Nahl · 37/128
Meal Okunuş — Nahl
إِن تَحْرِصْ عَلَىٰ هُدَاهُمْ فَإِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي مَن يُضِلُّ ۖ وَمَا لَهُم مِّن نَّاصِرِينَ ۝٣٧
In tahris `alaa hudaahum fa innal laaha laa yahdee mai yudillu wa maa lahum min naasireen
📖 Türkçe Anlam
Onların doğru yolda olmalarına ne kadar özensen, yine de Allah, saptırdığını doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da olmaz.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Haras (تَحْرِصْ): Aşırı istek, büyük çaba ve gayret göstermek.
  • Hüdâ (هُدَاهُمْ): Doğru yola iletmek, hidayet vermek.
  • Yudıll (يُضِلّ): Sapıklıkta bırakan, doğru yoldan saptıran (Allah'ın, kendi hikmeti gereği hidayete erdirmeyeceği kimse).
  • Nâsırîn (نَّاصِرِين): Yardım edenler, koruyanlar, savunanlar.

Tefsir:

Ey Resûlüm! Sen bu inkârcı müşriklerin hidayete ermeleri için ne kadar büyük bir gayret gösterirsen göster, ne kadar canla başla çalışırsan çalış, bil ki bu çaban tek başına yeterli değildir. Çünkü hidayet, yalnızca Allah'ın elindedir. Senin görevin tebliğ etmek, davet etmek ve doğru yolu göstermektir; fakat kalpleri evirip çeviren, dilediğini hidayete erdiren ve dilediğini sapıklıkta bırakan yalnızca Allah'tır.

Allah Teâlâ, kendi ilim ve hikmeti gereği sapıklığı hak eden, küfür ve inat üzere ısrar eden kimseleri hidayete erdirmez. Onlar, hakikati gördükleri hâlde bile bile reddettikleri için, Allah da onların kalplerini mühürlemiş ve onları sapıklık içinde bırakmıştır. Bu, Allah'ın adaletinin bir gereğidir; zira onlar, kendi tercihleriyle yanlışı seçmişler ve hidayete karşı direnmişlerdir.

Bu kimseler için, Allah'ın azabından onları kurtaracak, O'nun takdirini değiştirecek hiçbir yardımcı da yoktur. Ne putları, ne dostları, ne de başka bir güç onlara fayda sağlayabilir. Onlar, dünyada da ahirette de yapayalnız ve yardımsız kalacaklardır.

Bu ayet, bizlere çok önemli bir ders vermektedir: Bizler, insanları İslam'a davet etmekle, güzel ahlakla ve hikmetle anlatmakla yükümlüyüz. Ancak sonuçları Allah'a bırakmalıyız. Bir kişinin hidayete ermesi bizim başarımız değil, Allah'ın lütfudur. Bir kişinin sapıklıkta kalması da bizim eksikliğimiz değil, o kişinin kendi tercihidir. Bu yüzden ümitsizliğe kapılmamalı, ama gereken gayreti de elden bırakmamalıyız. Çünkü bizim vazifemiz, tohumu ekmek ve sulamaktır; meyveyi verdirecek olan ise Allah'tır.

Sevgili kardeşim! Sen doğru yolda olduğun sürece, senin üzerine düşen tebliğ vazifesini yerine getirdikçe, Allah katında ecrin büyüktür. İnsanların hidayete ermesi sana değil, Allah'ın rahmetine bağlıdır. O halde sen, davetine devam et, güzel ahlakınla örnek ol, sabırla anlat. Unutma ki, senin görevin sadece ulaştırmaktır; hidayet ise Allah'ın elindedir. Ve Allah, kendisine yönelen kullarını asla yalnız bırakmaz; onlara yardım eder, destek olur ve onları en güzel şekilde mükâfatlandırır.

🎧 Dinle

📜 Ayet 35-39 — Nahl

35وَقَالَ الَّذِينَ أَشْرَكُوا لَوْ شَاءَ اللَّهُ مَا عَبَدْنَا مِن دُونِهِ مِن شَيْءٍ نَّحْنُ وَلَا آبَاؤُنَا وَلَا حَرَّمْنَا مِن دُونِهِ مِن شَيْءٍ ۚ كَذَٰلِكَ فَعَلَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ فَهَلْ عَلَى الرُّسُلِ إِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبِينُ
Allah'a eş koşanlar: "Allah dileseydi O'ndan başka hiçbir şeye ne biz ve ne de babalarımız tapardı. O'nun buyruğu olmaksızın hiçbir şeyi haram kılmazdık" dediler. Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere apaçık tebliğden başka ne vazife düşer?
36وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِي كُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولًا أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ وَاجْتَنِبُوا الطَّاغُوتَ ۖ فَمِنْهُم مَّنْ هَدَى اللَّهُ وَمِنْهُم مَّنْ حَقَّتْ عَلَيْهِ الضَّلَالَةُ ۚ فَسِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَانظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّبِينَ
And olsun ki, her ümmete: "Allah'a kulluk edin, azdırıcılardan kaçının" diyen peygamber göndermişizdir. Allah içlerinden kimini doğru yola eriştirdi, kimi de sapıklığı haketti. Yeryüzünde gezin; peygamberleri yalanlayanların sonlarının nasıl olduğunugörün.
37إِن تَحْرِصْ عَلَىٰ هُدَاهُمْ فَإِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي مَن يُضِلُّ ۖ وَمَا لَهُم مِّن نَّاصِرِينَ
Onların doğru yolda olmalarına ne kadar özensen, yine de Allah, saptırdığını doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da olmaz.
38وَأَقْسَمُوا بِاللَّهِ جَهْدَ أَيْمَانِهِمْ ۙ لَا يَبْعَثُ اللَّهُ مَن يَمُوتُ ۚ بَلَىٰ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
Ölen kimseyi Allah'ın diriltmeyeceği üzerine bütün güçleriyle Allah'a yemin ederler. Hayır; öyle değil, ayrılığa düştükleri şeyi onlara açıklamayı, inkar edenlerin kendilerinin yalancı olduklarını bileceklerini, Allah gerçekten vadetmiştir, fakat insanların çoğu bilmezler.
39لِيُبَيِّنَ لَهُمُ الَّذِي يَخْتَلِفُونَ فِيهِ وَلِيَعْلَمَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَنَّهُمْ كَانُوا كَاذِبِينَ
Ölen kimseyi Allah'ın diriltmeyeceği üzerine bütün güçleriyle Allah'a yemin ederler. Hayır; öyle değil, ayrılığa düştükleri şeyi onlara açıklamayı, inkar edenlerin kendilerinin yalancı olduklarını bileceklerini, Allah gerçekten vadetmiştir, fakat insanların çoğu bilmezler.
NahlKuran Fihrist
128Ayet
MekkiRevelation
37Ayet

Meal — Nahl 37

Sure Nahl Ayet 37 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Onların doğru yolda olmalarına ne kadar özensen, yine de Allah,…

Sure Ayet 37/128 — Nahl النحل (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Nahl Dinle, Nahl Meal, Nahl mp3, Nahl pdf. Ayet 35–39. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler