En'âm · 107/165
Meal Okunuş — En'âm
وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَآ أَشۡرَكُواْۗ وَمَا جَعَلۡنَٰكَ عَلَيۡهِمۡ حَفِيظًاۖ وَمَآ أَنتَ عَلَيۡهِم بِوَكِيلٍ  ۝١٠٧
Wa law shaaa`al laahu maaa ashrakoo; wa maa ja`alnaaka `alaihim hafeezanw wa maaa anta `alaihim biwakeel
📖 Türkçe Anlam
Allah dileseydi puta tapmazlardı. Seni onlara koruyucu yapmadık, onların vekili de değilsin.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • حَفِيظًا (Hafîz): Koruyucu, gözetleyici, onların amellerini sayıp döken, her yaptıklarını kaydeden demektir.
  • وَكِيل (Vekîl): Bir kimse üzerine kayyum tayin edilen, onun işlerini düzenleyen, onu zorla yola getirmeye yetkili olan demektir.

Tefsir:

Bu mübarek ayet-i kerimede Yüce Allah, Peygamber Efendimiz'e (sallallahu aleyhi ve sellem) teselli vermekte ve onun görevinin sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Allah Teâlâ buyuruyor ki: "Eğer Allah dileseydi, onlar şirk koşmazlardı." Yani ey Resulüm! Bu müşriklerin küfür ve şirk içinde olmaları, senin tebliğindeki bir eksiklikten ya da gayretindeki bir kusurdan kaynaklanmıyor. Allah'ın ezelî ilmi, onların kendi iradeleriyle küfrü ve şirki seçeceklerini bilmiştir. Allah onları zorla iman etmeye mecbur bırakmamıştır; çünkü iman, zorla olmaz. İmanın değeri, gönül rızasıyla ve hür iradeyle kabul edilmesindedir. Allah, insana doğruyu yanlıştan ayırt edecek aklı, peygamberleri ve kitapları göndermiş, sonra da seçimi insana bırakmıştır. İşte bu yüzden onlar, kendi tercihleriyle şirki seçmişlerdir.

Sonra Allah Teâlâ, Peygamberimize hitaben şöyle buyurmaktadır: "Biz seni onlar üzerine bir hafîz (koruyucu-gözetleyici) kılmadık." Yani sen, onların her yaptığını kaydedip hesaba çekecek bir bekçi değilsin. Senin görevin onları zorla hidayete getirmek değildir. "Sen onlar üzerine bir vekîl de değilsin." Yani onların işlerini düzenlemek, onları zorla Müslüman yapmak, rızıklarını vermek veya onları cezalandırmak sana ait değildir. Senin vazifen sadece tebliğdir; Allah'ın emirlerini ulaştırmak, onları uyarmak ve güzel bir şekilde nasihat etmektir.

Bu ayet, bizlere çok önemli bir ders vermektedir: Bizler de davetçiler olarak insanları İslam'a çağırırken, sonuçları Allah'a bırakmalıyız. Bizim üzerimize düşen, güzel sözle, hikmetle ve güzel öğütle anlatmaktır. Hidayet verecek olan yalnızca Allah'tır. Bir insanın iman etmemesi bizi üzebilir ama asla yıldırmamalıdır. Çünkü biz, insanların kalplerini zorla çevirecek bir vekil değiliz; biz sadece birer elçiyiz, birer tebliğciyiz. Bu bilinçle hareket ettiğimizde, davetimizdeki samimiyetimizi korur, insanlara karşı şefkat ve merhametle yaklaşırız. Unutmayalım ki Allah, dilediğini hidayete erdirir ve O'nun hikmeti her şeyi kuşatmıştır. Bizim görevimiz, sevgiyle, sabırla ve güzel ahlakla anlatmaya devam etmektir.

🎧 Dinle

📜 Ayet 105-109 — En'âm

105وَكَذَٰلِكَ نُصَرِّفُ ٱلۡأٓيَٰتِ وَلِيَقُولُواْ دَرَسۡتَ وَلِنُبَيِّنَهُۥ لِقَوۡمٍ يَعۡلَمُونَ 
Sana, "Sen okumuşsun" derler; oysa Biz, öğrenecek kimselere ayetleri böylece türlü türlü açıklamaktayız.
106ٱتَّبِعۡ مَآ أُوحِيَ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ وَأَعۡرِضۡ عَنِ ٱلۡمُشۡرِكِينَ 
Rabbin'den sana vahyolunana uy, O'ndan başka tanrı yoktur, puta tapanlardan yüz çevir.
107وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَآ أَشۡرَكُواْۗ وَمَا جَعَلۡنَٰكَ عَلَيۡهِمۡ حَفِيظًاۖ وَمَآ أَنتَ عَلَيۡهِم بِوَكِيلٍ 
Allah dileseydi puta tapmazlardı. Seni onlara koruyucu yapmadık, onların vekili de değilsin.
108وَلَا تَسُبُّواْ ٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ فَيَسُبُّواْ ٱللَّهَ عَدۡوَۢا بِغَيۡرِ عِلۡمٍۗ كَذَٰلِكَ زَيَّنَّا لِكُلِّ أُمَّةٍ عَمَلَهُمۡ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّهِم مَّرۡجِعُهُمۡ فَيُنَبِّئُهُم بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ 
Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da cahillikle ileri giderek Allah'a sövmesinler. Böylece her ümmete işini güzel gösterdik, sonra dönüşleri Rab'lerinedir. O, işlediklerini haber verir.
109وَأَقۡسَمُواْ بِٱللَّهِ جَهۡدَ أَيۡمَٰنِهِمۡ لَئِن جَآءَتۡهُمۡ ءَايَةٌ لَّيُؤۡمِنُنَّ بِهَاۚ قُلۡ إِنَّمَا ٱلۡأٓيَٰتُ عِندَ ٱللَّهِۖ وَمَا يُشۡعِرُكُمۡ أَنَّهَآ إِذَا جَآءَتۡ لَا يُؤۡمِنُونَ 
Kendilerine bir mucize gösterilirse, mutlaka ona inanacaklarına dair bütün güçleriyle Allah'a yemin ederler. De ki: "Mucizeler, ancak Allah katındadır"; onların, mucize geldiği zaman da inanmayacaklarını anlamıyor musunuz?
En'âmKuran Fihrist
165Ayet
MekkiRevelation
107Ayet

Meal — En'âm 107

Sure Ayet 107/165 — En'âm الأنعام (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: En'âm Dinle, En'âm Meal, En'âm mp3, En'âm pdf. Ayet 105–109. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler