İbrâhim · 21/52
Meal Okunuş — İbrâhim
وَبَرَزُوا لِلَّهِ جَمِيعًا فَقَالَ الضُّعَفَاءُ لِلَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا إِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًا فَهَلْ أَنتُم مُّغْنُونَ عَنَّا مِنْ عَذَابِ اللَّهِ مِن شَيْءٍ ۚ قَالُوا لَوْ هَدَانَا اللَّهُ لَهَدَيْنَاكُمْ ۖ سَوَاءٌ عَلَيْنَا أَجَزِعْنَا أَمْ صَبَرْنَا مَا لَنَا مِن مَّحِيصٍ ۝٢١
Wa barazoo lillaahi jamee`an faqaalad du`afaaa`u lillazeenas takbarooo innaa kunnaa lakum taba`an fahal antum mughnoona `annaa min `azaabil laahi min shai`; qaaloo law hadaanal laahu lahadai naakum sawaaa`un `alainaaa ajazi`naa am sabarnaa maa lanaa mim mahees
📖 Türkçe Anlam
İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkarlar; güçsüzler, büyüklük taslayanlara: "Doğrusu biz size uymuştuk, Allah'ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?" derler. Cevap olarak: "Allah bizi doğru yola eriştirseydi biz de sizi eriştirirdik. Artık sızlansak da sabretsek de birdir, çünkü kaçacak yerimiz yoktur" derler.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Berazû (بَرَزُوا): Ortaya çıktılar, kabirlerinden çıkıp göründüler.
  • Duafâ (الضُّعَفَاء): Zayıflar, güçsüzler; burada kendilerine uyan halk tabakası ve aşağı konumdaki takipçiler kastedilir.
  • İstekberû (اسْتَكْبَرُوا): Büyüklük tasladılar, kibirlenip imandan yüz çevirdiler; yani önderler ve ileri gelenler.
  • Tebe'an (تَبَعًا): Size uyan kimseler, sizin izinizden gidenler.
  • Tuğnûn (تُغْنُونَ): Fayda verirsiniz, bir şeyi defedersiniz, korursunuz.
  • Cezi'nâ (جَزِعْنَا): Korktuk, sabırsızlık gösterdik, dayanamadık.
  • Mahîs (مَحِيص): Kaçış yeri, sığınak, kurtuluş noktası.

Tefsir:

Kıyamet günü geldiğinde bütün insanlar kabirlerinden çıkarak tek tek Allah'ın huzurunda toplanırlar. O gün hiçbir perde, hiçbir engel yoktur; herkes apaçık ortadadır ve hesap vermek üzere ilahi adaletin önünde durmaktadır. İşte o dehşetli günde, dünyada kendilerine uyan zayıf ve güçsüz insanlar, kendilerini saptıran büyüklük taslamış önderlerine dönerek şöyle derler: "Biz dünyada sizin peşinizden gittik, sizin emirlerinize uyduk, sizin sözlerinizle hareket ettik. Siz bize doğru yolu göstereceğinize bizi sapıklığa sürüklediniz. Şimdi söyleyin bakalım, Allah'ın azabından bizi koruyabilecek misiniz? Bize vaat ettiğiniz gibi bizi kurtarabilecek misiniz?"

Bu soru karşısında o kibirli önderler, çaresizlik içinde şu cevabı verirler: "Keşke Allah bize hidayet verseydi de biz de size hidayet verseydik. Ama biz de sapıttık, sizi de sapıttık. Şimdi ne yapabiliriz ki? Bizim de elimizden bir şey gelmez." Ardından şu acı itirafı yaparlar: "Artık bizim için her şey eşittir; ister sabredelim ister sabırsızlık gösterip feryat edelim, fark etmez. Çünkü bu azaptan kaçacak hiçbir yerimiz, sığınacak hiçbir sığınağımız yoktur."

Bu ayet, kıyamet gününde hiçbir liderin, hiçbir önderin kendisine uyanları kurtaramayacağını; herkesin kendi ameliyle baş başa kalacağını haber verir. Dünyada birbirine güvenenler, o gün birbirlerinden tamamen kopacak ve pişmanlık içinde kıvranacaklardır. Bu yüzden akıllı insan, dünyada kimin sözünü dinlediğine çok dikkat etmelidir. Çünkü kıyamet gününde mazeret yoktur; herkes kendi tercihinin sonucunu görecektir.

Bu tablo karşısında ey iman eden kardeşim! Bugün hangi önderlerin, hangi akımların, hangi ideolojilerin peşinden gittiğine bir bak. Seni Allah'a yaklaştıran mı, yoksa Allah'tan uzaklaştıran mı? Kıyamet gününde seni savunacak olan yalnızca imanın ve salih amellerindir. Önderlerin seni kurtaramayacak; ama Allah'a olan bağlılığın, Kur'an'a olan sarılışın seni kurtaracaktır. Öyleyse bugün, o büyük gün gelmeden önce, kendine gerçek bir dost ve gerçek bir rehber seç: O, Allah'ın kitabı ve Resulü'nün sünnetidir. İşte o zaman kıyamet gününde pişman olanlardan değil, kurtuluşa erenlerden olursun.

🎧 Dinle

📜 Ayet 19-23 — İbrâhim

19أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بِالْحَقِّ ۚ إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍ جَدِيدٍ
Gökleri ve yeri gerçekten Allah'ın yarattığını bilmiyor musun? Dilerse sizi yok edip yeni bir topluluk var eder.
20وَمَا ذَٰلِكَ عَلَى اللَّهِ بِعَزِيزٍ
Bu, Allah için güç değildir.
21وَبَرَزُوا لِلَّهِ جَمِيعًا فَقَالَ الضُّعَفَاءُ لِلَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا إِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًا فَهَلْ أَنتُم مُّغْنُونَ عَنَّا مِنْ عَذَابِ اللَّهِ مِن شَيْءٍ ۚ قَالُوا لَوْ هَدَانَا اللَّهُ لَهَدَيْنَاكُمْ ۖ سَوَاءٌ عَلَيْنَا أَجَزِعْنَا أَمْ صَبَرْنَا مَا لَنَا مِن مَّحِيصٍ
İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkarlar; güçsüzler, büyüklük taslayanlara: "Doğrusu biz size uymuştuk, Allah'ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?" derler. Cevap olarak: "Allah bizi doğru yola eriştirseydi biz de sizi eriştirirdik. Artık sızlansak da sabretsek de birdir, çünkü kaçacak yerimiz yoktur" derler.
22وَقَالَ الشَّيْطَانُ لَمَّا قُضِيَ الْأَمْرُ إِنَّ اللَّهَ وَعَدَكُمْ وَعْدَ الْحَقِّ وَوَعَدتُّكُمْ فَأَخْلَفْتُكُمْ ۖ وَمَا كَانَ لِيَ عَلَيْكُم مِّن سُلْطَانٍ إِلَّا أَن دَعَوْتُكُمْ فَاسْتَجَبْتُمْ لِي ۖ فَلَا تَلُومُونِي وَلُومُوا أَنفُسَكُم ۖ مَّا أَنَا بِمُصْرِخِكُمْ وَمَا أَنتُم بِمُصْرِخِيَّ ۖ إِنِّي كَفَرْتُ بِمَا أَشْرَكْتُمُونِ مِن قَبْلُ ۗ إِنَّ الظَّالِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
İş olup bitince, şeytan: "Doğrusu Allah size gerçeği söz vermişti. Ben de size söz verdim ama, sonra caydım; esasen sizi zorlayacak bir nüfuzum yoktu; sadece çağırdım, siz de geldiniz. O halde, beni değil kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Beni Allah'a ortak koşmanızı daha önce kabul etmemiştim; doğrusu zalimlere can yakan bir azap vardır" der.
23وَأُدْخِلَ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ ۖ تَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلَامٌ
İnanan ve yararlı işleri yapanlar, içlerinden ırmaklar akan cennetlere konulurlar, Rablerinin izniyle orada temelli kalırlar. Oradaki dirlik temennileri: "Selam!"dır.
İbrâhimKuran Fihrist
52Ayet
MekkiRevelation
21Ayet

Meal — İbrâhim 21

Sure İbrâhim Ayet 21 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkarlar; güçsüzler, büyüklük taslayanlara: "Doğrusu biz…

Sure Ayet 21/52 — İbrâhim إبراهيم (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: İbrâhim Dinle, İbrâhim Meal, İbrâhim mp3, İbrâhim pdf. Ayet 19–23. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler