Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Yehdi: Aydınlanmak, apaçık ortaya çıkmak, doğru yolu bulmak.
- Yerisûne'l-ard: Yeryüzüne mirasçı olmak, orada yaşamak, bir önceki neslin yerine geçmek.
- Ehliha: O yerin önceki sahipleri, helak edilen önceki ümmetler.
- Asabnâhum: Onları yakalayıverdik, cezalandırdık.
- Natba'u: Mühürleriz, kapatırız.
- Lâ yesme'ûn: İşitmezler, duyduklarından ibret almazlar.
Tefsir:
Bu âyet-i kerîme, geçmiş ümmetlerin helak edilmesinden sonra yeryüzüne mirasçı olan nesillere önemli bir uyarı ve ibret dersi vermektedir. Allah Teâlâ, kendilerinden önceki kavimlerin günahları yüzünden nasıl helak edildiğini gören, onların yurtlarına yerleşen insanlara şöyle seslenmektedir: "Bu kadar açık ibretler karşısında hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız? Öncekilerin başına gelenlerin sizin başınıza da gelebileceğini anlamıyor musunuz?"
Allah'ın kudreti sınırsızdır. Dilerse, tıpkı önceki ümmetleri günahları sebebiyle helak ettiği gibi, bu sonrakileri de günahları yüzünden yakalayıp cezalandırabilir. Bu bir tehdit değil, bir gerçeğin hatırlatılmasıdır. Zira Allah'ın sünneti (kanunu) değişmez: Günah işleyen ve ısrar eden toplumlar, er ya da geç bunun karşılığını görürler.
Âyetin sonunda ise çok derin bir hakikate işaret edilmektedir: Allah, günah işlemekte ısrar eden ve hakikat karşısında sürekli yüz çeviren kimselerin kalplerini mühürler. Bu mühür, artık onların kalplerine imanın, hidayetin ve hayrın girememesi demektir. Böylece onlar, kulaklarıyla duydukları halde hakikati işitemez, gözleriyle gördükleri halde ibret alamaz hale gelirler. Bu, Allah'ın adaletinin bir gereğidir; zira onlar, kendi tercihleriyle hakikatten yüz çevirdikleri için Allah da onları bu halde bırakmıştır.
Sevgili kardeşlerim! Bu âyet bize ne kadar büyük bir ders vermektedir. Tarih boyunca nice güçlü kavimler, nice zengin ve şımarık toplumlar gelip geçmiştir. Onların hiçbiri, Allah'ın azabı geldiğinde kendilerini kurtaramamıştır. Bugün bizler, o kavimlerin yurtlarında yaşıyoruz. Onların saraylarından, bahçelerinden geriye sadece harabeler kalmıştır. İşte bu, bizim için en büyük ibrettir.
Öyleyse gelin, bu ibretlerden ders alalım. Günahlarımızdan vazgeçelim, Allah'ın rahmetine sığınalım. Zira Allah'ın kapısı, tövbe edenlere sonuna kadar açıktır. Kalplerimizin mühürlenmesinden, hakikati işitemez hale gelmekten Allah'a sığınalım. Her gün yeni bir sayfa açalım, her an O'na yönelip dua edelim. Unutmayalım ki, Allah'ın rahmeti gazabından çok daha büyüktür; yeter ki biz O'na samimiyetle yönelelim.
📜 Ayet 98-102 — A'râf
Meal — A'râf 100
Sure A'râf Ayet 100 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Kalblerini kapatıp mühürleriz de birşey duymazlar.Sure Ayet 100/206 — A'râf الأعراف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: A'râf Dinle, A'râf Meal, A'râf mp3, A'râf pdf. Ayet 98–102. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










