Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Râvedethu: Onu (kendine) çağırdı, arzuladı, elde etmek istedi.
- Ğallekati'l-ebvâb: Kapıları sımsıkı kapattı, kilitledi.
- Heyte leke: Haydi, gel, bana yaklaş, senin için hazırım.
- Meâzallah: Allah'a sığınırım, Allah korusun.
- Mesvâ: Barınak, kalacak yer, makam.
Tefsir:
Bu âyet, iffet ve takvânın en yüce örneğini, sabır ve teslimiyetin en güzel timsâlini gözler önüne serer. Mısır Azizi'nin hanımı, güzelliği ve olgunluğu dillere destan olan Hz. Yûsuf'a karşı derin bir sevgi ve tutku besliyordu. Bu duygusunu gizliyor, fakat içinde giderek büyüyen bu ateşe daha fazla dayanamayınca, onu elde etmek için planlar yapmaya başladı. Nihayet bir gün, Yûsuf'un kendisiyle aynı evde yaşadığı o kadın, onu yumuşak sözlerle ve hileyle kendisine çağırdı. Bütün kapıları tek tek kapatıp kilitledi ve kimsenin onları göremeyeceği, duyamayacağı bir ortam oluşturdu. Sonra da açıkça: "Haydi, gel bana!" diyerek onu günaha davet etti.
İşte tam bu noktada, Hz. Yûsuf'un (a.s.) ortaya koyduğu duruş, kıyâmete kadar bütün insanlığa örnek olacak bir iffet ve sadâkat abidesidir. O, nefsinin çağrısına, şeytanın fısıltısına ve bu dünyevî cazibenin büyüsüne kapılmadı. Önce Allah'a sığındı: "Meâzallah!" dedi. Yani "Allah'a sığınırım, bu çirkin işten O'na ilticâ ederim." Bu söz, onun kalbindeki derin Allah korkusunu ve takvâsını gösterir.
Ardından, kendisini bu duruma düşürmek isteyen kadına, davranışının ne kadar çirkin ve nankörce olduğunu hatırlattı: "Şüphesiz o (kocan), bana güzel davrandı, bana güzel bir yer verdi." Yani "Senin kocan, beni himayesine aldı, bana iyilik etti, burada bana değer verdi. Ben onun bu iyiliğine karşılık nasıl olur da onun namusuna ihanet ederim? Bu, büyük bir nankörlük ve alçaklık olur." Bu sözler, Hz. Yûsuf'un ne kadar vefâkâr ve dürüst bir karaktere sahip olduğunu ortaya koyar. O, sadece Allah'tan korkmakla kalmadı, aynı zamanda kendisine iyilik eden insana karşı da vefâsını korudu.
Hz. Yûsuf, bu davranışının bir zulüm olduğunu ve zulmün asla sonunun hayır olmadığını da şu sözlerle dile getirdi: "Şüphesiz ki zalimler asla kurtuluşa eremezler." Yani "Ben bu işi yaparsam, hem kendime hem de bana iyilik eden bu adama zulmetmiş olurum. Allah'ın rızasını kaybederim. Zalimler ise dünyada da ahirette de asla iflah olmazlar, kurtuluşa eremezler."
Bu olay, bizlere şu dersleri verir: İnsan, ne kadar zor durumda kalırsa kalsın, günaha girmemek için Allah'a sığınmalıdır. İffet ve namus, insanın en değerli hazinesidir. Başkalarının haklarına ve emanetlerine ihanet etmek, en büyük zulümlerdendir. Allah'tan korkan ve O'na güvenen bir kul, en çetin imtihanlarda dahi doğru yoldan sapmaz. Hz. Yûsuf'un bu kıssası, her Müslüman için bir rehberdir; bize gösteriyor ki, nefsin ve şeytanın çağrısı ne kadar güçlü olursa olsun, Allah'ın yardımı ve takvâsı ile bu çağrılara karşı koymak mümkündür. Bu zafer, dünyada izzet, ahirette ise cennetle mükâfatlandırılır.
📜 Ayet 21-25 — Yûsuf Suresi
Meal — Yûsuf 23
Yûsuf Suresi Ayet 23 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Evinde bulunduğu kadın onu kendine çağırdı, kapıları sıkı sıkı kapadı…Sûre Ayet 23/111 — Yûsuf Suresi يوسف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Yûsuf Suresi Dinle, Yûsuf Suresi Meal, Yûsuf Suresi mp3, Yûsuf Suresi pdf. Ayet 21–25. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










