Wa qaalal lazeena kafaroo lillazeena aamanoo law kaana khairam maa sabaqoonaaa ilyh; wa iz lam yahtadoo bihee fasa yaqooloona haazaaa ifkun qadeem
📖 Meal (Türkçe Anlam)
📖 Türkçe Anlam
İnkar edenler, inananlar için: "Eğer İslamiyet'te bir hayır olsaydı, bu hususta bizden öne geçemezlerdi" derler. Bununla doğru yola girmedikleri için de, "Bu, eski bir uydurmadır" derler.
🌐 Additional reference in Azərbaycan
🌐 Azərbaycan
Kafirlər möminlərə dedilər: “Əgər Quran xeyirli bir şey olsaydı, onlar bunda bizi qabaqlaya bilməzdilər!” Onlar bununla doğru yola gəlmədikləri üçün: “Bu, köhnə yalandır!”– deyəcəklər.
İnkar edenler, inananlar için: "Eğer İslamiyet'te bir hayır olsaydı, bu hususta bizden öne geçemezlerdi" derler. Bununla doğru yola girmedikleri için de, "Bu, eski bir uydurmadır" derler.
📜
Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
İfk (إفك): Yalan, iftira, asılsız söz.
Kadîm (قديم): Eski, geçmişe ait olan.
Tefsir:
Kâfirler, iman edenlere yönelik küçümseyici bir dille şöyle dediler: "Eğer bu din gerçekten hayırlı bir şey olsaydı, bizden önce bu fakirler, köleler ve zayıf kimseler ona bizden önce koşmazlardı." Onlar, iman edenlerin çoğunlukla toplumun alt tabakasından olmasını, bu dinin değersiz olduğuna dair bir delil saydılar. Oysa bu, onların kibir ve büyüklenmelerinden kaynaklanan yanlış bir ölçüydü.
Allah Teâlâ, onların bu tutumunu şöyle değerlendirdi: Onlar, kalpleri mühürlü olduğu için Kur'an'ın hidayetinden yararlanamadılar ve onun hak olduğunu idrak edemediler. Bu yüzden, kendi akıllarınca bir bahane uydurarak şöyle diyecekler: "Bu, eskilerin masallarından derlenmiş eski bir yalandır." Onlar, Kur'an'ın getirdiği hakikatleri kabul etmek yerine, onu geçmişteki batıl inançlara benzeterek reddetme yolunu seçtiler.
Faydalar ve Hikmetler:
İmanın ölçüsü, kişinin toplumsal konumu veya maddi durumu değildir. Hak, kim tarafından söylenirse söylensin değerlidir. Kâfirlerin bu tavrı, hakikati küçümsemenin ve insanları dış görünüşlerine göre değerlendirmenin ne kadar yanlış olduğunu gösterir.
İnsan, hidayetten mahrum kaldığında, kendi kusurunu örtmek için hakikati çarpıtmaya ve ona iftira atmaya başlar. Bu, nefsin bir savunma mekanizmasıdır; ancak gerçeği değiştirmez.
Bu ayet, müminlere, toplumun zayıf ve fakir kesimlerinin imanla şereflenmesinin aslında bir fazilet olduğunu öğretir. Zira onlar, dünya menfaati peşinde koşmadıkları için hakikati daha kolay kabul ederler.
Kur'an'ın "eski bir yalan" olduğu iddiası, onun eşsiz belagatini ve hakikatini asla etkilemez. Bu tür iddialar, ancak onu anlamaktan yoksun olanların cehaletini ortaya koyar.
De ki: "Ben peygamberlerin ilki değilim; benim ve sizin başınıza gelecekleri bilmem; ben ancak bana vahyolunana uymaktayım; ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."
De ki: "Eğer bu Kitap Allah katından ise ve siz de onu inkar etmişseniz; İsrailoğullarından bir şahit de bunun böyle olduğuna şehadet edip de inanmışken, siz yine de büyüklük taslarsınız, bana söyleyin kendinize yazık etmiş olmaz mısınız?" Doğrusu Allah zalim milleti doğru yola eriştirmez.
İnkar edenler, inananlar için: "Eğer İslamiyet'te bir hayır olsaydı, bu hususta bizden öne geçemezlerdi" derler. Bununla doğru yola girmedikleri için de, "Bu, eski bir uydurmadır" derler.
Kuran'dan önce, Musa'nın kitabı (Tevrat), bir rahmet ve rehberdi. Bu Kuran da, zulmedenleri uyarmak ve iyi davrananlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş, kendinden öncekileri doğrulayan bir Kitap'dır.
Kuran Suresi sitesi, sevgili kitabı ve arındırılmış Sünnet'i hizmet etmek, Kuran ve Sünnet müfredatında şeriat bilimlerini kolaylaştırmak, bilginin öğrencilerine önem vermek ve şeriat bilimlerini kolaylaştırmak amacıyla mütevazı bir girişim olarak kurulmuştur ve bize desteğinizden memnunuz ve Yüce Allah'tan bizi şerefli bir şekilde kabul etmesini ve amellerimizi kabul etmesini diliyoruz. .