Ankebût · 4/69
Meal Okunuş — Ankebût
أَمۡ حَسِبَ ٱلَّذِينَ يَعۡمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن يَسۡبِقُونَاۚ سَآءَ مَا يَحۡكُمُونَ  ۝٤
Am hasibal lazeena ya`maloonas sayyiaati any yasbiqoonaa; saaa`a maa yahkumoon
📖 Türkçe Anlam
Yoksa, kötülük yapanlar Bizden kaçabileceklerini mi sanarlar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • أَمْ: Belki de, yoksa (istifham/inkâr için kullanılır).
  • حَسِبَ: Zannetti, sandı.
  • السَّيِّئَاتِ: Kötülükler, günahlar (şirk ve diğer masiyetler).
  • يَسْبِقُونَا: Bizi aciz bırakıp öne geçmek, elimizden kurtulmak.
  • سَاءَ: Ne kötü, ne çirkin.
  • يَحْكُمُونَ: Hükmediyorlar, karar veriyorlar.

Tefsir:

Bu âyet-i kerîmede Yüce Allah, günah işleyenlerin, özellikle de şirk koşanların içine düştükleri yanlış bir düşünceyi çürütmektedir. Onlar, işledikleri kötülüklerle, Allah'ın azabından kurtulacaklarını, O'nu aciz bırakacaklarını ve cezadan kaçıp kurtulacaklarını zannetmektedirler. Oysa bu, son derece yanlış ve akılsızca bir düşüncedir.

Allah Teâlâ onlara şöyle seslenmektedir: "Yoksa onlar, bizim kendilerine asla güç yetiremeyeceğimizi mi sandılar? Bizim elimizden kaçıp kurtulacaklarını mı zannettiler?" Bu soru, onların bu düşüncesinin ne kadar çirkin ve yanlış olduğunu ortaya koymak içindir. Çünkü gökleri ve yeri yaratan, her şeye gücü yeten Allah'ın, hiçbir kulunun kendisinden kaçması mümkün değildir. O, her an her yerde hazır ve nâzırdır; hiçbir şey O'ndan gizli kalmaz.

Âyetin sonunda "سَاءَ مَا يَحْكُمُونَ" yani "Ne kötü hüküm veriyorlar!" buyrulmaktadır. Bu, onların bu zannının ne kadar kötü ve yanlış bir hüküm olduğunu vurgular. Onlar, Allah'ın kudretini takdir edememiş, O'nun azabından kurtulacaklarını hayal etmişlerdir. Bu, akıl sahiplerinin asla kabul edemeyeceği bir yanılgıdır.

Sevgili kardeşlerim! Bu âyet bize çok önemli bir ders vermektedir: Hiç kimse, işlediği günahların cezasından kurtulacağını zannetmesin. Allah'ın affı geniştir, rahmeti boldur; ancak O'nun azabı da çok şiddetlidir. Günah işleyenler, tövbe edip Allah'a dönmedikçe, O'nun azabından emin olamazlar. Allah'ın kudreti her şeyi kuşatmıştır; O'ndan kaçış yoktur, O'na dönüş vardır.

Ne mutlu o kimseye ki, bu dünyada işlediği hatalardan pişman olup tövbe eder, Allah'ın rahmetine sığınır ve O'nun affını umar. Çünkü Allah, tövbe edenleri sever ve onların günahlarını bağışlar. Unutmayalım ki, Allah'ın kapısı her zaman açıktır; yeter ki kul, samimiyetle O'na yönelsin.

🎧 Dinle

📜 Ayet 2-6 — Ankebût

2أَحَسِبَ ٱلنَّاسُ أَن يُتۡرَكُوٓاْ أَن يَقُولُوٓاْ ءَامَنَّا وَهُمۡ لَا يُفۡتَنُونَ 
And olsun, biz kendilerinden öncekileri de denemişken, insanlar, "İnandık" deyince, denenmeden bırakılacaklarını mı sanırlar? Allah elbette doğruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları da ortaya çıkaracaktır.
3وَلَقَدۡ فَتَنَّا ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۖ فَلَيَعۡلَمَنَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ صَدَقُواْ وَلَيَعۡلَمَنَّ ٱلۡكَٰذِبِينَ 
And olsun, biz kendilerinden öncekileri de denemişken, insanlar, "İnandık" deyince, denenmeden bırakılacaklarını mı sanırlar? Allah elbette doğruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları da ortaya çıkaracaktır.
4أَمۡ حَسِبَ ٱلَّذِينَ يَعۡمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن يَسۡبِقُونَاۚ سَآءَ مَا يَحۡكُمُونَ 
Yoksa, kötülük yapanlar Bizden kaçabileceklerini mi sanarlar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
5مَن كَانَ يَرۡجُواْ لِقَآءَ ٱللَّهِ فَإِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ لَأٓتٍۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ 
Allah'la karşılaşmayı uman bilsin ki, Allah'ın bunun için belirttiği vakit gelecektir. O, işitir ve bilir.
6وَمَن جَٰهَدَ فَإِنَّمَا يُجَٰهِدُ لِنَفۡسِهِۦٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنِ ٱلۡعَٰلَمِينَ 
Hak uğrunda cihat eden, ancak kendisi için cihat etmiş olur. Doğrusu Allah, alemlerden müstağnidir.
AnkebûtKuran Fihrist
69Ayet
MekkiRevelation
4Ayet

Meal — Ankebût 4

Sure Ayet 4/69 — Ankebût العنكبوت (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Ankebût Dinle, Ankebût Meal, Ankebût mp3, Ankebût pdf. Ayet 2–6. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler