Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Süht (السُّحْت): Haram, helâl olmayan kazanç, rüşvet ve faiz gibi kişiyi rezil eden, bereketi gideren mal.
- Kıst (الْقِسْط): Adalet, hakkaniyetle hükmetmek, doğru ve dengeli olmak.
- Semmâûn (سَمَّاعُونَ): Çokça dinleyenler, kulak kesilenler (burada yalana ve iftiraya kulak verenler anlamında).
- Ekkâlûn (أَكَّالُونَ): Çokça yiyenler, haramı ve yasak olanı mideye indirenler.
Tefsir:
Bu âyet-i kerîmede Yüce Allah, Kitap ehlinden bazı grupların, özellikle de o dönemdeki Yahudi liderlerin ahlâkî çöküntüsünü ve karakter bozukluğunu gözler önüne seriyor. Onlar, yalan söyleyenleri ve iftira atanları büyük bir iştiyakla dinleyen, kulaklarını yalana ve batıla açan kimselerdi. Dilleriyle doğruyu söyleseler bile kalpleri yalanı arzuluyordu. Bunun yanında onlar, haram yemekte de sınır tanımıyorlardı. Rüşvet, faiz, yalan yere şahitlik karşılığı alınan ücretler ve haksız kazançlar onlar için sıradan birer geçim kaynağı hâline gelmişti. Bu iki kötü haslet, onların hem imanlarını hem de toplumdaki güvenilirliklerini tamamen yok etmişti.
Âyetin devamında Yüce Rabbimiz, Peygamber Efendimiz'e (sallallahu aleyhi ve sellem) hitap ederek şöyle buyuruyor: "Eğer onlar sana gelir de aralarında hüküm vermeni isterlerse, dilersen aralarında hükmet, dilersen onlardan yüz çevir." Bu, Allah Resûlü'ne (sallallahu aleyhi ve sellem) verilmiş bir yetkidir. Onların davalarına bakmak zorunda değildir; çünkü onlar samimi olarak adalet aramıyorlar, kendi çıkarlarına uygun bir hüküm arıyorlardı. Eğer onlardan yüz çevirir ve aralarında hükmetmezse, bu onlara hiçbir zarar veremezdi. Çünkü Allah Teâlâ, Peygamberini koruyordu ve onların hilesi Allah'a karşı asla işe yaramazdı.
Ancak eğer Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) onların arasında hükmetmeyi kabul ederse, o zaman mutlaka adaletle hükmetmeli, hakkaniyetten asla ayrılmamalıydı. Onların zalim ve düşman olmaları, adaletin dışına çıkmayı gerektirmezdi. Çünkü adalet, dost-düşman ayırt etmeksizin herkese uygulanması gereken evrensel bir ilkedir. Âyetin sonunda ise bu ilkenin ne kadar önemli olduğu vurgulanıyor: "Şüphesiz Allah, adaletle hükmedenleri sever." Bu, hem hâkimler hem de idareciler için büyük bir müjde ve aynı zamanda ciddi bir uyarıdır. Allah'ın sevgisini kazanmak isteyen herkes, her durumda ve herkese karşı adil olmalıdır.
Bu âyetten alacağımız dersler çok büyüktür. Öncelikle, yalana kulak vermek ve haram lokma yemek, bir toplumun çöküşünün en önemli sebeplerindendir. Müslüman olarak bizler, sözümüzde ve işimizde doğru olmalı, kazancımızın helâl olmasına azami dikkat etmeliyiz. İkinci olarak, adalet, İslâm'ın temel direklerinden biridir. Bir Müslüman, en yakını bile olsa, haksızlık karşısında susmamalı ve adaletin tecellisi için çaba göstermelidir. Unutmayalım ki Allah Teâlâ, adaletle hükmedenleri ve adil olanları çok sever; onları dünyada izzetli, ahirette ise cennetiyle mükâfatlandıracaktır. Rabbimiz bizleri, yalanı dinlemekten, haram yemekten ve adaletten sapmaktan muhafaza eylesin. Bizi, adaletle hükmeden ve O'nun sevgisine mazhar olan kullarından eylesin. Âmin.
📜 Ayet 40-44 — Mâide
Meal — Mâide 42
Sure Mâide Ayet 42 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Onlar yalana kulak verirler, haram yerler. Eğer sana gelirlerse aralarında…Sure Ayet 42/120 — Mâide المائدة (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Mâide Dinle, Mâide Meal, Mâide mp3, Mâide pdf. Ayet 40–44. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










