Mâide · 45/120
Meal Okunuş — Mâide
وَكَتَبْنَا عَلَيْهِمْ فِيهَا أَنَّ النَّفْسَ بِالنَّفْسِ وَالْعَيْنَ بِالْعَيْنِ وَالْأَنفَ بِالْأَنفِ وَالْأُذُنَ بِالْأُذُنِ وَالسِّنَّ بِالسِّنِّ وَالْجُرُوحَ قِصَاصٌ ۚ فَمَن تَصَدَّقَ بِهِ فَهُوَ كَفَّارَةٌ لَّهُ ۚ وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ فَأُولَٰئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ ۝٤٥
Wa katabnaa `alaihim feehaaa annan nafsa binnafsi wal`aina bil`aini wal anfa bilanfi wal uzuna bil uzuni wassinna bissinni waljurooha qisaas; faman tasaddaqa bihee fahuwa kaffaaratul lah; wa mal lam yahkum bimaaa anzalal laahu fa ulaaa`ika humuz zalimoon
📖 Türkçe Anlam
Orada onlara cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe dişle ve yaralara karşılıklı ödeşme yazdık. Kim hakkından vazgeçerse bu, onun günahlarına keffaret olur. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar zalimlerdir.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Nefs: Can, kişi, insan.
  • Kısas: Kısas, suçlunun işlediği suça denk bir ceza ile cezalandırılması.
  • Sadaka (tasaddaka): Hakkından vazgeçmek, affetmek, bağışlamak.
  • Keffaret: Günahların silinmesine vesile olan şey, örtücü.

Tefsir:

Bu ayet-i kerimede Yüce Allah, İsrailoğullarına Tevrat'ta kısas hükmünü farz kıldığını haber veriyor. Buna göre: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralamalarda da kısas uygulanması emredilmişti. Bu, adaletin temelini oluşturan ve toplumda suçun yayılmasını engelleyen ilahi bir kanundur. Kısas, intikam duygusunu dizginleyen, mağdurun hakkını koruyan ve topluma güven veren bir adalet sistemidir.

Ancak ayetin devamında çok önemli ve güzel bir kapı açılmaktadır: "Kim de (kısas hakkını) sadaka olarak bağışlarsa, bu onun için bir keffarettir." Yani mağdur veya velisi, suçluyu affeder ve kısas hakkından vazgeçerse, bu affı sebebiyle Allah Teâlâ onun kendi günahlarını bağışlar. Bu, İslam'ın merhamet ve affedicilik dini olduğunun en açık delillerindendir. Affetmek, kulun derecesini yükseltir ve Allah katında büyük bir ecir kazandırır. Unutmayalım ki, affetmek güçlülerin işidir ve Allah affeden kullarını sever.

Ayetin sonunda ise şiddetli bir uyarı vardır: "Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir." Bu, hem kısas hükmü hem de genel olarak Allah'ın şeriatı için geçerlidir. Allah'ın hükümlerini devre dışı bırakıp kendi hevasına veya beşeri kanunlara göre hüküm vermek, açık bir zulümdür. Çünkü Allah'ın hükmü, kulların maslahatını en iyi bilen ve en adil olanın hükmüdür. Onun dışına çıkmak, hem kişinin kendine hem de topluma zulmetmesidir.

Sevgili kardeşlerim! Bu ayet bize iki büyük ders verir: Birincisi, adaleti ayakta tutmak ve hakkı sahibine teslim etmek. İkincisi ise, gücümüz yettiği halde affetmek ve merhamet etmek. İslam, ne zulme izin verir ne de affetmeyi unutturur. Bizler, hem adil hem de affedici olmalıyız. Allah'ın rızasını kazanmanın yolu, O'nun koyduğu sınırlara riayet etmek ve O'nun indirdiği ile hükmetmektir. Bu sayede hem dünyada huzur buluruz hem de ahirette kurtuluşa ereriz. Allah hepimizi affeden ve adaletle hükmeden kullarından eylesin.

🎧 Dinle

📜 Ayet 43-47 — Mâide

43وَكَيْفَ يُحَكِّمُونَكَ وَعِندَهُمُ التَّوْرَاةُ فِيهَا حُكْمُ اللَّهِ ثُمَّ يَتَوَلَّوْنَ مِن بَعْدِ ذَٰلِكَ ۚ وَمَا أُولَٰئِكَ بِالْمُؤْمِنِينَ
Allah'ın hükmünün bulunduğu Tevrat yanlarında iken, ne yüzle seni hakem tayin ediyorlar da sonra bundan yüz çeviriyorlar? İşte onlar inanmış değillerdir.
44إِنَّا أَنزَلْنَا التَّوْرَاةَ فِيهَا هُدًى وَنُورٌ ۚ يَحْكُمُ بِهَا النَّبِيُّونَ الَّذِينَ أَسْلَمُوا لِلَّذِينَ هَادُوا وَالرَّبَّانِيُّونَ وَالْأَحْبَارُ بِمَا اسْتُحْفِظُوا مِن كِتَابِ اللَّهِ وَكَانُوا عَلَيْهِ شُهَدَاءَ ۚ فَلَا تَخْشَوُا النَّاسَ وَاخْشَوْنِ وَلَا تَشْتَرُوا بِآيَاتِي ثَمَنًا قَلِيلًا ۚ وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ فَأُولَٰئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ
Doğrusu Biz yol gösterici olarak Tevrat'ı indirdik. Kendisini Allah'a teslim etmiş peygamberler, yahudi olanlara onunla ve Rabbe kul olanlar, bilginler de Allah'ın Kitap'ından elde mahfuz kalanla hükmederlerdi. Tevrat'a şahiddiler. O halde insanlardan korkmayın, benden korkun, ayetlerimi hiçbir değerle değiştirmeyin; Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar kafirlerdir.
45وَكَتَبْنَا عَلَيْهِمْ فِيهَا أَنَّ النَّفْسَ بِالنَّفْسِ وَالْعَيْنَ بِالْعَيْنِ وَالْأَنفَ بِالْأَنفِ وَالْأُذُنَ بِالْأُذُنِ وَالسِّنَّ بِالسِّنِّ وَالْجُرُوحَ قِصَاصٌ ۚ فَمَن تَصَدَّقَ بِهِ فَهُوَ كَفَّارَةٌ لَّهُ ۚ وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ فَأُولَٰئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
Orada onlara cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe dişle ve yaralara karşılıklı ödeşme yazdık. Kim hakkından vazgeçerse bu, onun günahlarına keffaret olur. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar zalimlerdir.
46وَقَفَّيْنَا عَلَىٰ آثَارِهِم بِعِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ التَّوْرَاةِ ۖ وَآتَيْنَاهُ الْإِنجِيلَ فِيهِ هُدًى وَنُورٌ وَمُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ التَّوْرَاةِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةً لِّلْمُتَّقِينَ
Onların izi üzerine arkalarından Meryem oğlu İsa'yı, ondan önce gelmiş bulunan Tevrat'ı doğrulayarak gönderdik. Ona, yol gösterici, aydınlatıcı olan ve önünde bulunan Tevrat'ı doğrulayan İncil'i sakınanlara öğüt ve yol gösterici olarak verdik.
47وَلْيَحْكُمْ أَهْلُ الْإِنجِيلِ بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ فِيهِ ۚ وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ فَأُولَٰئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ
İncil sahibleri Allah'ın onda indirdikleri ile hükmetsinler. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar fasık olanlardır.
MâideKuran Fihrist
120Ayet
MedeniRevelation
45Ayet

Meal — Mâide 45

Sure Mâide Ayet 45 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Orada onlara cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak,…

Sure Ayet 45/120 — Mâide المائدة (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Mâide Dinle, Mâide Meal, Mâide mp3, Mâide pdf. Ayet 43–47. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler