Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Ba's (بعثنا): Göndermek, elçi olarak yollamak.
- Âyât (âyâtinâ): Mucizeler, deliller, açık kanıtlar.
- Mele' (meleihi): İleri gelenler, kavmin önde gelenleri, eşraf.
- Zulüm (fe zalemû): Hakkı inkâr etmek, küfrü imanın yerine koymak, haddi aşmak.
- Âkıbet (âkıbetü): Sonuç, akıbet, varılacak yer.
- Müfsidîn (el-müfsidîn): Bozgunculuk yapanlar, fesat çıkaranlar.
Tefsir:
Bu âyet-i kerîmede Yüce Allah, peygamberlerin gönderiliş zincirinin bir halkasını daha bizlere haber veriyor. Daha önce gönderilen Nûh, Hûd, Sâlih, Lût ve Şuayb aleyhimüsselâm gibi nice peygamber ve onların kavimlerinin kıssalarını anlattıktan sonra, buyuruyor ki: "Sonra onların ardından Mûsâ'yı, âyetlerimizle Firavun'a ve onun ileri gelenlerine gönderdik."
Mûsâ aleyhisselâm, Yüce Allah'ın kendisine verdiği dokuz büyük mucize ile gönderilmişti: Asâ, beyaz el, çekirge, bit, kurbağa, kan, tufan, denizin yarılması ve taştan su fışkırması gibi apaçık deliller. Bu mucizeler, onun gerçekten Allah'ın elçisi olduğunu ispat eden kesin kanıtlardı. Fakat Firavun ve kavminin ileri gelenleri, bu apaçık delilleri gördükleri hâlde, büyüklük taslayarak ve inat ederek bunları inkâr ettiler. İşte bu inkâr, onların zulmüydü; çünkü hakikati bildikleri hâlde bile bile reddettiler.
Allah Teâlâ, Peygamber Efendimiz'e (sallallahu aleyhi ve sellem) hitaben "Bak!" buyuruyor. Bu bakış, ibret alan, ders çıkaran bir bakıştır. "Gör ki, bozgunculuk yapanların sonu nasıl oldu?" Firavun ve ordusu, zulüm ve fesatlarıyla yeryüzünde bozgunculuk çıkardılar, insanları Allah yolundan alıkoydular. Sonunda Yüce Allah onları denizde boğarak helâk etti; hem dünyada hem ahirette onları lanete uğrattı. Mûsâ ve İsrailoğulları ise bu helâkı gözleriyle gördüler.
Bu kıssada bizler için çok büyük ibretler vardır. Allah'ın âyetleri ne kadar açık olursa olsun, kalbi katılaşmış ve kibri kendisini sarmış olanlar bu âyetlerden faydalanamazlar. Zulüm, insanın kendi kendine yaptığı en büyük kötülüktür; çünkü zâlim, aslında kendi nefsine zulmetmiş olur. Bozgunculuk yapanlar, dünyada da ahirette de hüsrana uğrayacaklardır. Allah'ın sünneti değişmez: Kim O'nun âyetlerini inkâr eder ve yeryüzünde fesat çıkarırsa, sonu helâktir.
Sevgili kardeşim! Bu âyet bize gösteriyor ki, Allah'ın dinine karşı çıkanlar, ne kadar güçlü ve zengin olurlarsa olsunlar, sonlarında mutlaka perişanlık vardır. Firavun gibi "Ben sizin en büyük rabbinizim" diyen bir zorba bile, Allah'ın azabı karşısında hiçbir şey yapamadı. Öyleyse bizler, Allah'ın âyetlerine iman edelim, O'nun emirlerine uyalım ve bozgunculuktan uzak duralım. Unutmayalım ki, dünyada da ahirette de kurtuluş, Allah'a iman eden ve salih amel işleyenlerindir.
📜 Ayet 101-105 — A'râf
Meal — A'râf 103
Sure A'râf Ayet 103 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Sonra peygamberlerin ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun ve erkanına gönderdik. Ayetlerimize…Sure Ayet 103/206 — A'râf الأعراف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: A'râf Dinle, A'râf Meal, A'râf mp3, A'râf pdf. Ayet 101–105. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










