْ أَخَذَ عَلَيْكُم مَّوْثِقًا مِّنَ اللَّهِ وَمِن قَبْلُ مَا فَرَّطتُمْ فِي يُوسُفَ ۖ فَلَنْ أَبْرَحَ الْأَرْضَ حَتَّىٰ يَأْذَنَ لِي أَبِي أَوْ يَحْكُمَ اللَّهُ لِي ۖ وَهُوَ خَيْرُ الْحَاكِمِينَ
Ümidsizliğe düşünce, konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri şöyle dedi: "Babanızın Allah'a karşı sizden bir söz aldığını, daha önce Yusuf meselesinde de ileri gittiğinizi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verene veya Allah hakkımda hüküm verene kadar ki O, hükmedenlerin en iyisidir bu yerden ayrılmayacağım. Siz dönün, babanıza gidin ve deyin ki: Ey Babamız! Senin oğlun hırsızlık yaptı, bu bildiğimizden başka bir şey görmedik; görülmeyeni de bilmeyiz; bulunduğumuz kasabanın halkına ve beraberinde olduğumuz kervana da sorabilirsin; biz şüphesiz doğru söylüyoruz."
81ارْجِعُوا إِلَىٰ أَبِيكُمْ فَقُولُوا يَا أَبَانَا إِنَّ ابْنَكَ سَرَقَ وَمَا شَهِدْنَا إِلَّا بِمَا عَلِمْنَا وَمَا كُنَّا لِلْغَيْبِ حَافِظِينَ
Yakup: "Sizi nefsiniz bir iş yapmaya sürükledi, artık bana güzelce sabır gerekir; belki Allah hepsini birden bana getirecektir, çünkü O bilendir, hakimdir" dedi.
82وَاسْأَلِ الْقَرْيَةَ الَّتِي كُنَّا فِيهَا وَالْعِيرَ الَّتِي أَقْبَلْنَا فِيهَا ۖ وَإِنَّا لَصَادِقُونَ
Onlara sırt çevirdi, "Vah, Yusuf'a yazık oldu!" dedi ve üzüntüden gözlerine ak düştü. Artık acısını içinde saklıyordu.
YûsufKuran Fihrist
111Ayet
MekkiRevelation
80Ayet

Meal — Yûsuf 80

Sure Yûsuf Ayet 80 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Ümidsizliğe düşünce, konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri şöyle dedi:…

Sure Ayet 80/111 — Yûsuf يوسف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Yûsuf Dinle, Yûsuf Meal, Yûsuf mp3, Yûsuf pdf. Ayet 78–82. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler