Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Tücâdil: Mücadele etme, tartışma, savunma.
- Yahtânûne: Hainlik ederler, gizlice ihanet ederler.
- Enfüsehüm: Kendilerini, kendi nefislerini.
- Havvân: Çok hainlik eden, hainliği adet edinmiş.
- Esîm: Günahkâr, günahı çok olan.
Tefsir:
Bu âyet-i kerîmede Yüce Rabbimiz, Peygamber Efendimiz'e (sallallahu aleyhi ve sellem) hitaben, kendilerini hainliğe kaptırmış, gizlice ihanet ederek günaha gömülmüş kimseleri savunmamasını emretmektedir. Bu kimseler, aslında başkalarına değil, bizzat kendi nefislerine ihanet etmektedirler. Çünkü ihanetleriyle Allah'ın gazabını üzerlerine çekmekte, ahiretlerini mahvetmekte ve kendi elleriyle kendilerini helake sürüklemektedirler.
Âyetin iniş sebebi olarak rivayet edilen olayda, bir Müslüman'ın zırhını çalan bir hain, suçu masum bir Yahudi'nin üzerine atmaya çalışmış, Peygamber Efendimiz de görünüşteki delillere dayanarak o Yahudi'yi savunmak istemişti. İşte bu âyet nazil olarak, gerçek hainleri savunmanın ve onların lehine mücadele etmenin doğru olmadığını bildirmiştir.
Rabbimiz burada çok önemli bir ilkeyi öğretmektedir: Hak ve adalet, kim olursa olsun savunulmalı; haksızlık ve hainlik ise kim tarafından yapılırsa yapılsın reddedilmelidir. Bir Müslüman, yakını veya dostu dahi olsa, hainlik eden birini savunmamalı, onun suçunu örtbas etmeye çalışmamalıdır. Zira böyle bir davranış, hem o kişiyi günahında ısrar etmeye teşvik eder hem de toplumda adalet duygusunu zedeler.
Âyetin sonunda ise bu davranışın Allah katındaki karşılığı bildirilmektedir: "Şüphesiz Allah, hainliği âdet edinmiş günahkârları sevmez." Bu, çok ağır bir uyarıdır. Allah Teâlâ, hainliği karakter haline getirmiş, sürekli günah işleyen kimseleri sevmediğini açıkça beyan etmektedir. Sevmediği bir kulun akıbeti ise ancak hüsrandır.
Sevgili kardeşlerim! Bu âyet bize, hayatımızın her alanında dürüstlüğü ve emaneti korumayı öğretmektedir. İster ticarette, ister aile içinde, ister toplumsal ilişkilerde olsun; hainlik, insanın hem dünyasını hem de ahiretini harap eden büyük bir hastalıktır. Mümin, emanete sadık kalan, sözünde duran, hakkı gözeten kimsedir. Allah'ın sevgisini kazanmak istiyorsak, hainlikten ve günahtan şiddetle kaçınmalı, her işimizde doğruluğu ve adaleti esas almalıyız. Unutmayalım ki, hainlik eden aslında kendine zulmeder; çünkü Allah'ın rızasını kaybeder ve O'nun sevgisinden mahrum kalır. Rabbimiz bizleri hainlerden değil, emanete sadık kullarından eylesin.
📜 Ayet 105-109 — Nisâ
Meal — Nisâ 107
Sure Ayet 107/176 — Nisâ النساء (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Nisâ Dinle, Nisâ Meal, Nisâ mp3, Nisâ pdf. Ayet 105–109. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










