Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Leylâ (لولا): "Keşke, olmaz mıydı?" anlamında teşvik ve talebe delalet eden bir edattır.
- Âyât (آيات): Burada mucizeler, açık deliller ve olağanüstü işaretler anlamındadır.
- Nezîr (نذير): Uyaran, korkutan, insanları Allah'ın azabına karşı ikaz eden kimse.
- Mübîn (مبين): Apaçık, her şeyi açıklayan, doğruyu yanlıştan net bir şekilde ayıran.
Tefsir:
Müşrikler, Peygamber Efendimiz'e (sallallahu aleyhi ve sellem) karşı hep bir meydan okuma içindeydiler. Dediler ki: "Bu adama Rabbinden mucizeler indirilseydi ya! Tıpkı geçmiş peygamberlere verilen Salih'in devesi, Musa'nın asası gibi gözümüzle göreceğimiz olağanüstü şeyler gelseydi de biz de ona iman etseydik!"
Bu sözleriyle aslında iman etmek istemediklerini, sadece bahane aradıklarını gösteriyorlardı. Çünkü onlara Kur'an gibi eşsiz bir mucize gelmişti; ama onlar bu apaçık kitaba bile yüz çevirmişlerdi.
Yüce Allah, Peygamberimize bu itirazlara cevap vermesini emrediyor: "De ki: Mucizeler ancak Allah'ın katındadır. Onları indirmek O'nun elindedir; O dilerse indirir, dilerse indirmez. Benim görevim mucize getirmek değildir."
Sonra Peygamberimizin asıl vazifesini açıklıyor: "Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." Yani benim görevim; sizleri Allah'ın azabına karşı uyarmak, doğru yolu göstermek, helali haramı bildirmektir. Mucizeler benim elimde değil, Allah'ın kudretindedir. O, hikmeti gereği dilediği zamanda, dilediği şekilde mucizeler gönderir.
Bu ayet bize çok önemli bir ders verir: İman, mucize görmeye bağlı değildir. Nice insanlar mucizeler gördü de yine inanmadı; nice insanlar da hiç mucize görmeden, sadece Kur'an'ın hidayetiyle iman etti. Asıl olan, kalbin Allah'a açık olması ve O'nun gönderdiği elçiye gönülden teslim olmaktır. Peygamberimizin en büyük mucizesi, kıyamete kadar yaşayacak olan Kur'an-ı Kerim'dir. Bu kitap, akıl sahipleri için yeterli bir delildir.
Sevgili kardeşim! Bizler de bugün Peygamberimizin varisi olarak onun yolunu izliyoruz. Bizim görevimiz de tıpkı onun görevi gibi; insanları uyarmak, güzel ahlakla örnek olmak ve Allah'ın ayetlerini tebliğ etmektir. Mucize istemek yerine, önümüzde duran Kur'an'ı okuyup anlamaya, onun emirlerini yaşamaya çalışalım. İşte gerçek kurtuluş budur. Unutmayalım ki Allah, dilediğine dilediği şekilde yardım eder; bizim üzerimize düşen, samimiyetle O'na yönelmek ve elçisinin izinden gitmektir.
📜 Ayet 48-52 — Ankebût
Meal — Ankebût 50
Sure Ayet 50/69 — Ankebût العنكبوت (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Ankebût Dinle, Ankebût Meal, Ankebût mp3, Ankebût pdf. Ayet 48–52. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










