Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Esbâb: Sebepler, yollar, vesileler; burada göklerin yolları ve kapıları anlamındadır.
- Fattali'a: Yukarı çıkıp bakayım, muttali olayım.
- Züyyine: Süslendi, güzel gösterildi.
- Sûü amelihî: Kötü işi, çirkin ameli.
- Sudde: Engellendi, alıkonuldu.
- Kîd: Tuzak, hile, düzen.
- Tebâb: Helak, hüsran, yok oluş.
Tefsir:
Firavun, Hz. Musa'nın kendisini ve kavmini Allah'a iman etmeye çağıran davetine karşılık olarak, onu yalanlamak ve halkı etkilemek için veziri Hâmân'a şöyle dedi: "Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule inşa et. Belki o kuleye çıkarak göklerin yollarına ulaşır, oradan Musa'nın ilahına bakarım. Doğrusu ben, Musa'nın bu iddiasında yalancı olduğunu düşünüyorum." Firavun, bu sözleriyle hem halkı kandırıyor hem de Musa'nın getirdiği hakikati alaya alıyordu. O, gözleriyle görmeden hiçbir şeye inanmayacağını söyleyerek kibir ve inkârında diretiyordu.
İşte böylece Firavun'a kötü ameli süslü gösterildi; yaptığı bu çirkin iş, ona güzel göründü ve doğru yoldan alıkonuldu. O, batılını hak, hakikati ise batıl zannetti. Firavun'un, Musa'nın davetini boşa çıkarmak ve halkı saptırmak için kurduğu tüm tuzaklar ise ancak bir hüsran ve helak içindeydi. Onun bütün çabaları boşa gitti, planları iflas etti ve sonunda kendisi de helak oldu.
Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Faydalar:
- Kibir ve İnkârın Sonu Helaktir: Firavun, sahip olduğu güç ve saltanata güvenerek Allah'ı inkâr etti ve sonunda hem dünyada hem ahirette hüsrana uğradı. Bu, kibirlenenlerin akıbetinin ne kadar acı olduğunu gösterir.
- Kötü Amelin Süslenmesi Bir İmtihandır: Allah, bazı kullarını imtihan etmek için kötü amelleri onlara süslü gösterebilir. Bu durum, kişinin kalbinin ne kadar katılaştığını ve hakikate ne kadar kapalı olduğunu ortaya koyar. Mümin, bu tuzağa düşmemek için sürekli olarak kalbini arındırmalı ve hakikati aramalıdır.
- Hile ve Tuzakların Akıbeti Hüsrandır: Firavun'un tüm kurnazlıkları ve tuzakları, Allah'ın izni olmadan hiçbir işe yaramadı. Bu, Allah'a dayanan müminlerin, karşılarına çıkan her türlü tuzağa karşı güvende olduğunu ve sonunda zaferin müminlerin olacağını müjdeler.
- Hakikati Gözle Görmek İmanın Şartı Değildir: Firavun'un "görmek istiyorum" bahanesi, aslında bir inkâr ve kaçamaktı. İman, kalbin tasdiki ve gönülden teslimiyettir. Bu ayet, bizlere imanın, görmeden inanmak ve Allah'ın elçilerine güvenmek olduğunu öğretir.
- İslam'da Tevazu ve Teslimiyet Esastır: Firavun'un kibirli tavrı, müminin nasıl olmaması gerektiğinin bir karşıt örneğidir. Mümin, Allah'ın büyüklüğü karşısında tevazu gösterir, O'na teslim olur ve elçilerine uyar. Bu teslimiyet, dünya ve ahiret kurtuluşunun anahtarıdır.
📜 Ayet 35-39 — Mü'min
Meal — Mü'min 37
Sure Mü'min Ayet 37 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Firavun: "Ey Haman! Bana bir kule yap; belki yollara, göklerin…Sure Ayet 37/85 — Mü'min غافر (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Mü'min Dinle, Mü'min Meal, Mü'min mp3, Mü'min pdf. Ayet 35–39. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










