Âl-i İmrân · 179/200
Meal Okunuş — Âl-i İmrân
مَّا كَانَ اللَّهُ لِيَذَرَ الْمُؤْمِنِينَ عَلَىٰ مَا أَنتُمْ عَلَيْهِ حَتَّىٰ يَمِيزَ الْخَبِيثَ مِنَ الطَّيِّبِ ۗ وَمَا كَانَ اللَّهُ لِيُطْلِعَكُمْ عَلَى الْغَيْبِ وَلَٰكِنَّ اللَّهَ يَجْتَبِي مِن رُّسُلِهِ مَن يَشَاءُ ۖ فَآمِنُوا بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ ۚ وَإِن تُؤْمِنُوا وَتَتَّقُوا فَلَكُمْ أَجْرٌ عَظِيمٌ ۝١٧٩
Maa kaanal laahu liyazaral mu`mineena `alaa maaa antum `alaihi hattaa yameezal khabeesa minat taiyib; wa maa kaanal laahu liyutli`akum `alal ghaibi wa laakinnal laaha yajtabee mir Rusulihii mai yashaaa`u fa aaminoo billaahi wa Rusulih; wa in tu `minoo wa tattaqoo falakum ajrun `azeem
📖 Türkçe Anlam
Allah inananları sizin durumunuzda bırakacak değildir, temizi pisten ayıracaktır. Allah size gaybı bildirecek değildir; fakat Allah peygamberlerinden dilediğini seçip, ona gaybı bildirir. Artık Allah'a ve peygamberlerine inanın; inanır ve sakınırsanız size büyük ecir vardır.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Yezere (يذر): Bırakmak, terk etmek, bir hal üzere bırakmak.
  • Yemîze (يميز): Ayırt etmek, temiz olanı pis olandan ayıklamak, birbirinden ayırmak.
  • Habîs (الخبيث): Kötü, pis, bozuk olan; burada münafık anlamında.
  • Tayyib (الطيب): Temiz, iyi, hayırlı olan; burada samimi mümin anlamında.
  • Yuttalia (يطلعكم): Sizi muttali kılmak, bilgilendirmek, haberdar etmek.
  • Yectebî (يجتبي): Seçer, seçip ayırır, kendine has kılar.
  • Gayb (الغيب): Duyularla ve akılla bilinemeyen, yalnızca Allah'ın bildiği gizli hususlar.

Tefsir:

Ey iman edenler! Allah'ın hikmeti ve koymuş olduğu kanunları, sizi içinde bulunduğunuz şu karışık durum üzere bırakacak değildir. Aranızda samimi müminlerle birlikte kalplerinde hastalık bulunan münafıklar da vardır. Allah, bu iki grubu birbirinden ayırt etmeden, sizi bu belirsizlik içinde öylece bırakmayacaktır. Elbette ki O, imtihanlar, zorluklar ve çeşitli sorumluluklarla sizi deneyecek; böylece özü temiz olan mümini, özü bozuk olan münafıktan ayıracaktır. Tıpkı ateşin altını saf altından ayırdığı gibi, imtihanlar da kalplerin hakikatini ortaya çıkaracaktır. Bu, Allah'ın adaletinin ve hikmetinin bir gereğidir.

Ey müminler! Allah'ın sizi gayba muttali kılması da söz konusu değildir. Yani O, size kimin gerçekten mümin, kimin münafık olduğunu gaybdan haber vererek bildirmiş değildir. Çünkü gaybı bilmek yalnızca Allah'a mahsustur. O, bu bilgiyi dilediği kullarına vermektedir. Ancak bu, herkese değil, yalnızca seçtiği peygamberlerinedir. Allah, dilediği peygamberini seçer ve ona gayba dair bazı bilgileri vahiy yoluyla bildirir. Nitekim Peygamberimiz Muhammed (s.a.v.)'e münafıkların hallerini ve bazı gayb haberlerini bildirmiştir. Fakat bu, peygamberlere has bir lütuftur; sizler için değildir.

Öyleyse ey iman edenler! Sizlere düşen görev, Allah'a ve O'nun peygamberlerine samimiyetle iman etmektir. Allah'ın emirlerine uymak, yasaklarından kaçınmak suretiyle takva sahibi olmaktır. Eğer siz gerçekten iman eder ve takva ile Allah'a yönelirseniz, işte o zaman sizin için Allah katında büyük bir ecir, tükenmez bir mükâfat vardır. Bu mükâfat, cennet ve Allah'ın rızasıdır ki, o en büyük kazançtır.

Bu ayet, müminlere hem bir uyarı hem de bir müjdedir. Uyarıdır; çünkü iman iddiasında bulunup da samimi olmayanların, sonunda mutlaka ortaya çıkacağını haber vermektedir. Müjdedir; çünkü samimi iman eden ve takva ile yaşayanların, Allah katında büyük bir ödülle karşılanacağını müjdelemektedir. Öyleyse ey kardeşlerim! Kalplerimizi her türlü riyadan, gösterişten ve nifaktan arındıralım. İmanımızı sözde değil, özde yaşayalım. Çünkü Allah, gizliyi de açığı da bilendir ve O, kalplerimizin özünü en iyi görendir. Unutmayalım ki, dünya hayatı bir imtihan yeridir ve bu imtihanı kazananlar, ebedi kurtuluşa erenlerdir.

🎧 Dinle

📜 Ayet 177-181 — Âl-i İmrân

177إِنَّ الَّذِينَ اشْتَرَوُا الْكُفْرَ بِالْإِيمَانِ لَن يَضُرُّوا اللَّهَ شَيْئًا وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
İmanı inkara değişenler, şüphesiz Allah’a bir zarar veremiyeceklerdir. Elem verici azab onlaradır.
178وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا أَنَّمَا نُمْلِي لَهُمْ خَيْرٌ لِّأَنفُسِهِمْ ۚ إِنَّمَا نُمْلِي لَهُمْ لِيَزْدَادُوا إِثْمًا ۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ
İnkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye mühlet veriyoruz. Küçültücü azab onlaradır.
179مَّا كَانَ اللَّهُ لِيَذَرَ الْمُؤْمِنِينَ عَلَىٰ مَا أَنتُمْ عَلَيْهِ حَتَّىٰ يَمِيزَ الْخَبِيثَ مِنَ الطَّيِّبِ ۗ وَمَا كَانَ اللَّهُ لِيُطْلِعَكُمْ عَلَى الْغَيْبِ وَلَٰكِنَّ اللَّهَ يَجْتَبِي مِن رُّسُلِهِ مَن يَشَاءُ ۖ فَآمِنُوا بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ ۚ وَإِن تُؤْمِنُوا وَتَتَّقُوا فَلَكُمْ أَجْرٌ عَظِيمٌ
Allah inananları sizin durumunuzda bırakacak değildir, temizi pisten ayıracaktır. Allah size gaybı bildirecek değildir; fakat Allah peygamberlerinden dilediğini seçip, ona gaybı bildirir. Artık Allah'a ve peygamberlerine inanın; inanır ve sakınırsanız size büyük ecir vardır.
180وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذِينَ يَبْخَلُونَ بِمَا آتَاهُمُ اللَّهُ مِن فَضْلِهِ هُوَ خَيْرًا لَّهُم ۖ بَلْ هُوَ شَرٌّ لَّهُمْ ۖ سَيُطَوَّقُونَ مَا بَخِلُوا بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ۗ وَلِلَّهِ مِيرَاثُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۗ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
Allah'ın bol nimetinden verdiklerinde cimrilik edenler, sakın bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar, bilakis bu onların kötülüğünedir. Cimrilik yaptıkları şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah işlediklerinizden haberdardır.
181لَّقَدْ سَمِعَ اللَّهُ قَوْلَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّ اللَّهَ فَقِيرٌ وَنَحْنُ أَغْنِيَاءُ ۘ سَنَكْتُبُ مَا قَالُوا وَقَتْلَهُمُ الْأَنبِيَاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَنَقُولُ ذُوقُوا عَذَابَ الْحَرِيقِ
And olsun ki, Allah: "Allah fakir; biz zenginiz" diyenlerin sözünü işitmiştir. Dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürdüklerini elbette yazacağız, "Yakıcı azabı tadın" diyeceğiz.
Âl-i İmrânKuran Fihrist
200Ayet
MedeniRevelation
179Ayet

Meal — Âl-i İmrân 179

Sure Âl-i İmrân Ayet 179 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Allah inananları sizin durumunuzda bırakacak değildir, temizi pisten ayıracaktır. Allah…

Sure Ayet 179/200 — Âl-i İmrân آل عمران (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Âl-i İmrân Dinle, Âl-i İmrân Meal, Âl-i İmrân mp3, Âl-i İmrân pdf. Ayet 177–181. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler