Ankebût · 39/69
Meal Okunuş — Ankebût
وَقَارُونَ وَفِرْعَوْنَ وَهَامَانَ ۖ وَلَقَدْ جَاءَهُم مُّوسَىٰ بِالْبَيِّنَاتِ فَاسْتَكْبَرُوا فِي الْأَرْضِ وَمَا كَانُوا سَابِقِينَ ۝٣٩
Wa Qaaroona wa Fir`awna wa haamaana wa laqad jaaa`ahum Moosa bilbaiyinaati fastakbaroo fil ardi wa maa kaanoo saabiqeen
📖 Türkçe Anlam
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da yok ettik. And olsun ki Musa kendilerine belgelerle gelmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa azabımızdan kurtulamazlardı.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Karun: Hz. Musa'nın kavminden olup servetiyle şımaran, zenginliğine güvenerek azgınlaşan kişi.
  • Firavun: Mısır'da yaşamış, ilahlık iddiasında bulunan zalim hükümdar.
  • Haman: Firavun'un veziri, ona destek olan ve zulmüne ortak olan kişi.
  • Beyyinat: Açık deliller, apaçık mucizeler ve kesin kanıtlar.
  • İstikbar: Büyüklenmek, kibirlenmek, hakka boyun eğmeyi reddetmek.
  • Sabikin: Öne geçenler, kaçıp kurtulanlar.

Tefsir:

Bu ayet-i kerimede Yüce Allah, geçmiş ümmetlerden ibret alınması gereken üç önemli şahsiyetin akıbetini haber vermektedir: Karun, Firavun ve onun veziri Haman. Bunların her biri, kendi dönemlerinde güç ve imkân sahibi olmuş, insanlara karşı büyüklük taslamış ve Allah'ın davetine sırt çevirmiş kimselerdi.

Yüce Allah, Hz. Musa'yı (aleyhisselam) bu üç zalime birden apaçık delillerle, mucizelerle göndermiştir. Hz. Musa onlara tevhid inancını tebliğ etmiş, Rablerinden gelen gerçekleri göstermişti. Ancak onlar, sahip oldukları dünyevi güç ve servete güvenerek büyüklendiler, kibirlendiler ve bu apaçık delillere rağmen iman etmeyi reddettiler. Yeryüzünde zulümlerini sürdürdüler, hakka boyun eğmediler.

Allah Teâlâ, bu azgınların hiçbirinin kendisinden kaçıp kurtulamayacağını bildirmektedir. Onlar, Allah'ın azabını önleyebileceklerini zannettiler; fakat güçleri, servetleri ve mevkileri onları Allah'ın cezasından koruyamadı. Karun, servetiyle birlikte yere batırıldı; Firavun ve Haman ise denizde boğularak helak edildi. Onlar, Allah'ın kudretinden kaçacak, O'nun azabından kurtulacak değillerdi; aksine Allah onlara tam anlamıyla güç yetirmiş ve hak ettikleri cezayı vermiştir.

Bu kıssada bizler için büyük bir ibret vardır. İnsan ne kadar zengin, ne kadar güçlü olursa olsun, Allah'ın karşısında acizdir. Kibir ve büyüklenme, insanı helake götüren en tehlikeli hastalıklardandır. Mümin olarak bizler, bu ayetten ders almalı, sahip olduğumuz her nimetin Allah'tan olduğunu bilmeli ve asla kibirlenmemeliyiz. Unutmayalım ki Allah'a iman edip O'na boyun eğenler, dünyada da ahirette de kurtuluşa erenlerdir. Zalimlerin ve müstekbirlerin sonu ise hep hüsran olmuştur. Rabbimiz bizleri kibirden uzak, ihlaslı ve samimi kullarından eylesin.

🎧 Dinle

📜 Ayet 37-41 — Ankebût

37فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا فِي دَارِهِمْ جَاثِمِينَ
Ama onu yalanladılar. Bu yüzden onları bir titreme aldı ve oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.
38وَعَادًا وَثَمُودَ وَقَد تَّبَيَّنَ لَكُم مِّن مَّسَاكِنِهِمْ ۖ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ أَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّبِيلِ وَكَانُوا مُسْتَبْصِرِينَ
Ad ve Semud milletlerini de yok ettik. Bunu, oturdukları yerler göstermektedir. Şeytan kendilerine, işlediklerini güzel gösterdi; onları doğru yoldan alıkoydu. Oysa kendileri bunu anlayacak durumda idiler.
39وَقَارُونَ وَفِرْعَوْنَ وَهَامَانَ ۖ وَلَقَدْ جَاءَهُم مُّوسَىٰ بِالْبَيِّنَاتِ فَاسْتَكْبَرُوا فِي الْأَرْضِ وَمَا كَانُوا سَابِقِينَ
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da yok ettik. And olsun ki Musa kendilerine belgelerle gelmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa azabımızdan kurtulamazlardı.
40فَكُلًّا أَخَذْنَا بِذَنبِهِ ۖ فَمِنْهُم مَّنْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِ حَاصِبًا وَمِنْهُم مَّنْ أَخَذَتْهُ الصَّيْحَةُ وَمِنْهُم مَّنْ خَسَفْنَا بِهِ الْأَرْضَ وَمِنْهُم مَّنْ أَغْرَقْنَا ۚ وَمَا كَانَ اللَّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلَٰكِن كَانُوا أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
Her birini günahı sebebiyle yakaladık; kimine taşlar savuran rüzgarlar gönderdik, kimini bir çığlık yok etti, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Onlara, Allah zulmetmiyordu, fakat onlar kendilerine yazık ediyorlardı.
41مَثَلُ الَّذِينَ اتَّخَذُوا مِن دُونِ اللَّهِ أَوْلِيَاءَ كَمَثَلِ الْعَنكَبُوتِ اتَّخَذَتْ بَيْتًا ۖ وَإِنَّ أَوْهَنَ الْبُيُوتِ لَبَيْتُ الْعَنكَبُوتِ ۖ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ
Allah'tan başka dostlar edinenlerin durumu, kendine yuva yapan dişi örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümceğin yuvasıdır. Keşke bilseler.
AnkebûtKuran Fihrist
69Ayet
MekkiRevelation
39Ayet

Meal — Ankebût 39

Sure Ankebût Ayet 39 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da yok ettik. And olsun ki…

Sure Ayet 39/69 — Ankebût العنكبوت (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Ankebût Dinle, Ankebût Meal, Ankebût mp3, Ankebût pdf. Ayet 37–41. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler