İbrâhim · 13/52
Meal Okunuş — İbrâhim
وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِرُسُلِهِمْ لَنُخْرِجَنَّكُم مِّنْ أَرْضِنَا أَوْ لَتَعُودُنَّ فِي مِلَّتِنَا ۖ فَأَوْحَىٰ إِلَيْهِمْ رَبُّهُمْ لَنُهْلِكَنَّ الظَّالِمِينَ ۝١٣
Wa qaalal lazeena kafaroo li Rusulihim lanukhrijanna kum min aardinaaa aw lata`oo dunna fee millatinaa fa awhaaa ilaihim Rabbuhum lanuhlikannaz zalimeen
📖 Türkçe Anlam
İnkar edenler, peygamberlerine: "Ya bizim dinimize dönersiniz ya da sizi memleketimizden çıkarırız" dediler. Rableri peygamberlere: "Biz, haksızlık edenleri yok edeceğiz, onlardan sonra yeryüzüne sizi yerleştireceğiz. Bu, makamımdan ve tehdidimden korkanlar içindir." diye vahyetti.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • لَنُخْرِجَنَّكُمْ: Sizi mutlaka çıkaracağız (yurdunuzdan süreceğiz).
  • أَوْ لَتَعُودُنَّ فِي مِلَّتِنَا: Ya da mutlaka bizim dinimize döneceksiniz (bizim inancımıza gireceksiniz).
  • فَأَوْحَى إِلَيْهِمْ رَبُّهُمْ: Bunun üzerine Rableri onlara (elçilere) vahyetti.
  • لَنُهْلِكَنَّ الظَّالِمِينَ: Zalimleri mutlaka helâk edeceğiz (yok edeceğiz).

Tefsir:

Bu âyet, hak ile bâtılın mücadelesinde her dönemde yaşanan bir gerçeği gözler önüne seriyor. Peygamberler, kavimlerine Allah'ın birliğini ve hakikati tebliğ ettiklerinde, kâfirler önce tartışmayı denediler; fakat ellerinde hiçbir delil olmadığını görünce çareyi tehditte ve zorbalıkta buldular. Onlar, elçilere dediler ki: "Ya sizi bu topraklardan sürüp çıkaracağız, ya da bizim dinimize dönmek zorundasınız!" Bu, iman edenlere yönelik psikolojik bir baskı ve gözdağıydı. Amaçları, hakikatin sesini susturmak ve insanları doğru yoldan alıkoymaktı.

Ancak bu tehdit, müminleri korkutmadı; tam tersine Allah'ın elçilerine verdiği güvenceyle daha da güçlendiler. Yüce Allah, peygamberlerine şöyle vahyetti: "Zalimleri mutlaka helâk edeceğiz." Bu, hem bir teselli hem de kesin bir vaattir. Allah, zulmedenleri, haddi aşanları ve peygamberlerine karşı büyüklük taslayanları asla cezasız bırakmayacağını bildiriyor. Tarih boyunca bu vaadin gerçekleştiğini görüyoruz: Nuh kavmi tufanda boğuldu, Âd kavmi korkunç bir rüzgârla yok edildi, Semud kavmi o sayhayla helâk oldu. Allah'ın sünneti (kanunu) değişmez.

Bu âyetten alacağımız dersler çok büyüktür: Birincisi, hakikat yolunda yürüyenler, ne kadar baskı görürlerse görsünler, Allah'ın yardımına her zaman güvenebilirler. İkincisi, zulüm ve tehdit, hakikati susturamaz; aksine onu daha da güçlendirir. Üçüncüsü, zalimlerin sonu her zaman hüsrandır; onlar dünyada da ahirette de kaybedenlerdir. Müminler, bu ilahî vaadi düşünerek cesaret bulmalı, asla yılmamalı ve Allah'ın dinini tebliğ etmekten geri durmamalıdır. Çünkü Allah, kendi yolunda mücadele edenleri asla yalnız bırakmaz; onları zafere ulaştırır ve zalimleri de adaletiyle mutlaka yakalar.

🎧 Dinle

📜 Ayet 11-15 — İbrâhim

11قَالَتْ لَهُمْ رُسُلُهُمْ إِن نَّحْنُ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ وَلَٰكِنَّ اللَّهَ يَمُنُّ عَلَىٰ مَن يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ ۖ وَمَا كَانَ لَنَا أَن نَّأْتِيَكُم بِسُلْطَانٍ إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ ۚ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ
Peygamberleri onlara şöyle dedi: "Biz ancak sizin gibi birer insanız ama, Allah, kullarından dilediğine iyilikte bulunur. Allah'ın izni olmadıkça biz size delil getiremeyiz. İnananlar sadece Allah'a güvensin."
12وَمَا لَنَا أَلَّا نَتَوَكَّلَ عَلَى اللَّهِ وَقَدْ هَدَانَا سُبُلَنَا ۚ وَلَنَصْبِرَنَّ عَلَىٰ مَا آذَيْتُمُونَا ۚ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُتَوَكِّلُونَ
"Bize yollarımızı gösteren Allah'a niçin güvenmeyelim? Bize ettiğiniz eziyete elbette katlanacağız. Güvenenler ancak Allah'a güvensinler."
13وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِرُسُلِهِمْ لَنُخْرِجَنَّكُم مِّنْ أَرْضِنَا أَوْ لَتَعُودُنَّ فِي مِلَّتِنَا ۖ فَأَوْحَىٰ إِلَيْهِمْ رَبُّهُمْ لَنُهْلِكَنَّ الظَّالِمِينَ
İnkar edenler, peygamberlerine: "Ya bizim dinimize dönersiniz ya da sizi memleketimizden çıkarırız" dediler. Rableri peygamberlere: "Biz, haksızlık edenleri yok edeceğiz, onlardan sonra yeryüzüne sizi yerleştireceğiz. Bu, makamımdan ve tehdidimden korkanlar içindir." diye vahyetti.
14وَلَنُسْكِنَنَّكُمُ الْأَرْضَ مِن بَعْدِهِمْ ۚ ذَٰلِكَ لِمَنْ خَافَ مَقَامِي وَخَافَ وَعِيدِ
İnkar edenler, peygamberlerine: "Ya bizim dinimize dönersiniz ya da sizi memleketimizden çıkarırız" dediler. Rableri peygamberlere: "Biz, haksızlık edenleri yok edeceğiz, onlardan sonra yeryüzüne sizi yerleştireceğiz. Bu, makamımdan ve tehdidimden korkanlar içindir." diye vahyetti.
15وَاسْتَفْتَحُوا وَخَابَ كُلُّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ
Peygamberler yardım istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı.
İbrâhimKuran Fihrist
52Ayet
MekkiRevelation
13Ayet

Meal — İbrâhim 13

Sure İbrâhim Ayet 13 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : İnkar edenler, peygamberlerine: "Ya bizim dinimize dönersiniz ya da sizi…

Sure Ayet 13/52 — İbrâhim إبراهيم (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: İbrâhim Dinle, İbrâhim Meal, İbrâhim mp3, İbrâhim pdf. Ayet 11–15. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler