Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Kitâb: Kitap, burada Kur’an-ı Kerim kastedilmektedir.
- Musaddik: Doğrulayan, tasdik eden, kendinden öncekilerle uyumlu olan.
- Yesteftihûn: Yardım istemek, zafer talep etmek; bir şeyin gerçekleşmesini isteyerek Allah’a dua etmek.
- Lâ’net: Allah’ın rahmetinden uzaklaştırma, lanetleme.
Tefsir:
Bu âyet-i kerîme, İsrâiloğulları’nın (Yahudilerin) Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) karşısındaki tutumlarını gözler önüne serer. Allah Teâlâ, onların kıssasını bizlere ibret vesilesi olarak anlatmaktadır.
Yahudiler, Tevrat’a sahiptiler ve içinde gelecek olan son Peygamber’in vasıflarını, ismini ve zamanını biliyorlardı. Kendi kitaplarında bu müjdeyi okumuşlardı. Hatta onlar, bu müjdeye dayanarak, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) gelişinden önce, kendilerine düşman olan müşrik Araplara karşı dua eder ve şöyle derlerdi: “Allah’ım! Bize son Peygamber’i gönder, biz de ona iman edip onunla birlikte bu kâfirlere karşı zafer kazanalım.” Yani onlar, bu Peygamber’in kendi içlerinden çıkacağını umuyor ve onun gelişini dört gözle bekliyorlardı.
Ancak Allah’ın hikmeti böyle tecelli etti. Vaat edilen Peygamber, onların kendi soylarından değil de, İsmail (a.s.)’ın neslinden gelen Hz. Muhammed (s.a.v.) olarak gönderildi. İşte tam bu noktada, daha önce gelmesini istedikleri ve tanıdıkları o Peygamber geldiğinde, onu tanıdılar; fakat kıskançlık, haset ve dünya hırsı onları yanılttı. Ona iman etmeleri gerekirken, inkâr ettiler ve onu yalanladılar.
Onların bu tutumu, daha önce kendilerinin beklediği ve müjdelediği bir şeyi, geldiği zaman reddetmek gibi çelişkili ve acı bir durumdur. Bu yüzden Allah Teâlâ, onların bu inkârlarına karşılık olarak, “Allah’ın laneti kâfirlerin üzerine olsun” buyurmuştur. Bu, onların Allah’ın rahmetinden uzaklaştırıldığını ve bu dünyada da ahirette de hüsrana uğradıklarını ifade eder.
Bu kıssadan biz Müslümanlar için çok büyük dersler vardır. Öncelikle, Allah’ın vaadi asla boşa çıkmaz. O, ne dilediyse onu yapar ve hikmeti her şeyin üzerindedir. İkinci olarak, insanın kendi hevâ ve hevesi, kıskançlığı, onu hakikati görmekten alıkoyabilir. Bu yüzden bizler, her zaman kalbimizi temiz tutmalı, haset ve kıskançlıktan uzak durmalıyız. Üçüncü olarak, Kur’an-ı Kerim’in ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) getirdiği her şeyin hak olduğuna gönülden iman etmeli ve bu nimete şükretmeliyiz. Allah bizi, kitabına ve Peygamberine iman edenlerden eylesin ve bizleri lanete uğrayanlardan değil, rahmetine nail olanlardan kılsın. Âmin.
📜 Ayet 87-91 — Bakara
Meal — Bakara 89
Sure Ayet 89/286 — Bakara البقرة (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Bakara Dinle, Bakara Meal, Bakara mp3, Bakara pdf. Ayet 87–91. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










