Hucurât · 8/18
Meal Okunuş — Hucurât
فَضْلًا مِّنَ اللَّهِ وَنِعْمَةً ۚ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ ۝٨
Fadlam minal laahi wa ni`mah; wallaahu `Aleemun Hakeem
📖 Türkçe Anlam
Bilin ki, içinizde Allah'ın Peygamberi bulunmaktadır. Eğer o, bir çok işlerde size uymuş olsaydı şüphesiz kötü duruma düşerdiniz; ama Allah size imanı sevdirmiş, onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkarcılığı, yoldan çıkmayı ve baş kaldırmayı size iğrenç göstermiştir. İşte böyle olanlar, Allah katından bir lütuf ve nimet sayesinde doğru yolda bulunanlardır. Allah bilendir, Hakim'dir.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Fadlen (فَضْلًا): Lutuf, ihsan, bağış.
  • Ni‘meten (نِعْمَةً): Nimet, iyilik, lütuf.
  • Alîm (عَلِيمٌ): Her şeyi hakkıyla bilen.
  • Hakîm (حَكِيمٌ): Her işi hikmetle yapan, her şeyi yerli yerine koyan.

Tefsir:

Ey müminler! Allah’ın kalplerinize imanı sevdirmesi, küfrü, günahları ve isyanı çirkin göstermesi; sizi doğru yola iletmesi ve hidayete erdirmesi—tüm bunlar sizin çabanızın veya kendi gücünüzün eseri değildir. Bu, yalnızca Allah’ın size olan sonsuz lütfu, keremi ve büyük bir nimetidir. O, dilediği kullarına bu ihsanı bahşeder ve onları kendi katına yaklaştırır.

Allah Teâlâ, kullarının hallerini tam olarak bilendir; kimin şükreden bir kul olduğunu, kimin nimetine layık olduğunu en iyi O bilir. O, her işi hikmetle yapandır; bu lütfu ve nimeti, layık olan kullarına, en uygun şekilde ve en güzel biçimde verir. O’nun takdiri asla boşuna değildir; her şeyi yerli yerine koyar, herkese hakkını ve layık olduğunu verir.

Ey insan! Bu büyük nimete şükretmek, Allah’ın sana verdiği iman ve hidayet nimetinin kıymetini bilmek, seni O’na daha da yaklaştırır. Unutma ki bu nimet, senin çabanla değil, Allah’ın rahmetiyle geldi. Öyleyse O’na hamd et, şükrünü artır ve bu nimetin kıymetini bilerek yaşa. Allah’ın lütfu ve nimeti, seni dünyada huzura, ahirette ise ebedi mutluluğa ulaştıracak en büyük sermayedir. Bu sermayeyi koru ve O’nun rızasına uygun bir hayat sür ki, bu nimetin devamı da artsın.

🎧 Dinle

📜 Ayet 6-10 — Hucurât

6يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن جَاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَإٍ فَتَبَيَّنُوا أَن تُصِيبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلَىٰ مَا فَعَلْتُمْ نَادِمِينَ
Ey inananlar! Eğer yoldan çıkmışın biri size bir haber getirirse, onun iç yüzünü araştırın, yoksa bilmeden bir millete fenalık edersiniz de sonra ettiğinize pişman olursunuz.
7وَاعْلَمُوا أَنَّ فِيكُمْ رَسُولَ اللَّهِ ۚ لَوْ يُطِيعُكُمْ فِي كَثِيرٍ مِّنَ الْأَمْرِ لَعَنِتُّمْ وَلَٰكِنَّ اللَّهَ حَبَّبَ إِلَيْكُمُ الْإِيمَانَ وَزَيَّنَهُ فِي قُلُوبِكُمْ وَكَرَّهَ إِلَيْكُمُ الْكُفْرَ وَالْفُسُوقَ وَالْعِصْيَانَ ۚ أُولَٰئِكَ هُمُ الرَّاشِدُونَ
Bilin ki, içinizde Allah'ın Peygamberi bulunmaktadır. Eğer o, bir çok işlerde size uymuş olsaydı şüphesiz kötü duruma düşerdiniz; ama Allah size imanı sevdirmiş, onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkarcılığı, yoldan çıkmayı ve baş kaldırmayı size iğrenç göstermiştir. İşte böyle olanlar, Allah katından bir lütuf ve nimet sayesinde doğru yolda bulunanlardır. Allah bilendir, Hakim'dir.
8فَضْلًا مِّنَ اللَّهِ وَنِعْمَةً ۚ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
Bilin ki, içinizde Allah'ın Peygamberi bulunmaktadır. Eğer o, bir çok işlerde size uymuş olsaydı şüphesiz kötü duruma düşerdiniz; ama Allah size imanı sevdirmiş, onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkarcılığı, yoldan çıkmayı ve baş kaldırmayı size iğrenç göstermiştir. İşte böyle olanlar, Allah katından bir lütuf ve nimet sayesinde doğru yolda bulunanlardır. Allah bilendir, Hakim'dir.
9وَإِن طَائِفَتَانِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ اقْتَتَلُوا فَأَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا ۖ فَإِن بَغَتْ إِحْدَاهُمَا عَلَى الْأُخْرَىٰ فَقَاتِلُوا الَّتِي تَبْغِي حَتَّىٰ تَفِيءَ إِلَىٰ أَمْرِ اللَّهِ ۚ فَإِن فَاءَتْ فَأَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا بِالْعَدْلِ وَأَقْسِطُوا ۖ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُقْسِطِينَ
Eğer müminlerden iki topluluk birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltiniz; eğer biri diğeri üzerine saldırırsa, saldıranlarla Allah'ın buyruğuna dönmelerine kadar savaşınız; eğer dönerlerse aralarını adaletle bulunuz, adil davranınız, şüphesiz Allah adil davrananları sever.
10إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ ۚ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Şüphesiz müminler birbiri ile kardeştirler; öyle ise dargın olan kardeşlerinizin arasını düzeltin; Allah'tan sakının ki size acısın.
HucurâtKuran Fihrist
18Ayet
MedeniRevelation
8Ayet

Meal — Hucurât 8

Sure Hucurât Ayet 8 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Bilin ki, içinizde Allah'ın Peygamberi bulunmaktadır. Eğer o, bir çok…

Sure Ayet 8/18 — Hucurât الحجرات (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Hucurât Dinle, Hucurât Meal, Hucurât mp3, Hucurât pdf. Ayet 6–10. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler