A'râf · 50/206
Meal Okunuş — A'râf
وَنَادَىٰٓ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ أَنۡ أَفِيضُواْ عَلَيۡنَا مِنَ ٱلۡمَآءِ أَوۡ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُۚ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ حَرَّمَهُمَا عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ  ۝٥٠
Wa naadaaa Ashaabun Naari Ashaabal jannati an afeedoo `alainaa minal maaa`i aw mimma razaqakumul laah; qaaloo innal laaha harrama humaa `alal kaafireen
📖 Türkçe Anlam
Cehennemlikler cennetliklere, "Bize biraz su veya Allah'ın size verdiği rızıktan gönderin" diye seslenirler, onlar da, "Doğrusu Allah dinlerini alay ve eğlenceye alan, dünya hayatına aldanan inkarcılara ikisini de haram etmiştir" derler. Bugünle karşılaşacaklarını unuttukları, ayetlerimizi bile bile inkar ettikleri gibi biz de onları unutuyoruz.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Nâdâ: Seslendiler, çağırdılar.
  • Efîdû: Akıtın, dökün, bolca verin.
  • Rezakakümullah: Allah'ın size rızık olarak verdiği şeyler (yiyecek-içecek).
  • Harrâmehümâ: Onları (suyu ve rızkı) haram kıldı, yasakladı.

Tefsir:

Kıyamet gününde cehennemlikler ile cennetlikler arasında bir diyalog yaşanır. Bu diyalog, insanın dünyadaki tercihlerinin ahiretteki sonuçlarını gözler önüne serer. Cehennem halkı, içinde bulundukları azabın ve susuzluğun şiddetiyle perişan bir haldedir. Artık dayanılmaz bir acı içindedirler. Çaresizlik içinde gözlerini cennet ehline çevirirler ve onlara şöyle seslenirler: "Ey cennet ehli! Bize biraz su akıtın veya Allah'ın size verdiği rızıktan (yiyeceklerden) bir parça verin!"

Bu çağrı, onların ne kadar büyük bir pişmanlık ve ihtiyaç içinde olduklarını gösterir. Dünyada iken Allah'ın nimetlerini inkâr edenler, şimdi o nimetlerin bir kırıntısına muhtaç hale gelmişlerdir. Ancak cennet ehlinin cevabı, onlar için bir umut kırıklığıdır: "Allah, suyu ve rızkı kâfirlere haram kılmıştır."

Bu cevap, Allah'ın adaletinin bir tecellisidir. Dünyada iken Allah'ın verdiği nimetlere şükretmeyen, O'nun emirlerini hiçe sayan ve peygamberlerini yalanlayan kimseler için ahirette bu nimetler ebediyen yasaklanmıştır. Bu, onların dünyadaki inkârlarının ve nankörlüklerinin doğal bir sonucudur. Cennet ehli, Allah'ın emri olmadıkça bu nimetleri onlara veremezler; çünkü bu, Allah'ın koyduğu sınırdır.

Bu ayet, müminler için büyük bir ibret ve uyarıdır. İnsan, dünyada iken Allah'ın verdiği sayısız nimetin kıymetini bilmeli, şükretmeli ve O'na itaat etmelidir. Aksi takdirde, ahirette bu nimetlerden mahrum kalmanın acısı, cehennem azabından daha da ağır olacaktır. Bu diyalog, aynı zamanda müminlere bir müjdedir: Sabreden, şükreden ve iman eden kullar, Allah'ın cennetinde ebedi nimetlere kavuşacaklardır. O halde ey mümin! Bugün Allah'ın verdiği nimetlere şükret, O'na itaat et ve cennet ehlinden olmayı um. Unutma ki, dünyadaki bir anlık sabır ve iman, ahirette sonsuz bir mutluluğa vesiledir. Allah'ın rahmetinden ümit kesilmez; tövbe kapısı açıktır. Bugün O'na yönelen, yarın cennet nimetleriyle karşılanacaktır.

🎧 Dinle

📜 Ayet 48-52 — A'râf

48وَنَادَىٰٓ أَصۡحَٰبُ ٱلۡأَعۡرَافِ رِجَالًا يَعۡرِفُونَهُم بِسِيمَىٰهُمۡ قَالُواْ مَآ أَغۡنَىٰ عَنكُمۡ جَمۡعُكُمۡ وَمَا كُنتُمۡ تَسۡتَكۡبِرُونَ 
Burçlarda olanlar, simalarından tanıdıkları adamlara; Topluluğunuz, topladığınız mal ve büyüklük taslamalarınız size fayda vermedi. Allah'ın rahmetine erdirmeyeceğine yemin ettikleriniz bunlar mıydı? Oysa Allah onlara şöyle der: "Cennete girin, size korku yoktur, sizler mahzun da olmayacaksınız."
49أَهَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَقۡسَمۡتُمۡ لَا يَنَالُهُمُ ٱللَّهُ بِرَحۡمَةٍۚ ٱدۡخُلُواْ ٱلۡجَنَّةَ لَا خَوۡفٌ عَلَيۡكُمۡ وَلَآ أَنتُمۡ تَحۡزَنُونَ 
Burçlarda olanlar, simalarından tanıdıkları adamlara; Topluluğunuz, topladığınız mal ve büyüklük taslamalarınız size fayda vermedi. Allah'ın rahmetine erdirmeyeceğine yemin ettikleriniz bunlar mıydı? Oysa Allah onlara şöyle der: "Cennete girin, size korku yoktur, sizler mahzun da olmayacaksınız."
50وَنَادَىٰٓ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ أَنۡ أَفِيضُواْ عَلَيۡنَا مِنَ ٱلۡمَآءِ أَوۡ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُۚ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ حَرَّمَهُمَا عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ 
Cehennemlikler cennetliklere, "Bize biraz su veya Allah'ın size verdiği rızıktan gönderin" diye seslenirler, onlar da, "Doğrusu Allah dinlerini alay ve eğlenceye alan, dünya hayatına aldanan inkarcılara ikisini de haram etmiştir" derler. Bugünle karşılaşacaklarını unuttukları, ayetlerimizi bile bile inkar ettikleri gibi biz de onları unutuyoruz.
51ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ دِينَهُمۡ لَهۡوًا وَلَعِبًا وَغَرَّتۡهُمُ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَاۚ فَٱلۡيَوۡمَ نَنسَىٰهُمۡ كَمَا نَسُواْ لِقَآءَ يَوۡمِهِمۡ هَٰذَا وَمَا كَانُواْ بِـَٔايَٰتِنَا يَجۡحَدُونَ 
Cehennemlikler cennetliklere, "Bize biraz su veya Allah'ın size verdiği rızıktan gönderin" diye seslenirler, onlar da, "Doğrusu Allah dinlerini alay ve eğlenceye alan, dünya hayatına aldanan inkarcılara ikisini de haram etmiştir" derler. Bugünle karşılaşacaklarını unuttukları, ayetlerimizi bile bile inkar ettikleri gibi biz de onları unutuyoruz.
52وَلَقَدۡ جِئۡنَٰهُم بِكِتَٰبٍ فَصَّلۡنَٰهُ عَلَىٰ عِلۡمٍ هُدًى وَرَحۡمَةً لِّقَوۡمٍ يُؤۡمِنُونَ 
And olsun ki Biz onlara bir Kitap getirdik, inanan bir millet için yol gösterici ve rahmet olarak onu bilgiyle uzun uzun açıkladık.
A'râfKuran Fihrist
206Ayet
MekkiRevelation
50Ayet

Meal — A'râf 50

Sure Ayet 50/206 — A'râf الأعراف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: A'râf Dinle, A'râf Meal, A'râf mp3, A'râf pdf. Ayet 48–52. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler