A'râf · 147/206
Meal Okunuş — A'râf
وَٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا وَلِقَآءِ ٱلۡأٓخِرَةِ حَبِطَتۡ أَعۡمَٰلُهُمۡۚ هَلۡ يُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ  ۝١٤٧
Wallazeena kazzaboo bi Aayaatinaa wa liqaaa`il Aakhirati habitat `amaaluhum; hal yujzawna illaa maa kaanoo ya`maloon
📖 Türkçe Anlam
Ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalan sayan kimselerin işleri boşa gitmiştir. Onlar işlediklerinin karşılığından başka bir şeyle mi cezalanırlar?
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Âyâtünâ: Delillerimiz, mucizelerimiz, hükümlerimiz ve gönderdiğimiz kitaplar.
  • Likaü’l-âhirah: Ahireti karşılama, yani öldükten sonra dirilme, hesap verme ve Allah’ın huzuruna çıkma.
  • Habitat: Boşa gitmiş, batıl olmuş, sevabı silinmiş.
  • Tüczevne: Karşılık verilirler, cezalandırılırlar.

Tefsir:

Bu âyet-i kerîmede Yüce Allah, kendi âyetlerini ve delillerini yalanlayanların, ahirette O’nun huzuruna çıkacaklarına, hesap vereceklerine ve mükâfat-ceza gününe inanmayanların amellerinin tamamen boşa gideceğini haber vermektedir. Çünkü amellerin Allah katında değer kazanmasının ilk şartı, iman etmek ve O’nun vaadini tasdik etmektir. İman olmadan yapılan iyilikler, tıpkı çorak bir toprağa ekilen tohumlar gibidir; filizlenmez, meyve vermez. Bu kimseler, dünyada yaptıkları hayır gibi görünen işlerden dolayı ahirette bir karşılık bulamazlar. Çünkü o işlerin kabul olması için gereken temel şart olan imanı kaybetmişlerdir.

Onların cezası, dünyada işledikleri küfür, şirk ve isyanların karşılığından başka bir şey değildir. Yani âdil olan Allah, onlara hak ettiklerinden fazlasını vermez; fakat bu hak ediş, ebedî cehennem ateşidir. Burada bir uyarı ve korkutma vardır: İnsan, ne ekerse onu biçer. Kim dünyada Allah’ın âyetlerini yalanlar ve ahireti inkâr ederse, onun bütün çabaları heba olur ve sonu hüsrandır.

Sevgili kardeşim! Bu âyet bize ne kadar büyük bir ders veriyor: İman, bütün amellerin temelidir. Bir bina ne kadar sağlam olursa olsun, temeli çürükse yıkılmaya mahkûmdur. Bizler de amellerimizin Allah katında makbul olmasını istiyorsak, önce imanımızı sağlamlaştırmalı, Allah’ın âyetlerini kalbimizle tasdik etmeli ve ahiret gününe kesin olarak inanmalıyız. Unutmayalım ki bu dünya, ebedî hayatın tarlasıdır. Burada imanla ektiğimiz her güzel iş, ahirette bize en güzel şekilde geri dönecektir. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyelim; O, tövbe eden kullarını sever ve günahları affeder. Ancak âyetlerini yalanlamakta ve ahireti inkâr etmekte ısrar edenler için uyarı açıktır: Amelleri boşa gider ve karşılıkları yalnızca yaptıklarının kötülüğü olur. Rabbimiz bizleri iman ile yaşayan, iman ile ölen ve imanla huzuruna çıkan kullarından eylesin. Âmin.

🎧 Dinle

📜 Ayet 145-149 — A'râf

145وَكَتَبۡنَا لَهُۥ فِي ٱلۡأَلۡوَاحِ مِن كُلِّ شَيۡءٍ مَّوۡعِظَةً وَتَفۡصِيلًا لِّكُلِّ شَيۡءٍ فَخُذۡهَا بِقُوَّةٍ وَأۡمُرۡ قَوۡمَكَ يَأۡخُذُواْ بِأَحۡسَنِهَاۚ سَأُوْرِيكُمۡ دَارَ ٱلۡفَٰسِقِينَ 
Ona levhalarda her şeyden bir öğüt yazdık ve her şeyi uzun uzadıya açıkladık; onlara sıkıca sarıl, milletine de emret en güzel şekilde tutsunlar. Size Allah'a karşı gelenlerin yurdunu göstereceğim.
146سَأَصۡرِفُ عَنۡ ءَايَٰتِيَ ٱلَّذِينَ يَتَكَبَّرُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّ وَإِن يَرَوۡاْ كُلَّ ءَايَةٍ لَّا يُؤۡمِنُواْ بِهَا وَإِن يَرَوۡاْ سَبِيلَ ٱلرُّشۡدِ لَا يَتَّخِذُوهُ سَبِيلًا وَإِن يَرَوۡاْ سَبِيلَ ٱلۡغَيِّ يَتَّخِذُوهُ سَبِيلًاۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُواْ عَنۡهَا غَٰفِلِينَ 
Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları, ayetlerimden yüz çevirteceğim. Onlar bütün ayetleri görseler yine de inanmazlar; doğru yolu görseler, yol olarak benimsemezler; azgınlık yolunu görseler, hemen onu yol edinirler. Bu, onların mucizelerimizi yalan saymaları ve onlardan habersiz görünmelerinden ileri gelir.
147وَٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا وَلِقَآءِ ٱلۡأٓخِرَةِ حَبِطَتۡ أَعۡمَٰلُهُمۡۚ هَلۡ يُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ 
Ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalan sayan kimselerin işleri boşa gitmiştir. Onlar işlediklerinin karşılığından başka bir şeyle mi cezalanırlar?
148وَٱتَّخَذَ قَوۡمُ مُوسَىٰ مِنۢ بَعۡدِهِۦ مِنۡ حُلِيِّهِمۡ عِجۡلًا جَسَدًا لَّهُۥ خُوَارٌۚ أَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّهُۥ لَا يُكَلِّمُهُمۡ وَلَا يَهۡدِيهِمۡ سَبِيلًاۘ ٱتَّخَذُوهُ وَكَانُواْ ظَٰلِمِينَ 
Musa'nın ardından milleti, ziynet takımlarından, canlıymış gibi böğüren bir buzağı heykeli yaparak onu tanrı edindiler. O buzağının kendileriyle konuşmadığını ve yol da göstermediğini görmediler mi? Onu tanrı olarak benimseyip kendilerine yazık ettiler.
149وَلَمَّا سُقِطَ فِيٓ أَيۡدِيهِمۡ وَرَأَوۡاْ أَنَّهُمۡ قَدۡ ضَلُّواْ قَالُواْ لَئِن لَّمۡ يَرۡحَمۡنَا رَبُّنَا وَيَغۡفِرۡ لَنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ 
Elleri böğründe, çaresiz kalıp, kendilerinin sapıtmış olduklarını görünce: "Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, and olsun ki mahvoluruz" dediler.
A'râfKuran Fihrist
206Ayet
MekkiRevelation
147Ayet

Meal — A'râf 147

Sure Ayet 147/206 — A'râf الأعراف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: A'râf Dinle, A'râf Meal, A'râf mp3, A'râf pdf. Ayet 145–149. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler