Ra'd · 13/43
Meal Okunuş — Ra'd
وَيُسَبِّحُ ٱلرَّعۡدُ بِحَمۡدِهِۦ وَٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ مِنۡ خِيفَتِهِۦ وَيُرۡسِلُ ٱلصَّوَٰعِقَ فَيُصِيبُ بِهَا مَن يَشَآءُ وَهُمۡ يُجَٰدِلُونَ فِي ٱللَّهِ وَهُوَ شَدِيدُ ٱلۡمِحَالِ  ۝١٣
Wa yusabbihur ra`du bihamdihee walmalaaa`ikatu min kheefatihee wa yursilus sawaa`iqa fa yuseebu bihaa mai yashaaa`u wa hum yujaadiloona fil laahi wa Huwa shadeedul mihaal
📖 Türkçe Anlam
O'nu, gök gürlemesi hamd ile, melekler de korkularından tesbih ederler. Onlar pek kuvvetli olan Allah hakkında çekişirken, O, yıldırımları gönderir de onlarla dilediğini çarpar.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Ra'd (الرعد): Gök gürültüsü.
  • Tesbih (يُسَبِّحُ): Allah'ı her türlü eksiklikten tenzih etmek, O'nu övgüyle anmak.
  • Hamd (بِحَمْدِهِ): Allah'a övgüde bulunmak, O'na şükretmek.
  • Hîfet (خِيفَتِهِ): Korku, saygı ve haşyet duygusu.
  • Savaik (الصَّوَاعِقَ): Yıldırımlar; helak edici, yakıcı azap.
  • Mihal (الْمِحَال): Şiddetli ceza, güçlü yakalayış, intikam ve kahredici kudret.

Tefsir:

Bu mübarek ayet, kâinatın her zerresinin Yüce Allah'ı tesbih ettiğini, O'nun kudreti karşısında boyun eğdiğini ve her şeyin O'nun emrine itaat ettiğini bizlere haber veriyor. Gök gürültüsü, korkunç sesiyle adeta Rabbi'ni tesbih eder, O'nu övgüyle anar. Bu, Allah'ın azametini gösteren sessiz bir şahittir. Melekler ise Allah'ın heybetinden, O'na duydukları derin saygı ve korkudan dolayı sürekli tesbih ederler. Onlar, Allah'ın emrine tam itaatle bağlıdırlar ve O'nun yüceliği karşısında titrerler.

Allah Teâlâ, dilediği kullarına yıldırımlar gönderir ve onları helak eder. Bu, O'nun kudretinin ve iradesinin bir tecellisidir. O, dilediğini yapar, dilediğini helak eder, kimse O'na engel olamaz. İşte bu kadar açık ayetler ve kudret delilleri ortada iken, kâfirler hâlâ Allah'ın birliği, O'nun ölüleri diriltme kudreti ve ahiret konusunda tartışıp dururlar. Onlar, bu büyük gerçekleri inkâr ederek boşuna mücadele ederler.

Oysa Allah, "şiddetli mihal" sahibidir; yani O'nun cezası çok şiddetli, yakalaması çok güçlü ve intikamı pek çetindir. O, dilediğini anında yakalar, hiçbir güç O'na karşı koyamaz. Bu ayet, bizlere Allah'ın azametini, kudretini ve O'na karşı gelmenin ne kadar tehlikeli olduğunu hatırlatır.

Sevgili kardeşlerim, bu ayet bize şunu öğretiyor: Gök gürültüsünü duyduğumuzda, bu bir tesadüf değil, Allah'ın kudretinin bir tezahürüdür. O an Allah'ı tesbih etmeli, O'nun azametini düşünmeli ve O'na sığınmalıyız. Sahabe efendilerimizden Abdullah bin Zübeyr (r.a.), gök gürültüsünü duyduğunda konuşmayı bırakır ve şöyle derdi: *"Gök gürültüsünün hamd ile tesbih ettiği ve meleklerin O'nun korkusundan tesbih ettikleri Allah'ı tenzih ederim."* Bu, bizim için güzel bir örnektir.

Unutmayalım ki, bu kâinatın her zerresi Allah'ı anmaktadır. Bizler de bu tesbih kervanına katılmalı, dilimizle, kalbimizle ve halimizle Allah'ı zikretmeliyiz. Allah'ın kudreti karşısında aciz olduğumuzu bilmeli, O'na isyan etmekten sakınmalı ve O'nun rahmetine sığınmalıyız. Çünkü O, hem çok merhametlidir hem de cezası çok şiddetlidir. Rabbimiz, bizleri O'nu hakkıyla tesbih eden, O'na hakkıyla kulluk eden kullarından eylesin. Amin.

🎧 Dinle

📜 Ayet 11-15 — Ra'd

11لَهُۥ مُعَقِّبَٰتٌ مِّنۢ بَيۡنِ يَدَيۡهِ وَمِنۡ خَلۡفِهِۦ يَحۡفَظُونَهُۥ مِنۡ أَمۡرِ ٱللَّهِۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوۡمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنفُسِهِمۡۗ وَإِذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِقَوۡمٍ سُوٓءًا فَلَا مَرَدَّ لَهُۥۚ وَمَا لَهُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَالٍ 
Ardında ve önünde insanoğlunu takip edenler vardır; Allah'ın emriyle onu gözetirler. Bir millet kendini bozmadıkça Allah onların durumunu değiştirmez. Allah bir milletin fenalığını dileyince artık onun önüne geçilmez. Onlar için Allah'tan başka hamide bulunmaz.
12هُوَ ٱلَّذِي يُرِيكُمُ ٱلۡبَرۡقَ خَوۡفًا وَطَمَعًا وَيُنشِئُ ٱلسَّحَابَ ٱلثِّقَالَ 
Korku ve ümide düşürmek için size şimşeği gösteren, yağmurla yüklü bulutları meydana getiren O'dur.
13وَيُسَبِّحُ ٱلرَّعۡدُ بِحَمۡدِهِۦ وَٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ مِنۡ خِيفَتِهِۦ وَيُرۡسِلُ ٱلصَّوَٰعِقَ فَيُصِيبُ بِهَا مَن يَشَآءُ وَهُمۡ يُجَٰدِلُونَ فِي ٱللَّهِ وَهُوَ شَدِيدُ ٱلۡمِحَالِ 
O'nu, gök gürlemesi hamd ile, melekler de korkularından tesbih ederler. Onlar pek kuvvetli olan Allah hakkında çekişirken, O, yıldırımları gönderir de onlarla dilediğini çarpar.
14لَهُۥ دَعۡوَةُ ٱلۡحَقِّۚ وَٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَسۡتَجِيبُونَ لَهُم بِشَيۡءٍ إِلَّا كَبَٰسِطِ كَفَّيۡهِ إِلَى ٱلۡمَآءِ لِيَبۡلُغَ فَاهُ وَمَا هُوَ بِبَٰلِغِهِۦۚ وَمَا دُعَآءُ ٱلۡكَٰفِرِينَ إِلَّا فِي ضَلَٰلٍ 
Gerçek dua ve ibadet ancak O'nadır. O'ndan başka çağırdıkları putlar kendilerine hiçbir cevap vermezler. Durumları, suyun ağzına gelmesi için avuçlarını ona açmış bekleyen adamın durumu gibidir. Hiçbir zaman suya kavuşamaz. İşte kafirlerin yalvarışıda böyle, boşunadır.
15وَلِلَّهِۤ يَسۡجُدُۤ مَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ طَوۡعًا وَكَرۡهًا وَظِلَٰلُهُم بِٱلۡغُدُوِّ وَٱلۡأٓصَالِ۩ 
Yerde ve göklerdeki kimseler de, gölgeleri de, sabah akşam, ister istemez Allah'a secde ederler.
Ra'dKuran Fihrist
43Ayet
MedeniRevelation
13Ayet

Meal — Ra'd 13

Sure Ayet 13/43 — Ra'd الرعد (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Ra'd Dinle, Ra'd Meal, Ra'd mp3, Ra'd pdf. Ayet 11–15. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler