Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Yekâdü: Neredeyse, yaklaşır.
- Yahtafu: Kapıp kaçırmak, hızla çekip almak.
- Ebsârahum: Gözleri, bakışları.
- Eđâe: Aydınlattı, ışık verdi.
- Meşev: Yürüdüler, ilerlediler.
- Azlime: Karanlık oldu, karardı.
- Kâmû: Durup kaldılar, oldukları yerde çakılıp kaldılar.
- Sem'ihim: İşitme duyuları, kulakları.
Tefsir:
Bu âyet-i kerîmede Allah Teâlâ, münafıkların hâlini, gök gürültülü ve şimşekli bir yağmur fırtınasına tutulmuş yolcuların durumuna benzetmektedir. Bu benzetme ne kadar derin ve ibret vericidir! Şimşeğin çakması neredeyse gözlerini alacak kadar kuvvetlidir; öyle ki göz kamaşmasından bakışlarını dahi kaybedecek hâle gelirler. Ne var ki bu şimşek her çaktığında onlara kısa bir aydınlık verir, onlar da bu zayıf ışıkta birkaç adım atarlar. Fakat şimşek söner sönmez ortalık zifirî karanlığa gömülür ve onlar oldukları yerde donakalırlar, ne ileri gidebilir ne geri dönebilirler.
İşte münafıkların durumu tam olarak budur. Hak nuru zaman zaman kalplerine dokunur, bir parça aydınlanırlar; ancak bu aydınlanma kalıcı değildir. İmanın tadını alamaz, hidayetin lezzetini duyamazlar. Çünkü onların kalpleri, bu nura karşı kapalıdır. Her ne zaman hakikat onlara görünse, menfaatleri gereği bir adım atar gibi olurlar; fakat nefislerinin arzuları ve dünya menfaatleri ağır basınca yine karanlıkta kalırlar.
Âyetin sonunda ise Rabbimiz, kudretinin büyüklüğünü hatırlatmaktadır: Eğer Allah dileseydi, onların hem işitme hem de görme duyularını tamamen ellerinden alırdı. Bu, onların hakka karşı gösterdikleri duyarsızlığın ve körlüğün bir karşılığı olurdu. Fakat Allah Teâlâ, kullarına karşı merhametlidir; onlara tövbe etmeleri ve doğru yola dönmeleri için fırsat tanımaktadır. O, her şeye kadirdir; dilediği anda dilediği şeyi yapmaya gücü yetendir.
Bu âyetten alacağımız büyük dersler vardır: Öncelikle, iman nuru kalbe girdiğinde onu korumak ve güçlendirmek gerekir. Münafıkların aksine, müminler her duydukları ayet ve hadisle daha da aydınlanır, daha da güçlenirler. Zira onların kalpleri, vahiy yağmuruna açık bir toprak gibidir; her damladan bereketlenir, her ışıkla daha da parlar. Rabbimiz bizleri, nurunu kalbinden eksik etmeyeceği, hidayetinden ayırmayacağı kullarından eylesin. Unutmayalım ki Allah'ın kudreti sınırsızdır; O, dilediğini aziz, dilediğini zelil eder. Bizlere düşen, O'nun ipine sımsıkı sarılmak ve O'nun rızasına uygun bir hayat yaşamaktır.
📜 Ayet 18-22 — Bakara
Meal — Bakara 20
Sure Bakara Ayet 20 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Şimşeğin çakması neredeyse gözlerini alır; onları aydınlattıkça ışığında yürürler ve…Sure Ayet 20/286 — Bakara البقرة (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Bakara Dinle, Bakara Meal, Bakara mp3, Bakara pdf. Ayet 18–22. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










