Âl-i İmrân · 181/200
Meal Okunuş — Âl-i İmrân
لَّقَدْ سَمِعَ اللَّهُ قَوْلَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّ اللَّهَ فَقِيرٌ وَنَحْنُ أَغْنِيَاءُ ۘ سَنَكْتُبُ مَا قَالُوا وَقَتْلَهُمُ الْأَنبِيَاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَنَقُولُ ذُوقُوا عَذَابَ الْحَرِيقِ ۝١٨١
Laqad sami`al laahu qawlal lazeena qaalooo innal laaha faqeerunw wa nahnu aghniyaaa`; sanaktubu maa qaaloo wa qatlahumul Ambiyaa`a bighairi haqqinw wa naqoolu zooqoo `azaaba Ihreeq
📖 Türkçe Anlam
And olsun ki, Allah: "Allah fakir; biz zenginiz" diyenlerin sözünü işitmiştir. Dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürdüklerini elbette yazacağız, "Yakıcı azabı tadın" diyeceğiz.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Fakîr: Muhtaç, yoksul, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah hakkında kullanıldığında eksiklik ve acziyet ifade eder.
  • Eğniyâ: Zenginler, ihtiyaçsızlar (Yahudilerin kendilerini kastetmesi).
  • Katl: Öldürme.
  • Azâbü’l-Harîk: Yakıp kavuran, alevleriyle kuşatan cehennem ateşinin azabı.

Tefsir:

Bu âyet-i kerîme, Allah Teâlâ’nın, kullarının sözlerini işittiğini ve hiçbir sözün O’ndan gizli kalmayacağını haber vermektedir. Yahudiler, Allah’ın kendilerinden borç istediğini iddia ederek küstahça “Allah fakirdir, biz ise zenginiz” demişlerdi. Bu sözleriyle Allah’a karşı edepsizlik yapmış, O’nu eksiklikle nitelemişlerdi. Oysa Allah, mutlak zengindir; hiçbir şeye muhtaç değildir. Kullarını infaka ve yardımlaşmaya teşvik etmesi, O’nun ihtiyacından değil, kullarının hayrına olan bir emridir.

Yüce Allah, bu çirkin sözlerini ve daha önce peygamberleri haksız yere öldürmelerini kaydedeceğini bildirmektedir. Onların bu amelleri, Allah’ın ilminde sabittir ve karşılıksız kalmayacaktır. Ahirette kendilerine “Tadın bakalım yakıp kavuran ateşin azabını!” denilecektir. Bu, onların dünyadaki küstahlıklarının ve zulümlerinin karşılığıdır.

Bu âyet, Allah’ın her şeyi işittiğini, bildiğini ve hiçbir kötülüğün cezasız kalmayacağını hatırlatır. Müminler için büyük bir teselli ve uyarıdır: Allah, zalimlerin sözlerini ve eylemlerini bilir; onları adaletiyle karşılayacaktır. Aynı zamanda müminlere, Allah’ın zenginliğini ve kudretini idrak ederek O’na güvenmeleri, O’nun emirlerine teslim olmaları gerektiğini öğretir. Allah’a karşı edepsizlik edenlerin sonu hüsrandır; O’na samimiyetle yönelenler ise kurtuluşa ererler. Bu vesileyle, dilimizi ve kalbimizi Allah’a karşı edepten ayırmamalı, O’nun her şeyden müstağni olduğunu bilerek şükür ve teslimiyet içinde olmalıyız.

🎧 Dinle

📜 Ayet 179-183 — Âl-i İmrân

179مَّا كَانَ اللَّهُ لِيَذَرَ الْمُؤْمِنِينَ عَلَىٰ مَا أَنتُمْ عَلَيْهِ حَتَّىٰ يَمِيزَ الْخَبِيثَ مِنَ الطَّيِّبِ ۗ وَمَا كَانَ اللَّهُ لِيُطْلِعَكُمْ عَلَى الْغَيْبِ وَلَٰكِنَّ اللَّهَ يَجْتَبِي مِن رُّسُلِهِ مَن يَشَاءُ ۖ فَآمِنُوا بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ ۚ وَإِن تُؤْمِنُوا وَتَتَّقُوا فَلَكُمْ أَجْرٌ عَظِيمٌ
Allah inananları sizin durumunuzda bırakacak değildir, temizi pisten ayıracaktır. Allah size gaybı bildirecek değildir; fakat Allah peygamberlerinden dilediğini seçip, ona gaybı bildirir. Artık Allah'a ve peygamberlerine inanın; inanır ve sakınırsanız size büyük ecir vardır.
180وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذِينَ يَبْخَلُونَ بِمَا آتَاهُمُ اللَّهُ مِن فَضْلِهِ هُوَ خَيْرًا لَّهُم ۖ بَلْ هُوَ شَرٌّ لَّهُمْ ۖ سَيُطَوَّقُونَ مَا بَخِلُوا بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ۗ وَلِلَّهِ مِيرَاثُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۗ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
Allah'ın bol nimetinden verdiklerinde cimrilik edenler, sakın bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar, bilakis bu onların kötülüğünedir. Cimrilik yaptıkları şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah işlediklerinizden haberdardır.
181لَّقَدْ سَمِعَ اللَّهُ قَوْلَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّ اللَّهَ فَقِيرٌ وَنَحْنُ أَغْنِيَاءُ ۘ سَنَكْتُبُ مَا قَالُوا وَقَتْلَهُمُ الْأَنبِيَاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَنَقُولُ ذُوقُوا عَذَابَ الْحَرِيقِ
And olsun ki, Allah: "Allah fakir; biz zenginiz" diyenlerin sözünü işitmiştir. Dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürdüklerini elbette yazacağız, "Yakıcı azabı tadın" diyeceğiz.
182ذَٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيكُمْ وَأَنَّ اللَّهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ لِّلْعَبِيدِ
"Bu, yaptığınızın karşılığıdır". Yoksa Allah kullara asla zulmetmez.
183الَّذِينَ قَالُوا إِنَّ اللَّهَ عَهِدَ إِلَيْنَا أَلَّا نُؤْمِنَ لِرَسُولٍ حَتَّىٰ يَأْتِيَنَا بِقُرْبَانٍ تَأْكُلُهُ النَّارُ ۗ قُلْ قَدْ جَاءَكُمْ رُسُلٌ مِّن قَبْلِي بِالْبَيِّنَاتِ وَبِالَّذِي قُلْتُمْ فَلِمَ قَتَلْتُمُوهُمْ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
"Doğrusu, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamak üzere Allah bize ahid verdi" diyenlere sen, de ki: "Benden önce peygamberler size belgeler ve dediğiniz şeyi getirdi. Doğru sözlü iseniz niçin onları öldürdünüz?"
Âl-i İmrânKuran Fihrist
200Ayet
MedeniRevelation
181Ayet

Meal — Âl-i İmrân 181

Sure Âl-i İmrân Ayet 181 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : And olsun ki, Allah: "Allah fakir; biz zenginiz" diyenlerin sözünü…

Sure Ayet 181/200 — Âl-i İmrân آل عمران (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Âl-i İmrân Dinle, Âl-i İmrân Meal, Âl-i İmrân mp3, Âl-i İmrân pdf. Ayet 179–183. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler