Neml · 22/93
Meal Okunuş — Neml
فَمَكَثَ غَيۡرَ بَعِيدٍ فَقَالَ أَحَطتُ بِمَا لَمۡ تُحِطۡ بِهِۦ وَجِئۡتُكَ مِن سَبَإِۭ بِنَبَإٍ يَقِينٍ  ۝٢٢
Famakasa ghaira ba`eedin faqaala ahattu bimaa lam tuhit bihee wa ji`tuka min Sabaim binaba iny-yaqeen
📖 Türkçe Anlam
Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman'a: "Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe'den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah'a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah'tan başka tanrı yoktur" dedi.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • فَمَكَثَ: Bekledi, durdu.
  • غَيْرَ بَعِيدٍ: Çok uzun olmayan bir süre.
  • أَحَطتُ: Kuşattım, tam olarak kavradım, her yönüyle öğrendim.
  • سَبَإٍ: Yemen'de bulunan Sebe şehri veya bölgesi.
  • نَبَإٍ يَقِينٍ: Kesin ve şüphesiz bir haber.

Tefsir:

Hz. Süleyman (a.s.) ordusunda yaptığı teftiş sırasında Hüdhüd'ü göremeyince, onun yokluğuna kızmış ve hakkında sert bir karar vermişti. Ancak Hüdhüd, Hz. Süleyman'ın beklediğinden çok daha kısa bir süre içinde geri döndü. Bu durum, onun görev bilincini ve sorumluluk duygusunu göstermektedir. Hüdhüd, gelir gelmez Hz. Süleyman'a hitaben şöyle dedi: "Ben, senin bilmediğin bir şeyi öğrendim ve tam anlamıyla kavradım. Sana Yemen'deki Sebe şehrinden kesin ve doğruluğundan hiçbir şüphe duymadığım önemli bir haber getirdim."

Bu ifadeler, Hüdhüd'ün sadece bir kuş olmadığını, Allah'ın ona özel bir ilim ve idrak verdiğini göstermektedir. O, Hz. Süleyman'ın ordusunda görevli bir haberci olarak, Allah'ın izniyle gayba dair bazı bilgilere vakıf olmuş ve bu bilgiyi peygamberine ulaştırmakla görevlendirilmiştir. Bu olay, Allah'ın dilediği kullarına dilediği şekilde ilim ve hikmet verebileceğinin açık bir delilidir. Aynı zamanda, bir peygamberin dahi her şeyi bilemeyeceğini, ilmin tamamının Allah katında olduğunu ve insanların (veya diğer varlıkların) birbirlerinden öğrenebilecekleri şeyler bulunduğunu da hatırlatmaktadır.

Bu kıssa bizlere ne güzel bir ders verir: İlim ve hikmet, sadece büyük mevkilere veya insanlara mahsus değildir. Allah, dilediğine dilediği kadar ilim verir. Önemli olan, sahip olduğumuz bilgiyi doğru bir niyetle, Allah'ın rızası için ve insanların hayrına kullanmaktır. Hüdhüd'ün bu duyarlılığı ve getirdiği doğru haber, Hz. Süleyman'ın ordusunun ve devletinin doğru kararlar almasına vesile olmuştur. Bizler de gerek ilim tahsil ederken gerekse günlük hayatımızda, doğru ve kesin bilgiye ulaşmaya gayret etmeli, asılsız haberlerden ve zanlardan kaçınmalıyız. Unutmayalım ki, Kur'an-ı Kerim'de bu kıssanın anlatılması, bizlere doğru bilginin ve doğru haberleşmenin önemini vurgulamakta ve Allah'ın her türlü ilmi kuşattığını hatırlatmaktadır.

🎧 Dinle

📜 Ayet 20-24 — Neml

20وَتَفَقَّدَ ٱلطَّيۡرَ فَقَالَ مَالِيَ لَآ أَرَى ٱلۡهُدۡهُدَ أَمۡ كَانَ مِنَ ٱلۡغَآئِبِينَ 
Süleyman, kuşları araştırarak: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplarda mı? Bana apaçık bir delil getirmelidir; yoksa onu ya şiddetli bir azaba uğratırım yahut keserim" dedi.
21لَأُعَذِّبَنَّهُۥ عَذَابًا شَدِيدًا أَوۡ لَأَاْذۡبَحَنَّهُۥٓ أَوۡ لَيَأۡتِيَنِّي بِسُلۡطَٰنٍ مُّبِينٍ 
Süleyman, kuşları araştırarak: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplarda mı? Bana apaçık bir delil getirmelidir; yoksa onu ya şiddetli bir azaba uğratırım yahut keserim" dedi.
22فَمَكَثَ غَيۡرَ بَعِيدٍ فَقَالَ أَحَطتُ بِمَا لَمۡ تُحِطۡ بِهِۦ وَجِئۡتُكَ مِن سَبَإِۭ بِنَبَإٍ يَقِينٍ 
Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman'a: "Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe'den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah'a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah'tan başka tanrı yoktur" dedi.
23إِنِّي وَجَدتُّ ٱمۡرَأَةً تَمۡلِكُهُمۡ وَأُوتِيَتۡ مِن كُلِّ شَيۡءٍ وَلَهَا عَرۡشٌ عَظِيمٌ 
Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman'a: "Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe'den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah'a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah'tan başka tanrı yoktur" dedi.
24وَجَدتُّهَا وَقَوۡمَهَا يَسۡجُدُونَ لِلشَّمۡسِ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ أَعۡمَٰلَهُمۡ فَصَدَّهُمۡ عَنِ ٱلسَّبِيلِ فَهُمۡ لَا يَهۡتَدُونَ 
Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman'a: "Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe'den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah'a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah'tan başka tanrı yoktur" dedi.
NemlKuran Fihrist
93Ayet
MekkiRevelation
22Ayet

Meal — Neml 22

Sure Ayet 22/93 — Neml النمل (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Neml Dinle, Neml Meal, Neml mp3, Neml pdf. Ayet 20–24. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler